Evren’den Anayasa Değişikliği’ne onay
12 Eylül askeri darbesinin bir numarası Kenan Evren anayasa değişikliği konusunda Sabah gazetesine konuşmuş. Vahiy değil elbette değiştirilebilir. O günün şartları onu gerektiriyordu bu günün şartları başka, gibi ifadeler kullanılmış. Kısaca biz Kenan Evren anayasasını değiştireceğiz, 12 Eylül ile hesaplaşacağız derken O, tüm polemikleri boşa çıkartan bir açılım yapmış.
Değişimin esasa dair bir arayışı değil, günün koşullarına dair bir uyarlamayı yansıttığı Kenan Evren’in çıkışından kolayca okuyabiliriz. Toplumun değil devleti yönetenlerin çıkarları neyi gerektiriyorsa o yönde bir adım atmayı, gerçek bir değişim olarak tanımlamak doğru değildir.
Hak ve özgürlükler günün koşullarına göre tartışılacak bir konu değildir. Ülkeyi kim yönetiyor olursa olsun bağlı kalınması gereken ana ilkelerdir. Bu hükümet giderse hak ve özgürlüklerde elimizden gider, propagandası bu nedenle çarpık bir değişimi yansıtır. Günün koşullarına göre ayarlanmış bir vitrin iyileştirmesini, demokratikleşme olarak tanımlamak bu nedenle mümkün değildir.
İDAM’I KALDIRMAK VE İDAMLARDAN NEMALANMAK
Her ne kadar MHP açıkça sahip çıkmasa da, idam cezası anayasadan MHP’nin de iktidarda bulunduğu dönemde çıkarılmıştır. MHP’nin bu sahiplenememe psikolojisini iyi kullanan Başbakan, sanki referandumla idam cezasını kaldıracakmış gibi bir propaganda dili kullanıyor. Sanki idamların failleri yargılanacakmış gibi bir söylem ortaya koyuyor.
Sanki bu gün cezaevlerinde hiçbir insanlık dışı uygulama yokmuş gibi geçmişle hesaplaşmayı tercih ediyor. Elbette 12 Eylül 1980 tarihinden bir süre sonra yargılama ve cezaevi koşullarında kısmi iyileştirmeler yaşandı. Darbe koşullarını sonsuza kadar devam ettirmek mümkün olmayacağı için kontrollü bir gevşetme yöntemine gidildi. Seksenli yılların ortalarından bu güne uzanan tabloyu, bu günün gerçeklikleri içinde ele almak gerekir. Bu günün cezaevi uygulamalarını görmezlikten gelerek, devam eden keyfi yargılama alışkanlıklarını masaya yatırmadan ne 12 Eylül ile hesaplaşabiliriz ne de o zihniyetin ürünü olan Anayasa’yı ortadan kaldırabiliriz.
Daha önce 16 kez AB’ye uyum çerçevesinde değiştirilmiş bir anayasayı 17.kez değiştireceğiz. Anayasa mahkemesinin ince ayarından sonra sadece iktidar partisinin değil devletin de projesi haline gelen referandum paketi var önümüzde. Böyle bir paket en azından CHP ile uzlaşılarak da hazırlanabilirdi. Türkiye’nin ihtiyacı olan ise öncelikle toplumun beklentilerini esas alan bir değişime imza atmaktır.
12 Eylül’de idamları savunanlar da devleti anarşiye karşı korumak için bunu yapmak zorunda olduklarını anlatıyorlardı. Son bir soru; insan hakları açısından idam cezası mı yargısız infazlar mı daha ağır eleştiriyi hak etmektedir? Elbette ihlaller arasında önem hiyerarşisi kurulamaz. Ancak yargısız infazların devam ettiği bir ülkede 30 yıl önceki idamlara ağlamak biraz garip değil mi?
MECLİSİ OLAĞAN ÜSTÜ TOPLAMA PLANI
Özel ve profesyonel sınır birlikleri ile ilgili yasal düzenleme için iktidar partisi grubundan imzaların şimdiden toplandığı söyleniyor. Sorunun çözümünde bu arayışın ne anlam ifade ettiğini şimdilik tartışma dışı tutalım.
Peşinen toplanan imzaları başka bir amaçla kullanmaya ihtiyaç kalmamasını umalım. Zira hala Ankara kulislerinde, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı yayınlandığında Cumhuriyet Başsavcısının bazı girişimlerde bulunacağı iddiaları dolaşıyor.