01 Ağustos 2010, Pazar

İstanbul'da boykot çağrısı

İstanbul'da 36 siyasi parti ve kitle örgütü tarafından düzenlenen ''12 Eylül'de sandığa gitmiyoruz. Demokratik bir Anayasa istiyoruz. Demokratik bir çözüm istiyoruz'' mitingi yapıldı.

KAZIM ŞAHİN kazimsahin@emekdunyasi.net

SERKAN KURT serkan@emekdunyasi.net

Foto Galeri: İstanbul'da boykot çağrısı

Miting saat 14.00'da kitlenin toplanması ve Çağlayan meydanına yürümesiyle başladı. Mitinge BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve aralarında Prof. Dr. Büşra Ersanlı, Gazeteci-Yazar Ertuğrul Kürkçü gibi isimlerin de bulunduğu birçok aydın da katılarak destek verdi.

Ağustos ayının sıcağına rağmen binlerin katılımıyla gerçekleşen mitingde ilk sözü miting tertip komitesi adına Aydemir Anlı aldı. Anlı, coşkulu kalabalığı selamlayarak başladığı konuşmasında, bugün Anayasa değişikliğine evet ya da hayır demeyenlerin İstanbul Çağlayan'da bir araya geldiğini belirterek; "Kürtlerin, emeğin haklarının olmadığı bir anayasada yani bizim olmayan bir anayasanın oylanmasında, bir yanıyla 12 Eylül anayasasının meşrulaştırılmasında bizde yokuz ve boykot ediyoruz." sözleriyle mitingi başlattı.

"SANDIĞI BOŞ GÖNDERMEK İÇİN, SANDIĞA SAHİP ÇIKACAĞIZ"

Anlı'dan sonra kürsüye BDP İstanbul İl Eşbaşkanı Mustafa Avcı çıktı. Avcı Kürtçe gerçekleştirdiği konuşmasında, bugün aralarında Ahmet Türk, Aysel Tuğluk ve Bengi Yıldızı'nda olacaklarını, ancak gelemediklerini belirterek sözlerine şu açıklamayı yaparak devam etti; "Batman'da bir patlama meydana geldi ve 4 mücadele arkadaşımız hayatını kaybetti. Bu yüzden arkadaşlarımız programlarını yarıda bırakarak oraya gitti. Onlar adına sizden özür diliyorum, ancak mecburen gitmek durumunda kaldılar".

İstanbul'da yapılan mitingin AKP'ye verilecek mesaj için önemli olduğunu ifade eden Avcı, "30 yıldır üzerimizdeki zulüm devam ediyor. 30 yıldır barış, demokrasi ve özgürlük tutkunları olarak hep beraber artık yeter diyoruz. Artık yeter, zulüm ve zorbalık. Artık yeter kan ve gözyaşı. AKP, MHP, CHP ve diğerleri bu güne kadar kan dışında bir şey istemediler. Bugün de istemiyorlar. Ancak o 4 arkadaşımızın hayatını kaybetmesi, savaşın bir sonucudur. Ancak özgürlük, demokrasi ve barış mücadelemiz her türlü koşulda devam ediyor, devam edecek. İstanbul da bu mücadelemiz için stratejik bir şehirdir. Biz de bu kentte, mücadelemizi, birlikteliğimizi ve örgütümüzü yükseltip güçlendirmek zorundayız. Eğer İstanbul dik durursa, AKP adım atmak zorunda kalır" diye konuştu.

Avcı konuşmasında 12 Eylül'de oy kullanmayacaklarını, referandumu boykot edeceklerini ancak sandıkların boş gitmesi için halkın sandıklara sahip çıkması gerektiği uyarısını yaptı.

"BU ÜLKEYE 2010 MODEL ANAYASA LAZIM"

Avcı'nın ardından sözü alan BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise, AKP'nin yaptığı değişikliğin sadece ve sadece darbe anayasasına serum vermek olacağını söyledi. Kaplan "30 yıldır Kenan Evren anayasasının bu halka bir deli gömleği olarak giydiriliyor, biz de diyeceğiz ki Evren'in anayasasını da, Erdoğan'ın anayasasını da al git." diyerek iktidara tepki gösterdi.

