"Tasfiye ile çözmek mümkün değil"
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın "demokratik açılım" çalışmalarına ilişkin açıklamalarını değerlendiren Kürt siyasetçiler ve barış aktivistleri, "Kürt sorununu tasfiye ederek ötekileştirerek, sindirerek, imhayı ve asimilasyonu esas alan bir yaklaşımla çözmek mümkün değildir. Bir çözümden bahsediliyorsa bu çözümün bir ayağı Kürtler olacaktır. Yani Sayın Öcalan'ın geliştirdiği yol haritası olacaktır. Bunları dikkate almadan bunlarla müzakere etmeden çözüm gelişmez" dedi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın "demokratik açılım" çalışmalarına ilişkin açıklamaları ne Kürtleri ne de barışseverleri tatmin etmezken, 'Yeni bir tasfiye konsepti mi devreye kondu?' sorusunu akla getirerek umut vermekten çok kaygıları arttırdı. 1 Eylül'de barışın yolunun ve Kürtlerin kırmızı çizgilerini dile getirmeye hazırlanan ve Diyarbakır'da Barış Nöbeti tutan barışseverler ve Kürt siyasetçileri Bakan Atalay'ın açıklamalarını değerlendirerek, hem eleştirdi hem de tepkilerini ortaya koydu. Atalay'ın açıklamalarına ilişkin değerlendirmeler ise şöyle:
Gökkan: Kürtler Sayın Öcalan'ın yol haritasını bekliyor
Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan: Kürtlerin umudu vardı. Herkes umutluydu fakat Bakan Atalay'ın açıklamasının ardından Kürtler için kaldırılamayacak söylemler olmuştur. Kimse beklemiyordu bu sözleri. Kürt sorunun çözümü için 1 Eylül'de Kürtler Sayın Öcalan'ın yol haritasını bekliyor. Kürtlerin ne düşündüğü iyi okunmalıdır. Bizim de büyük umutlarımız vardı. Atalay'ın söyledikleri çok muğlâktı. Af konusunun gündemlerinde bile olmadığını söyledi. Bakan Atalay, bu halka beklenen şeyi vermedi. Ama yine de umudumuz vardır. Kürt halkına bir cevap verilmelidir. Anayasa'nın değiştirilmemesi hiçbir işe yaramaz. Mahkumların bırakılması, dağdaki gerilla bunlar için bir formül bulunması gerekiyor. Yani umudumuz barışın oluşmasıdır. Bunları göz önünde bulundurmak zorundayız.
Türkiye Barış Meclisi: Hassasiyeti görmezden gelemeyiz
Türkiye Barış Meclisi Sekretaryası Seydi Fırat: Sorunu tasfiye planlı olarak ele almak doğru bir yaklaşım değildir. Yani başta çözümsüzlüğe kapıyı açmaktır. Kürt halkı ve Türkiye halkı çözüm istiyor. Tasfiye başka bir konsepttir, başka bir niyettir, başka bir plandır. Çözüm ise başka bir konsepti. Tasfiye konsepti 25 yıldır yürütülüyor. Bu konseptin Türkiye'yi çıkmaza soktuğu, Türkiye'de barışı gerçekleştirmeyeceği, sorunun çözümünü gerçekleştirmeyeceği açıktır. Tasfiyeden bahsedilmesi başlı başına büyük bir talihsizliktir. Geleceği karartma yaklaşımıdır. Bunun için tasfiye bir sefer kitaptan, sözden çıkarılmalıdır. Bir çözümden bahsediliyorsa bu çözümün bir ayağı Kürtler olacaktır. Diğer ayağı da Sayın Öcalan'ın geliştirdiği yol haritası olacaktır. Tüm bunları dikkate almadan bunlarla müzakere etmeden çözüm gelişmez. Gelinen noktada bölgede bu konuda büyük bir hayal kırıklığı vardır. Büyük bir endişe vardır. Biz bu endişenin üstünü örtemeyiz. Biz bu hassasiyeti görmezden gelemeyiz. Bu endişelerin giderilmesi için bir sefer çözüme yönelik bir niyet gösterilmesi gerekiyor.
