"Bıktık artık!"
"Referanduma katılmıyoruz!" başlığıyla yüzlerce aydın ve sendikacının imzasıyla yayınlanan çağrının imzacılarından olan gazeteci-yazar Ece Temelkuran, “Boykot” tavrının nedenlerini ve anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerini Emek Dünyası'na anlattı.
12 Eylül Referandumu giderek daha fazla ülke gündemini belirlemeye başlarken, topluma dayatılan "Evet mi Hayır mı?" ikilemine mahkum olmadıklarını ifade eden yüzlerce aydın ve sendikacı "Referandumda sandığa gitmiyoruz, boykot ediyoruz" dedi. Geçtiğimiz günlerde yapılan basın toplantısıyla ilan edilen boykot çağrısına destek veren Ece Temelkuran yaklaşan referanduma ilişkin görüşlerini ve boykot çalışmasına verdiği desteğin nedenlerini Emek Dünyası'na anlattı.
Neden boykot etme kararı aldınız?
Son yılarda çok şizofrenik bir siyasi iklim olmaya başladı. Herhangi bir siyasi görüş ayrımımız olmayan, ahlaken her türlü arkasında durabileceğimiz arkadaşlarımızla apayrı yerlere düştüğümüzü gördük. Ben bu siyasi iklimden artık bıktım, çok yıpratıcı buluyorum. Hem insanların psikolojisini yıpratıyor, hem siyasi enerjimizi çok tüketen bir şey. Bu kadar şizofrenik bir ortamda ciddi işler yapmamak gerektiğini düşünüyorum. Bu alkollü araç kullanmaya benziyor ya da sakinleştirici alıp bilinçli bir şeyler yapmaya çalışmaya benziyor. Şu andaki süreç böyle bir süreç. Çok bıktırıcı ve tiksindirici bir süreçten geçtik bu anlamda ve solun da kafasının karıştığı bir süreci yaşıyoruz. Bu kadar kafa karışıklığı varken birbirimizi kıracak şeyler de söylüyoruz. Ben söylemiyorum ama çok söyleniyor. Bunlar da bizi çok yıpratıyor.
"AHLAKİ OLARAK BOYKOT DEMELİYİZ"
Tüm bu siyasi iklime ahlaki bir tavır olarak boykotla yanıt vermek gerektiğini düşünüyorum. Bir de şöyle bir şey var, biraz kenara çekilmek gerektiğini düşünüyorum. Her şey çok kirlendi. İdam edilen çocukların mektuplarını okuyup, ağlayan sonra da "evet" diyen bir başbakana karşı insanın nerde duracağını şaşırması çok normal, bu çok insani bir tereddüt etme. Bu tereddüt üzerinden de siyaset yapmak, hiç yara almamış insanların başkalarının acılarını deşerek oradan bir talep üretmesi. Ben de bu kadar ucuz değil bu işler demek istiyorum, ne demokrasi, ne vicdan, ne faşizme karşı olmak.
Dolayısıyla gerçekten bir bıkkınlık noktasından boykot ediyorum artık ve insanların da boykot etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu siyasal olarak etkili bir araç mı değil mi noktasında doğrusunu isterseniz kafam biraz karışık ve tereddüdüm var. Ama artık bundan da sıkıldım. Türkiye'nin reel politik saçmalıklarıyla tavır almaya çalışmaktan, onlara göre hareket etmeye çalışmaktan da sıkıldım ve bıktım. Hissim bu yani, boykot edilmesi lazım, bu oyunun içine girmemek lazım diye düşünüyorum. Bir de o kadar açık ki, kaç yıl önce YÖK'ü yazdılar, yazdılar, konuştular; bugün demokrat kesimden YÖK'le ilgili hiç kimse hiçbir şey yazmıyor, konuşmuyor. Öyle yazılar ifadeler var ki, sanki on yıldır hiç uyku uyuyamıyorlar. HSYK'yı düşünüyorlarmış gibi. E ne oluyor, sonuçta hepsi bitti mi? Bu örneklerden bir tanesi. Bunun gibi çok kolay çürütebileceğim argümanlar var ama hakikaten bu topa giresim yok.