"12 Eylül'de cezaevlerindeki işkence, idam ve cinayetlerden bahseden Kaplan, "Burada mağdur olan insanlarımıza halen mülteci durumunda yaşamak zorunda kalan insanlarımıza şunu söylüyoruz. 30 yılda ne değişti. Albaylar cuntasıyla Yunanistan hesaplaştı hepsi cezaevinde. Bizim emekli paşalarını alıyorlar, hepsi kalp krizi geçiriyor nedense ve hastanede yatıyor. İtalya 80'de hesaplaştı. Gladio dedi, mafya dedi, köklerini kazıdı. Cumhurbaşkanlarını, başbakanlarını yargıladı. And olsun ki bu ülkede başbakan da olsa birileri bu suça karışınlar yargılanacaklar. İşte mahkeme, işte adliye" diyerek yeni yapılan İstanbul Adliye Sarayı'nı gösterdi.

Darbe ile hesaplaşmanın yürek işi olduğunu ve bir cesaret işi olduğunu sözlerine ekleyen Kaplan şöyle devam etti; "Biz iğneyi önce kendimize batırmalıyız. Solcuların, devrimcilerin, sosyalistlerin, yurtseverlerin burada günahı büyüktür. Biz bölük pörçük olup sıkıyönetim mahkemelerinde cezaevlerinde döküldük. Bu düzenin karşısında eğer birlik olsaydık, eğer emek ve demokrasi güçlerinin birliğini sağlasaydık bugün iktidardakiler konuşmaz olurdu. Başbakan bugün konuşamazdı. Tayyip Erdoğan benle aynı yaşta, aynı dönemde okuduk. O dönem ne sağdan, ne soldan kimse bunları tanımazdı, ta ki Kenan Evren bunların yolunu açana kadar."

"YENİYİ TEMSİL EDECEĞİZ"

400'e yakın aydının desteklediği, "Referanduma katılmıyoruz" bildirisinin imzacılarından Prof. Dr. Büşra Ersanlı kürsüye çıkarak şöyle konuştu:

"30 senedir ak ya da kara de diyorlar, biz ak ya da kara değiliz, biz renkliyiz. Bize şimdi bir paket sunuluyor ama bu paket bize hiç bir şey vermiyor. Bu paket özgürlükler adına demokratik temsil haklarımız yönünden bize bir şey getirmiyor. Biz özgürlük ve demokrasi istiyoruz, biz ak ya da karaya sığmıyoruz, bundan dolayı 12 Eylül'de boykot diyoruz. 12 Eylül'de referandum olması iyi oldu. Bugün 12 Eylül rejimine ve onun yamasına hayır dememiz gerektiğini gösteriyor. Yeni anayasayı bütün demokratik muhalif güçler yapacak. boykot diyen 12 Eylül'de ahlaken de siyaseten de evet ya da hayır demeyeceğiz. Yeniyi temsil edeceğiz ve oy vermeye gitmeyeceğiz."

"BARIŞ DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

Ersanlı'dan sonra kitlenin coşkuyla karşıladığı BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel konuşmasını yapmak için kürsüye çıktı. "Bu ülkede halk savaş istemiyor ama savaş politikaları uygulanıyor. AKP demokratik açılım sürecinde devletin hata yaptığından bahsetti bunlarla hesaplaşacağız" dedi. "Ama maalesef arkasında durmadı hala hatalar yapıyorlar." diye belirten Tuncel, şöyle devam etti:

"12 Eylül'de nikâh masasına oturacağız diyor. Evet, başbakan 12 Eylül'de darbe anayasasıyla nikâh tazelemek istiyor. Türkiye'de bu anayasa ile bu sorunlar çözülmez. Sayın başbakan 12 Eylül anayasasının süresi dolmuştur. Siz nikâh tazeleyebilirsiniz, ama bu nikâh sonunda ne çıkar bilmiyoruz."

Tuncel barış taleplerini; "Artık yeter. Biz yaşamak için mücadele ediyoruz. Artık ölmek ve öldürmek üzerinden bir tartışmanın parçası olmayacağız. Kürt halkı diye bir halk var. Artık inkârdan ve imhadan vazgeçin. Bu sorunun çözümünün diyalogdan geçtiğini herkes söylüyor. Diyalog için Kürt halkının siyasi temsiliyetiyle müzakere edilmesi gerekiyor. Abdullah Öcalan Kürt sorunun çözümü konusunda rol almak istediğini, bu sorunun barış içinde çözülmesi konusunda sorumluluk almaya hazır olduğunu söylüyor. Bu çağrının dikkate alınması lazım. Başbakan BDP'ye; 'Hatay'da ne işin var?' diyor, biz her yerde olacağız biz Türkiye'de barışın ve demokrasinin teminatıyız siz gittiğini yerlerde savaş derken biz barış demeye devam edeceğiz." diyerek anlattı.