SDP: Barışseverlerin isteklerini karşılamıyor
SDP Gençlik Kolları Üyesi Ekin Kement: Genel itibariyle hükümetin bu dönemde atacağı adımlar anlamlı olsa da içi boş kaldığı müddetçe bizlerin barışseverlerin isteklerini karşılamayacaktır. Burada önemli olan Kürt halkının onun siyasi temsilcilerinin muhatap olarak alınmasıdır. Bu olmadığı sürece bir gerçeklik olmayacaktır. Ama umut ediyoruz ki bu mücadele bizlere sosyalistlere de çok şey öğretti. Umarız AKP'de önümüzdeki süreçte bu açılımların içini doldurabilir. Ve bizler hepimiz özlemini duyduğumuz barışı yakın bir gelecekte yaşarız.
Üçer: Kürtlerin yol haritası var
DTP Van Milletvekili Özdal Üçer: Başından beri Kürt açılım diye söz edilen sürecin demokratik açılım olarak uygulanması talebini dile getirmiştik. AKP'nin bu açılım perspektifinde samimi olma beklentimizi her zaman dile getirdik. Sayın bakan bu gün öyle bir cümle kurdu ki zaten resmi ideolojinin bu güne kadar uyguladığı politikanın sürdürücülüğünü yapacağı mesajını verdi. Böylesi bir girişim samimiyet olarak algılanmaz. Kürt sorununu tasfiye ederek ötekileştirerek, sindirerek, imhayı, asimilasyonu esas alan bir yaklaşımla çözmek mümkün değildir. Kürt sorunun çözümünün tek bir yolu vardır. Kürt halkının demokratik talepleri karşılanmalı. Kürt halkının taleplerinin ne olduğu konusunda da bir netlik var. Kürtlerin bir yol haritası var, Kürtlerin çözüm önerileri var. Kürtlerin özgürlüğe ve eşitliğe olan duyarlılığı ortada bunları görmeyen hükümetin sadece tasfiye anlayışı çözümü bulabileceğini düşünmesi bir handikaptır. Temel bir yanılgıdır. Bu süreçten sonra AKP ya da devlet güçleri bu temelde Kürt sorunu ya çözecektir ya da bu çözümsüzlük bundan öncesi olduğu gibi AKP Hükümeti'nin de sonunu getirecektir.
Birdal: Cesaretli olunmalıydı
DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal: 1 Eylül Dünya Barış Günü öncesi yeni bir hayal kırıklığı oluşturuldu. Yaklaşık bir aydır halkı büyük bir beklenti içine soktular. Ama bugün halkın beklentilerine cevap olunacağına bu sürece ayak direnenlere, militarist, statükocu güçlere cevap verdiler. Bu doğru değildir. Sorunun çözümüne bu kadar yakınlaşmışken bugün böyle bir karşılığı olamayan bir açıklama, umutsuzluktur. Bu süreci başlatan kendi iradeleri olmadığı için çözümü de içselleştirmedikleri görülüyor. Ama biz sorunun adını koymadan bu süreci anlatmış olması önlerinde kısa ve uzun vadede bir ajandanın olmaması da bunu gösteriyor. Diyarbakır'a gelirken yine bir yerde "Ne mutlu Türküm diyene" yazısı vardı. Örneğin bunu Amed'ten kaldırmak bir adım olurdu. Burada samimi olmak gerekir. Bu açıklamanın dağda ve zindanda nasıl değerlendirildiğini merak ediyorum. Yarın çatışmasızlık durumunu sona erecek. Bugün bunu tekrar uzatmak için karşılıklı cesaretli olunmalı. Örneğin bir halatın iki ucundan birileri tutmuş. Birini AKP diğerini de şiddet ve çatışmaların sürmesini isteyenler var. Biz de barışı en çok isteyenler olarak AKP'nin ucunu tuttuğu halatın tarafına geçtik. Halatı tutmaya çalışıyoruz ama bizim tuttuğumuz halatın bugün bırakıldığını gördük. Çatışmasızlık süreci biraz daha uzatılabilinir. Ekim ayına kadar olabilir. Ankara'nın tekrar çark edeceğini düşünüyorum.
