TSK açıklaması kaygı yarattı
TSK'nın yaptığı açıklamaya tepki gösteren akademisyen ve siyasetçiler, yapılan açıklamanın çözümü sürecini olumsuz etkileyeceğini belirtti. Prof. Doğu Ergil, CHP ve MHP'nin askeri buna mecbur bıraktığını belirterek, "Bu iki parti tehlikeli şeyler yapıyorlar. Bu sorun çözülmesin demek, çatışma sürsün demektir ki bu bölünmeye götürür" dedi.
Son günlerde Kürt sorunun çözüm tartışmaları Ankara'daki tartışmaları ve kavgaları da ateşledi. Siyasi partiler arasındaki polemiğe TSK da dahil oldu. DTP Van Milletvekili Fatma Kurtulan, TSK'nın yaptığı açıklamanın "Türkiye bölünemez" kaygısıyla yapılan bir açıklama olduğunu belirterek, "Vatanı bölmek isteyen kimse yok ki. Olmayan bir şeyle ilgili bir açıklama yapma gereği neden duyuluyor" diye konuştu. Kürtlerin bölücülük değil, birlikten yana olduğunu dile getiren Kurtulan, "Ortak vatanda özgür yurttaşlar olarak yaşamak istiyoruz. Kürtlerin bu insani doğal talebinin demokratik açılımlarla karşılık bulması gerekiyor" diye konuştu. Bu talebe MGK ve TSK da dahil her kurumun destek vermesi gerektiğini belirten Kurtulan, "Bu soruna başta anayasada çözüm bulunması gerekiyor. Bu konuda Kürtlerin birlikte yaşama isteği, kimlik ve kültür hakları anayasal güvenceye alınmalıdır" dedi. "İyi şeyler olacak" sözünün altının doldurulmasının ve açılımların önünün tıkanmamasını isteyen Kurtulan, "Bu süreci sabote etmeye değil, katkı sunmaya ihtiyaç var. Bu açıklamada Anayasanın değiştirilemez maddelerine atıfta bulunmak, bunlar değişmez demek, sürecin önünü tıkamaya yöneliktir. Anayasanın değiştirilmesi ve Kürtlerin dil ve kimlik haklarının kabul edilmesi zorunludur" diye konuştu.
'Asker açıklamayla 'bu benim işim değil' diyor'
TSK'nın açıklamasını değerlendiren Prof. Dr. Doğu Ergil de askerin bilinen görüşlerini tekrarladığını ve bunun sağlıklı olduğun ifade ederek, "Siyasi şiddetle mücadele görevimiz devam ediyor ama bunu aşan boyutları var. Buda bizim işimiz değil diyor. Bunu asker son zamanlarda söylüyor. Daha önce biz bu işi bitiririz bu bir asayiş meselesidir. Geri kalanı anayasada yazılanlar, üniter devlet, devletin dilinin Türkçe olması…" diye konuştu.
Ulus devlet ve üniter yapının da yerinden yönetim ve ademi merkezcilik ile çelişmediğini savunan Ergil, "Ulus derken de etnik bir ulusçuluk değil, çoğulcu bir ulus anlayışına evrilmesinin önünde hiçbir engel yok. Bu iş askeri konu değil, siyasal mutabakat ve uzlaşı gerektiren konular. Askerden beklenen tavır bu. Asker MGK'de ne demişti, açılım sürecine destek veriyoruz, demişti. Orada söylenen söylenmiş gerisi siyasidir" diye konuştu.