Tuncel "Sandığa gitmeyeceğiz, çünkü önümüze konan pakette demokrasi yok, halkın bütünü yok. Sadece 12 Eylül anayasasının ruhu var. Başbakan konuşmasında ağlıyor. Bir başbakan ağlıyorsa iş bitmiştir. Sizin işiniz ağlamak değil, adım atmaktır. Asıl gözyaşlarınızı 12 Eylül'de dökeceksiniz. O gün halkımız gerçek demokrasiyi gösterecek size." diyerek konuşmasını bitirdi.

Miting, Koma Gulen Xerhan'ın ezgileri ve halaylarla son buldu.

NEDEN BOYKOT?

Yusuf Çetin-Sinema sanatçısı

Boykot bize göre doğru olan tutumdur. Hayır da Evet de bugün AKP'nin ve sistemin işine yarar. Bunun için bugünkü anayasayı tümden değiştirmedikleri sürece bunu boykot etmek en demokratik haktır. Neden derseniz; çürümüş anayasayı reddetmek bugün değiştirildiği söylenen, sadece AKP'nin işine yarayacak olan anayasayı boykot demek doğru bir vatandaş tutumudur. Emekten yana söylenecek çok şey var, birçok hak ihlali var, bu ihlallerde emek yok sayılacak şekilde sömürülüyor. Bunun ötesinde insanlığı yok eden bir anlayışı kendi içlerinde yaşatmaya çalışıyorlar. Hala 12 Eylül anayasasını yeniden yaşatmak adına değişiklik yapıyorlar. Bugün eğer barajlar kalkabilirse, bugün özgürlüklerden ve demokrasiden doğru söz edebilecek noktaya gelirsek, biz de bu anayasaya evet deriz. Ama ne var ki anayasa değişikliğinin içinde sadece AKP'nin çıkarlarına yarayacak bir iki madde dışında bir şey yok bu da bizim için bir şey ifade etmiyor. Bunun için de doğru olanın boykot demek olduğunu düşünüyoruz.

Şamil Altan-BDP MYK Üyesi

Çünkü bu anayasada Kürtler, demokratlar, emekçiler için hiçbir şey yok. Bir taraf 12 Eylül anayasasını doğrudan savunuyor, diğer taraf da statüko haline getirmek için ufak tefek değişiklikler yapıyor. Bu anayasa tamamen değişmeli, çünkü özünde milliyetçi, hatta ırkçı maddeler var. Türkiye'de kimlikler açısından hiçbir şey içermiyor, emekçiler açısından da durum aynı. Biz anayasanın ırkçı renginin tamamen ortadan kalkmasını istiyoruz. Herkesin kendisini ifade edebileceği bir anayasa istiyoruz. Türkiye'de yaşayan bütün kesimlerin anayasası olmasını istiyoruz. Bundan dolayı da referandumda boykot diyoruz.

 

Celalettin Yöyler - Din Âlimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (DİAY-DER) Başkanı

Bu memlekette demokratik bir anayasa yapılmamıştır. Artık dünya değişmiş ve insanların ihtiyacını karşılamayacak bir anayasadır, hatta şoven maddelerle dolu bir anayasadır. Bu nedenle demokratik bir anayasanın oluşmasını istiyoruz. Bir din adamı olarak ve DİAY-DER olarak referandumu boykot ediyoruz.  Yamalı değişiklikleri kabul etmiyoruz ve halkımızla birlikte boykot ediyoruz.

 

Özgür Demokratik Alevi Hareketi(ÖDAH) Sözcüsü

Anayasal anlamda Alevilerin haklarının güvenceye alınması gerekiyor. İbadet evlerinin güvenceye alınması, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Türkiye'de tek bir inanç kesimine hizmet ettiğini düşündüğümüz Diyanet İşleri'nin lağvedilmesi ve alevi katliamlarıyla yüzleşmek için anayasal bir hüküm çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak değişikliğe baktığımızda Alevilerin taleplerinin karşılanmadığını ve bu paketin 12 Eylül Anayasası'na bir yama olduğunu görüyoruz. Yeni ve haklaşmış, askeri cuntadan sıyrılmış demokratik anayasa talebimiz var, o temelde boykot diyoruz.

 

 

İstanbul -