Atalay: Hayal kırıklığı yaşadık
Batman Belediye Başkanı Nejdet Atalay: İçişleri bakanının şahsından devletin yaklaşımı, meselenin kısmi sonuçları ile uğraşan esasların üzerinde durmayan, dolayısıyla çözme niyeti olmayan bir yaklaşımla karşı karşıya kaldık. Son birkaç aydır oluşan bu psikolojik havada, toplumda çok büyük bir beklenti oluşturmuştur. Bu beklentide Kürt sorunun nedenlerini ortadan kaldırılacağı üzere bir çözüme ulaşacağımız üzereydi. Büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya olduğunu söylemek mümkündür. Beklenti daha öteydi ama gerçekleşen çok geridir. Bu bir tasfiye yaklaşımdır. Kürtlerin içerisinde yer almadığı ve Kürtlere yer verilmeyen çözüm sürecinde, taraf olanın görülmediği bir yaklaşımdır. PKK ve liderini tamamen dışında tutan bir yaklaşımdır. Bu da gerçekten sorunu daha da derinleştiren bir riski doğuracak. Halen süreç tamamlanmamışken oluşan bu toplumsal uzlaşıyı 30 yıldır ilk defa yakaladığımız toplumsal zemini değerlendirmek gerekir./diha
Gökkan: Kürtler Sayın Öcalan'ın yol haritasını bekliyor
Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan: Kürtlerin umudu vardı. Herkes umutluydu fakat Bakan Atalay'ın açıklamasının ardından Kürtler için kaldırılamayacak söylemler olmuştur. Kimse beklemiyordu bu sözleri. Kürt sorunun çözümü için 1 Eylül'de Kürtler Sayın Öcalan'ın yol haritasını bekliyor. Kürtlerin ne düşündüğü iyi okunmalıdır. Bizim de büyük umutlarımız vardı. Atalay'ın söyledikleri çok muğlâktı. Af konusunun gündemlerinde bile olmadığını söyledi. Bakan Atalay, bu halka beklenen şeyi vermedi. Ama yine de umudumuz vardır. Kürt halkına bir cevap verilmelidir. Anayasa'nın değiştirilmemesi hiçbir işe yaramaz. Mahkumların bırakılması, dağdaki gerilla bunlar için bir formül bulunması gerekiyor. Yani umudumuz barışın oluşmasıdır. Bunları göz önünde bulundurmak zorundayız.
Türkiye Barış Meclisi: Hassasiyeti görmezden gelemeyiz
Türkiye Barış Meclisi Sekretaryası Seydi Fırat: Sorunu tasfiye planlı olarak ele almak doğru bir yaklaşım değildir. Yani başta çözümsüzlüğe kapıyı açmaktır. Kürt halkı ve Türkiye halkı çözüm istiyor. Tasfiye başka bir konsepttir, başka bir niyettir, başka bir plandır. Çözüm ise başka bir konsepti. Tasfiye konsepti 25 yıldır yürütülüyor. Bu konseptin Türkiye'yi çıkmaza soktuğu, Türkiye'de barışı gerçekleştirmeyeceği, sorunun çözümünü gerçekleştirmeyeceği açıktır. Tasfiyeden bahsedilmesi başlı başına büyük bir talihsizliktir. Geleceği karartma yaklaşımıdır. Bunun için tasfiye bir sefer kitaptan, sözden çıkarılmalıdır. Bir çözümden bahsediliyorsa bu çözümün bir ayağı Kürtler olacaktır. Diğer ayağı da Sayın Öcalan'ın geliştirdiği yol haritası olacaktır. Tüm bunları dikkate almadan bunlarla müzakere etmeden çözüm gelişmez. Gelinen noktada bölgede bu konuda büyük bir hayal kırıklığı vardır. Büyük bir endişe vardır. Biz bu endişenin üstünü örtemeyiz. Biz bu hassasiyeti görmezden gelemeyiz. Bu endişelerin giderilmesi için bir sefer çözüme yönelik bir niyet gösterilmesi gerekiyor.
SDP: Barışseverlerin isteklerini karşılamıyor
SDP Gençlik Kolları Üyesi Ekin Kement: Genel itibariyle hükümetin bu dönemde atacağı adımlar anlamlı olsa da içi boş kaldığı müddetçe bizlerin barışseverlerin isteklerini karşılamayacaktır. Burada önemli olan Kürt halkının onun siyasi temsilcilerinin muhatap olarak alınmasıdır. Bu olmadığı sürece bir gerçeklik olmayacaktır. Ama umut ediyoruz ki bu mücadele bizlere sosyalistlere de çok şey öğretti. Umarız AKP'de önümüzdeki süreçte bu açılımların içini doldurabilir. Ve bizler hepimiz özlemini duyduğumuz barışı yakın bir gelecekte yaşarız.