'CHP ve MHP bölmeye götürecek tehlikeli bir tavır içindeler'
"Askerin kırmızı çizgilerini" açıkladığı söylemine de katılmayan Ergil, askerin görevi gereği bugün ki anayasal çerçeveye sahip çıktığını ve bunun da şaşılacak bir şey olmadığını söyledi. Ergil, bunun değişmesi halinde askerin tavrının da değişeceğini dile getirdi. "CHP ve MHP'nin tutumu askeri bu açıklamayı yapmaya zorladı" yorumlarına katılan Ergil, "
Bu doğrudur, CHP ve MHP askeri bu noktaya sürükledi. Devletin vesayetçiliği sisteminde şimdiye kadar kilit kurum askeriyeydi. Asker giderek siyasetten askerlik mesleğine yani profesyonel güvenlik kurumu olmaya doğru çekiliyor. Ama bu çekilince, devlet merkezli siyaset anlayışı, devletin siyaset üzerinde vasiyeti denetleyici ve yönlendirici rolü de kayboluyor. O zaman bunun içinde çıkmış bu partiler giderek marjinalleşiyorlar" diye konuştu. CHP ve MHP'nin tehlikeli bir şey yaptığın söyleyen Ergil, "CHP ve özellikle MHP'nin tabanı müthiş karşı (açılıma). Bu partilerin liderleri direndikçe tehlike çanları çaldıkça ve 'kurt geliyor' dedikçe tabanları da buna inanmak durumunda kalıyor. O zaman açılıma olan destek azalıyor. Bu kötü bir siyaset, siyasetin doğasında birlikte yaşamın şartlarını aramak ve bunun hukukunu oluşturmak var. Biz bunu yapmayacağız diyor ama adı siyasi parti. Bu olmayınca kavga devam edecek. Bu ulusun parçalanmasına neden olur. Parçalı bir ulustan yekpare bir devlet çıkmaz" uyarısında bulundu.
'Bu açıklama, bundan sonraki tartışmaları olumsuz bir şekilde etkiler'
Akademisyen ve Yazar Erol Katırcıoğlu, yapılan açıklamayı "zamansız ve talihsiz" bulduğunu belirterek, yürütülen tartışmayı kesmeye yönelik olduğunu söyledi. Katırcıoğlu, uzun süredir Kürt sorunu tartışmalarına ilişkin CHP Lideri Baykal, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin "damardan milliyetçi bir söylemin" tutturduklarını ve TSK'nın yaptığı açıklamanın da bunun meyvesi olduğunu söyledi. "Genelkurmay başkanı olarak askeri de bu kadar içine alan neredeyse töhmet altında bırakan konuşmaların karşısında Genelkurmay başkanın sesiz kalması düşünülemezdi" diyen Katırcıoğlu, yapılan açıklamanın böyle bir refleksle yapıldığını bununda doğal olduğunu söyledi. Ancak Katırcıoğlu, talihsiz bulduğu noktalara da işaret ederek şunları söyledi: "Yani anayasanın 3. maddesini referans alarak, bu işin sınırının nerede olacağını söylemesi, Türk dilinin değişmezliğinin işaretini vermesi de bana düşündürücü geldi. Çünkü tartıştığımız konu bu ülkede Kürt varlığının kabul edilmesinin ve bunun T.C çatısı altında entegrasyonuydu. Bunu tartışıyorduk. Ancak henüz işin başında böyle bir sesle bunun kesilmesi talihsiz bir olaydır. TSK bu açıklamayla, 'bizim de kırmızı çizgilerimiz var bazı şeyleri konuşamayız' dedi."
'Konuşma özgürlüğüne sınırlama getirildi'
Konuşma özgürlüğüne bu açıklamayla sınırlama getirildiğini bununda "devletin varlığını riske atmamak" olarak belirlendiğini ifade eden Katırcıoğlu, "Bu sınırında devletin varlığını riske edecek konulara girmemek gerektiğini söylüyor. Belki devletin değişiminden bahsedeceğiz. Belki idari yapının değişmesini isteyeceğiz. Kamu reforma yapılmasını konuşmaya başladığımızda da 'bu devletin varlığını tehlikeye düşürür bunu konuşmayın' diyebilirler" şeklinde konuştu. "Oysa Türkiye'nin Kürt meselesinin konuşulması demokrasinin konuşulması anlamına geliyor" diyen Katırcıoğlu, "Başbuğ, kimlik üzerine siyaset yapılmaması gerektiğini söylüyor. O zaman hiç bir şeyi konuşmaya imkan vermeyen bir demokrasi ile kimlikler kendini nasıl ifade edecek" diye sordu. Katırcıoğlu: "Eğer demokrasimiz bunları konuşmaya müsaade etmiyorsa o zaman bazı kesimlerin özgürlüklerinin sınırlandığı anlamına gelir ki, bunu kimse kabul etmez" dedi. Katırcıoğlu, TSK'nın yaptığı açıklama ile, CHP-MHP ve Ordu'nun aynı noktada buluştuğunu belirterek, "Bu açıklamayı zamansız ve talihsiz buldum. Bahçelinin de Baykal'ında savunduğu fikri zemin sayın Başbuğ'un de dile getirdiği savunduğu çerçeve oluyor" diye konuştu.
