09 Haziran 2010, Çarşamba

Yeni dönemin belirleyeni: Kapatma davası

AYHAN BİLGEN ayhanbilgen@yahoo.com

Bazı okuyucularımız yazılarımın temenniler hatta beklentiler üzerine kurulu olduğunu sanarak tepki veriyorlar. Bu yazının da benzer bir ithama uğramaması için baştan ifade edeyim. Hiçbir gerekçe ile partiler hakkında kapatma davası açılmasını doğru bulmuyorum. Ancak bu ülkede hala egemen olan hukuk mantığı,  benim düşünce dünyamdan oldukça uzakta seyretmektedir.  Sözü daha fazla uzatmayayım.  İktidar partisi hakkında kapatma davası açılması ihtimali gittikçe yükseliyor.

Felaket tellallığı yapmak da değil niyetim. Sadece gerçeklerin soğuk yüzünü görmemek için gözlerini kapatanlara uyarı sorumluluğumu yerine getirmeye çalışıyorum. İktidar partisine yönelik bir kapatma davasının üzerine oturacağı gerekçelerin hukukiliğini tartışmaya gerek bile duymuyorum. Kürt siyasetine yönelik bir benzer hamleyi doğru bulmadığım gibi.

Bazıları, Ergenekon davası ile İsrail krizi üzerinden bir kolay bağlantı kurup, işte bu nedenlerle kapatılma davası açıldı, diyebilir. Tıpkı Kürt sorununda çatışmaların yoğunlaşmasını kolayca İsrail ile ilişkilendirip işin içinden çıkanlar olduğu gibi. İşin nedenleri üzerine analiz yapmanın bir noktadan sonra anlamı yoktur.  Zira artık nedenleri ortadan kaldırarak o gelişmeyi engellemek mümkün değildir.

“Kapatma davası neden açılsın?” sorusu yerine, “neden açılmasın ?” sorusu üzerinden gitmeyi doğru buluyorum. Türkiye’de hukuk mantığı, ne yazık ki bizi böyle tartışmaya zorluyor. İçerde Ergenekon davası üzerinden bir tasfiye süreci yaşanıyor ve siz böyle bir kavgada elde bulunan kozların kullanılmamasını umarak siyaset yapıyorsanız, yanılma ihtimaliniz oldukça yüksek demektir. “Kapatma davası açılmaz” diyenlerin önemli gerekçelerinden birisi, iktidar partisinin uluslar arası ilişkilerde üstlendiği rol. Ben bu rolün iktidar partisi içindeki dengelerle oynanarak daha etkin biçimde devam edebileceğini düşünüyorum.  Hakkında siyasi yasak istenecek isimler üzerinden daha ayrıntılı bir değerlendirmeye girmeyi doğru bulmuyorum.

“Kapatma davası açılmaz” diyenlerin ikinci gerekçesi, böyle bir davanın mağduriyet psikolojisi ile iktidar partinsin oylarını artıracağıdır. Bazı önemli unsurlarından ayıklanma karşılığında büyüme beklentisi ahlaksız siyaset dünyasında fena bir pazarlık yöntemi değildir. Kaldı ki ben Türk toplumunun mağdurlarla dayanışma duygusunun sanıldığı kadar idealist bir tutum olmadığını düşünüyorum. Hakkında siyasi yasak getirilecek ve milletvekillikleri düşme ihtimali bulunacak isimlerin aday gösterilmesinin bile parti içi gerilimleri yükseltmeye yeteceğini sanıyorum.

Koalisyon hesapları ile ilk genel seçimlerde ortaya çıkacak tablo arasındaki ilişki ne kadar somut gerçekliklere dayanıyorsa, açılacak bir kapatma davası ile seçimlerde ortaya çıkacak tablo arasında ki ilişki de o kadar net nedensellik bağı taşımaktadır.

Bütün bu hesaplarda Kürt sorununda çözümsüzlük nereye oturuyor diyorsanız, benim cevabım çok kısa. İş işten geçtikten sonra, hükümet “terörle sınırsız mücadele” zeminine de otursa, diyalog için utangaç girişimlerde de bulunsa çok şey değişmeyecek.  KCK davası üzerinden tehdit-pazarlık denklemi kuranlar, Ergenekon davasında benzer hamleler yapanlar, kapatma davası üzerinden de kendilerine karşı aynı oyunun oynanmasını göze alıyor olmaları gerekir.

Türkiye’nin değişimini, oyunun kurallarının değişimi ve yapısal dönüşüm üzerine oturtmadıkça iktidar mücadelesinde “her yol meşru” görülmeye devam edecektir. Ahlaksız kuralları kendi lehine kullandığında kazanacağını sananlar, kaybedebilecekleri ihtimalini dikkate bile almazlar. Tek şansımız oyunu bozacak bir siyasetin inşasıdır, oyunu iyi oynayanların kazanıyor gözükmesi, insan onurunun kazanması anlamına gelmez.

Yazıyı bir fantezi cümlesi ile bitirelim. KCK davasının, Ergenekon davasının ve hatta iktidar partisi siyasetçileri hakkında açılacak davanın kaderi birlikte şekillenecektir. Ya hepsinde geri adım ya da hepsinde cezalandırma ve af süreci. Sacı üç ayak yerine iki ayak üzerine oturtmak artık imkânsız. İkili uzlaşmalarla üçüncüyü tasfiye dönemi artık sona eriyor.  Çok vahim hatalar yapılmadıkça tabi. Üçlü uzlaşmayı baştan göze alarak siyaset yapmak yeni dönemin tek çıkış yoludur. Uzlaşmasına bile izin verilmek istenmeyen taraf ise çok daha güçlü olarak yeniden doğar.

Ringde boksörlerle hakemin bir birine karıştığı bir görüntü, yaz aylarının en dikkat çekici fotoğrafı olacak.

Günlük