07 Mayıs 2010, Cuma

DENİZ, HÜSEYİN, YUSUF

'Onlar o büyük günde de anılacak'

Denizlerin mücadele arkadaşı ve Hayat Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni Aydın Çubukçu’nun Karşıyaka Mezarlığı’ndaki konuşması:

Denizlerin kardeşleri merhaba.

Bir 6 Mayıs’ta yine beraberiz. Büyüyerek beraberiz, çoğalarak beraberiz, güçlenerek beraberiz.

Önümüzde ne kadar zorlu ve uzun bir yol olursa olsun, er geç sosyalizm hedefine ulaşacağımızın bilinciyle her 6 Mayıs’ta Denizleri, binlerce çoğalarak, yanımıza katarak ilerliyoruz. Denizler çoğalıyor, Denizler güçleniyor, Denizler her gün daha genç, her gün daha güçlü olarak sosyalizmin, devrimin yolunda ilerlemeye devam ediyor.

Onları asanlar ‘ibreti âlem olacak’ demişlerdi.

Yani ‘bundan sonrakiler korkacaklar, bundan sonrakiler yılacaklar. Onların ipte sallanışını görenler bir daha bu yola girmeyecekler’ demişlerdi. Ne kadar yanılmışlar, ne kadar korkakmışlar aslında. İşçiler ve emekçiler yılmadılar. Onların istediği gibi bir ibret almadılar. Daha da güçlenerek ilerlediler.

Ama tarihte eğer ibret almak diye bir şey varsa biz yakın bir zamanda çok acı bir ibret aldık. Hakim sınıflara hizmet etmek ne sefil bir şeymiş arkadaşlar. Ne acınacak bir şeymiş. (Ali Elverdi’yi kastederek) siyah bir tabutta doğru dürüst helalleşmeden gömüldü cellât. Böyle bir ibret, böyle bir dersi acaba onlar alacaklar mı?

İşte Denizler, Hüseyinler, Yusuflar, Mahirler, İbrahimler dimdik ayaktalar. Halkın kalbinde ve mücadelesinde her geçen gün daha diri, daha canlı ayaktalar.

(Cellâtları kastederek) Ama onların yaşadığından bile haberimiz yoktu, ölünce duyduk ki yaşıyorlarmış. Meğer yaşıyorlarmış. Hizmetlerinde kullandıkları bir aracıyı nasıl değer bilmezce gömdüler, nasıl ibreti âlem olsun diye önümüze koydular.

Büyük derstir ve bilelim ki egemen sınıflara hizmet ancak böyle ödüllendirilir. Hayattaki bütün değerleri çiğneyen, gençliği, kadınları, işçileri, emekçileri ezilen halkları hiçe sayan, bir zihniyetin hizmetinde olmanın sonucu ancak onların kendilerine verdiği değer kadardır.

Biz, bizim için mücadele edenleri, bizim için ipi göğüsleyenleri; niçin savaştıklarını bilerek bilincimizle olduğu kadar sevgimizle de sonsuza kadar yaşatırız. Biz halkız, biz işçileriz, biz ezilen halklarız. Kadınlarız, gençleriz, çocuklarız. Siz kimsiniz? Siz kimsiniz? Hiç, hiç, hiç.

Tarihin önünde bir çöpten fazla değeriniz yok. Unutulacaksınız ve şimdiden unutuldunuz.

Biz intikam peşinde değiliz ama tarih öcünü almayı biliyor.

Deniz, Yusuf, Hüseyin her zaman olduğu gibi yine önümüzde, yine yanımızda güçlenerek bu mücadelenin zafere kadar gitmesinde bizimle beraber olacaklar. Tarih, kendisini ileri doğru çeviren o büyük tekerlek, işçi sınıfının, emekçilerin, ezilen halkların büyük gücü egemen, barış ve sonsuz özgürlük dünyasını kurana kadar biz, sizi anacağız. Ondan sonra da anılacaksınız. O büyük günü görenler geriye dönüp baktıklarında, ‘işte’ diyecekler, ‘işte hayaliniz gerçekleşti’.

Bu büyük güne ulaşana kadar, her gün daha büyük bir çığ halinde, ezilenlerin kavgası, ezenleri ebediyen tarihten silerek devam edecek.

Yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm!

Yaşasın Deniz, Yaşasın Hüseyin, Yaşasın Yusuf!