'Bu açıklamayı yapıyorsan çözümden bahsedemezsin'
Yazar Jaklin Çelik de, askerin neden böyle bir açıklama yapma gereği duyduğunun anlaşılması gerektiğini belirterek, "Ortalık o kadar toz duman ki, böyle bir şey yapma gereği duyuyorlar. Asker bu açıklamayı siyasetteki gerilmeyi dizginlemek, ortalığı durultmaya çalışmak için yaptı" dedi. Ancak yapılan açıklamanın çözüme katkı sunmadığını belirten Çelik, "Bu açıklamayı yapıyorsan çözüm aramanın gerekçesi yok" diye konuştu./diha
'Asker açıklamayla 'bu benim işim değil' diyor'
TSK'nın açıklamasını değerlendiren Prof. Dr. Doğu Ergil de askerin bilinen görüşlerini tekrarladığını ve bunun sağlıklı olduğun ifade ederek, "Siyasi şiddetle mücadele görevimiz devam ediyor ama bunu aşan boyutları var. Buda bizim işimiz değil diyor. Bunu asker son zamanlarda söylüyor. Daha önce biz bu işi bitiririz bu bir asayiş meselesidir. Geri kalanı anayasada yazılanlar, üniter devlet, devletin dilinin Türkçe olması…" diye konuştu.
Ulus devlet ve üniter yapının da yerinden yönetim ve ademi merkezcilik ile çelişmediğini savunan Ergil, "Ulus derken de etnik bir ulusçuluk değil, çoğulcu bir ulus anlayışına evrilmesinin önünde hiçbir engel yok. Bu iş askeri konu değil, siyasal mutabakat ve uzlaşı gerektiren konular. Askerden beklenen tavır bu. Asker MGK'de ne demişti, açılım sürecine destek veriyoruz, demişti. Orada söylenen söylenmiş gerisi siyasidir" diye konuştu.
'CHP ve MHP bölmeye götürecek tehlikeli bir tavır içindeler'
"Askerin kırmızı çizgilerini" açıkladığı söylemine de katılmayan Ergil, askerin görevi gereği bugün ki anayasal çerçeveye sahip çıktığını ve bunun da şaşılacak bir şey olmadığını söyledi. Ergil, bunun değişmesi halinde askerin tavrının da değişeceğini dile getirdi. "CHP ve MHP'nin tutumu askeri bu açıklamayı yapmaya zorladı" yorumlarına katılan Ergil, "
Bu doğrudur, CHP ve MHP askeri bu noktaya sürükledi. Devletin vesayetçiliği sisteminde şimdiye kadar kilit kurum askeriyeydi. Asker giderek siyasetten askerlik mesleğine yani profesyonel güvenlik kurumu olmaya doğru çekiliyor. Ama bu çekilince, devlet merkezli siyaset anlayışı, devletin siyaset üzerinde vasiyeti denetleyici ve yönlendirici rolü de kayboluyor. O zaman bunun içinde çıkmış bu partiler giderek marjinalleşiyorlar" diye konuştu. CHP ve MHP'nin tehlikeli bir şey yaptığın söyleyen Ergil, "CHP ve özellikle MHP'nin tabanı müthiş karşı (açılıma). Bu partilerin liderleri direndikçe tehlike çanları çaldıkça ve 'kurt geliyor' dedikçe tabanları da buna inanmak durumunda kalıyor. O zaman açılıma olan destek azalıyor. Bu kötü bir siyaset, siyasetin doğasında birlikte yaşamın şartlarını aramak ve bunun hukukunu oluşturmak var. Biz bunu yapmayacağız diyor ama adı siyasi parti. Bu olmayınca kavga devam edecek. Bu ulusun parçalanmasına neden olur. Parçalı bir ulustan yekpare bir devlet çıkmaz" uyarısında bulundu.