Üçer: Kürtlerin yol haritası var
DTP Van Milletvekili Özdal Üçer: Başından beri Kürt açılım diye söz edilen sürecin demokratik açılım olarak uygulanması talebini dile getirmiştik. AKP'nin bu açılım perspektifinde samimi olma beklentimizi her zaman dile getirdik. Sayın bakan bu gün öyle bir cümle kurdu ki zaten resmi ideolojinin bu güne kadar uyguladığı politikanın sürdürücülüğünü yapacağı mesajını verdi. Böylesi bir girişim samimiyet olarak algılanmaz. Kürt sorununu tasfiye ederek ötekileştirerek, sindirerek, imhayı, asimilasyonu esas alan bir yaklaşımla çözmek mümkün değildir. Kürt sorunun çözümünün tek bir yolu vardır. Kürt halkının demokratik talepleri karşılanmalı. Kürt halkının taleplerinin ne olduğu konusunda da bir netlik var. Kürtlerin bir yol haritası var, Kürtlerin çözüm önerileri var. Kürtlerin özgürlüğe ve eşitliğe olan duyarlılığı ortada bunları görmeyen hükümetin sadece tasfiye anlayışı çözümü bulabileceğini düşünmesi bir handikaptır. Temel bir yanılgıdır. Bu süreçten sonra AKP ya da devlet güçleri bu temelde Kürt sorunu ya çözecektir ya da bu çözümsüzlük bundan öncesi olduğu gibi AKP Hükümeti'nin de sonunu getirecektir.
Birdal: Cesaretli olunmalıydı
DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal: 1 Eylül Dünya Barış Günü öncesi yeni bir hayal kırıklığı oluşturuldu. Yaklaşık bir aydır halkı büyük bir beklenti içine soktular. Ama bugün halkın beklentilerine cevap olunacağına bu sürece ayak direnenlere, militarist, statükocu güçlere cevap verdiler. Bu doğru değildir. Sorunun çözümüne bu kadar yakınlaşmışken bugün böyle bir karşılığı olamayan bir açıklama, umutsuzluktur. Bu süreci başlatan kendi iradeleri olmadığı için çözümü de içselleştirmedikleri görülüyor. Ama biz sorunun adını koymadan bu süreci anlatmış olması önlerinde kısa ve uzun vadede bir ajandanın olmaması da bunu gösteriyor. Diyarbakır'a gelirken yine bir yerde "Ne mutlu Türküm diyene" yazısı vardı. Örneğin bunu Amed'ten kaldırmak bir adım olurdu. Burada samimi olmak gerekir. Bu açıklamanın dağda ve zindanda nasıl değerlendirildiğini merak ediyorum. Yarın çatışmasızlık durumunu sona erecek. Bugün bunu tekrar uzatmak için karşılıklı cesaretli olunmalı. Örneğin bir halatın iki ucundan birileri tutmuş. Birini AKP diğerini de şiddet ve çatışmaların sürmesini isteyenler var. Biz de barışı en çok isteyenler olarak AKP'nin ucunu tuttuğu halatın tarafına geçtik. Halatı tutmaya çalışıyoruz ama bizim tuttuğumuz halatın bugün bırakıldığını gördük. Çatışmasızlık süreci biraz daha uzatılabilinir. Ekim ayına kadar olabilir. Ankara'nın tekrar çark edeceğini düşünüyorum.
Atalay: Hayal kırıklığı yaşadık
Batman Belediye Başkanı Nejdet Atalay: İçişleri bakanının şahsından devletin yaklaşımı, meselenin kısmi sonuçları ile uğraşan esasların üzerinde durmayan, dolayısıyla çözme niyeti olmayan bir yaklaşımla karşı karşıya kaldık. Son birkaç aydır oluşan bu psikolojik havada, toplumda çok büyük bir beklenti oluşturmuştur. Bu beklentide Kürt sorunun nedenlerini ortadan kaldırılacağı üzere bir çözüme ulaşacağımız üzereydi. Büyük bir hayal kırıklığıyla karşı karşıya olduğunu söylemek mümkündür. Beklenti daha öteydi ama gerçekleşen çok geridir. Bu bir tasfiye yaklaşımdır. Kürtlerin içerisinde yer almadığı ve Kürtlere yer verilmeyen çözüm sürecinde, taraf olanın görülmediği bir yaklaşımdır. PKK ve liderini tamamen dışında tutan bir yaklaşımdır. Bu da gerçekten sorunu daha da derinleştiren bir riski doğuracak. Halen süreç tamamlanmamışken oluşan bu toplumsal uzlaşıyı 30 yıldır ilk defa yakaladığımız toplumsal zemini değerlendirmek gerekir./diha