'Bu açıklama, bundan sonraki tartışmaları olumsuz bir şekilde etkiler'
Akademisyen ve Yazar Erol Katırcıoğlu, yapılan açıklamayı "zamansız ve talihsiz" bulduğunu belirterek, yürütülen tartışmayı kesmeye yönelik olduğunu söyledi. Katırcıoğlu, uzun süredir Kürt sorunu tartışmalarına ilişkin CHP Lideri Baykal, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin "damardan milliyetçi bir söylemin" tutturduklarını ve TSK'nın yaptığı açıklamanın da bunun meyvesi olduğunu söyledi. "Genelkurmay başkanı olarak askeri de bu kadar içine alan neredeyse töhmet altında bırakan konuşmaların karşısında Genelkurmay başkanın sesiz kalması düşünülemezdi" diyen Katırcıoğlu, yapılan açıklamanın böyle bir refleksle yapıldığını bununda doğal olduğunu söyledi. Ancak Katırcıoğlu, talihsiz bulduğu noktalara da işaret ederek şunları söyledi: "Yani anayasanın 3. maddesini referans alarak, bu işin sınırının nerede olacağını söylemesi, Türk dilinin değişmezliğinin işaretini vermesi de bana düşündürücü geldi. Çünkü tartıştığımız konu bu ülkede Kürt varlığının kabul edilmesinin ve bunun T.C çatısı altında entegrasyonuydu. Bunu tartışıyorduk. Ancak henüz işin başında böyle bir sesle bunun kesilmesi talihsiz bir olaydır. TSK bu açıklamayla, 'bizim de kırmızı çizgilerimiz var bazı şeyleri konuşamayız' dedi."
'Konuşma özgürlüğüne sınırlama getirildi'
Konuşma özgürlüğüne bu açıklamayla sınırlama getirildiğini bununda "devletin varlığını riske atmamak" olarak belirlendiğini ifade eden Katırcıoğlu, "Bu sınırında devletin varlığını riske edecek konulara girmemek gerektiğini söylüyor. Belki devletin değişiminden bahsedeceğiz. Belki idari yapının değişmesini isteyeceğiz. Kamu reforma yapılmasını konuşmaya başladığımızda da 'bu devletin varlığını tehlikeye düşürür bunu konuşmayın' diyebilirler" şeklinde konuştu. "Oysa Türkiye'nin Kürt meselesinin konuşulması demokrasinin konuşulması anlamına geliyor" diyen Katırcıoğlu, "Başbuğ, kimlik üzerine siyaset yapılmaması gerektiğini söylüyor. O zaman hiç bir şeyi konuşmaya imkan vermeyen bir demokrasi ile kimlikler kendini nasıl ifade edecek" diye sordu. Katırcıoğlu: "Eğer demokrasimiz bunları konuşmaya müsaade etmiyorsa o zaman bazı kesimlerin özgürlüklerinin sınırlandığı anlamına gelir ki, bunu kimse kabul etmez" dedi. Katırcıoğlu, TSK'nın yaptığı açıklama ile, CHP-MHP ve Ordu'nun aynı noktada buluştuğunu belirterek, "Bu açıklamayı zamansız ve talihsiz buldum. Bahçelinin de Baykal'ında savunduğu fikri zemin sayın Başbuğ'un de dile getirdiği savunduğu çerçeve oluyor" diye konuştu.
'Bu açıklamayı yapıyorsan çözümden bahsedemezsin'
Yazar Jaklin Çelik de, askerin neden böyle bir açıklama yapma gereği duyduğunun anlaşılması gerektiğini belirterek, "Ortalık o kadar toz duman ki, böyle bir şey yapma gereği duyuyorlar. Asker bu açıklamayı siyasetteki gerilmeyi dizginlemek, ortalığı durultmaya çalışmak için yaptı" dedi. Ancak yapılan açıklamanın çözüme katkı sunmadığını belirten Çelik, "Bu açıklamayı yapıyorsan çözüm aramanın gerekçesi yok" diye konuştu./diha