Demokrasi cephesi diye tarif ettiğimiz kesimlerden; özellikle boykot diyenlere yönelik "evetçi"lik suçlaması var, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Valla son yıllarda birçok şeyle suçlandım aynı anda. Kendimi örnek vereyim; faşist olmakla suçlandım, darbeci olmakla suçlandım, AKP'ci olmakla suçlandım, Kürtçü olmakla suçlandım, Kürt karşıtı olmakla da suçlandım ve daha bir sürü şey, ben aklımda tutamadım. O kadar şizofrenik bir ortam var ki benim hakkımda söylenen şeyleri bile ciddiye alamıyorum. Şunu söylemeye çalışıyorum, ben her gün yazı yazıp kendini ifade eden bir insanım. Dolayısıyla bir şeyleri açıklayabilirim, yanlış anlaşılma olasılığım çok yok aslında. Birçok arkadaşımız öyle değil, buna rağmen ben bu kadar anlaşılabilecekken anlaşılmıyorsam, insanlar boykot dediğinde, bu üçüncü bir yol olduğu halde kolayca yanlış anlaşılabilecek ve kötü niyetle yanlış anlaşılması sağlanabilecek bir tavır oluyor. Ama bizim canımız böyle istiyor, aslında tek açıklaması bu. Benim canım böyle istiyor, artık böyle açıklamak gerekir.
Sizce boykot diyenler kendilerini nasıl anlatmalı?
"Bıkmadınız mı?" diye anlatabilir, çünkü insanlar birçok şeyden bıktı. Ayrıca bu anayasa meselesi ile de çok ilgilendiğini düşünmüyorum birçok insanın, ilgilenmesi gereken insanlar da ilgilenmiyor bence. Fakat genel olarak bir bıkkınlık olduğunu düşünüyorum. Şam'a giderseniz Esad'ın fotoğraflarını görürsünüz her yerde. Son zamanlarda ne kadar çok Tayyip Erdoğan fotoğrafı olduğunu düşünüyorum, her yerde bir Tayyip Erdoğan fotoğrafı ve bütün ekranlarda Tayyip Erdoğan var. İnsanların bundan bıkmaya başladığını ya da başlayacağını düşünüyorum. Kendi siyasal görüşlerimden ayrı tutarak böyle bir benzetme yapabilirim.
Peki, yeni bir anayasa yapma imkânının ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Türkiye'de siyasi bir kavga var, biz, ben, bana benzeyen insanlar o siyasi kavganın güçlü tarafında değiliz. Biz oldukça güçsüz bir tarafız. Bizim istediğimiz gibi bir anayasanın yapılması çok zor. Bu anayasanın yapılmasının nedeni: iki sermaye arasındaki kavgada yeni ortaya çıkan sermayenin diğerini ele geçirmekteki başarısı. Geçenlerde Koç Holding'in bir açılış töreninde Tayyip Erdoğan Koç Holding'in sahibine bakarak "12 Eylül darbesinin rantını yediniz" dedi. Bir sermaye öbür sermaye ile savaşıyor ve biz arada birbirimizi "demokrat mısın?", "boykot mu ediyorsun?", "hayır mı diyorsun?" diye yiyoruz. Yalan yani bunlar ve boşu boşuna arkadaşlarımızla ayrı siyasi kamplara bölünüyoruz.
Türkiye'de çok çatışmalı bir dönem yaşanıyor, özellikle son günlerde İnegöl'de Hatay'da yaşananlar gibi. Bunun nasıl yansıyacağını düşünüyorsunuz?
Tıpkı Maraş katliamında olduğu gibi ortaya kimin attığı belli olmayan birtakım dedikodular çıkıyor ve kimsenin tanımadığı genç birtakım adamlar olayları başlatıyor. İnsanlar birbirini boğazlamak üzere bence. Kimse bunu söylemek istemiyor ve iç savaş lafından herkes çok korkuyor, ama zaten alttan alta öyle bir şey sürüyor bence. Yani daha Kürtler, Türklere bir şey yapmadığı için biz bu konuyu iç savaş olarak konuşmuyoruz. Türkler Kürtlere çeşitli yerlerde kitlesel olarak bir şey yaptılar. İşte tam da bu noktada, insanlar bu kadar aklını yitirmişken anayasa yapıyoruz, anayasa bir yıllık bir şey değil ki. Ayrıca AKP HSYK'nın yapısını değiştirmekte niye bu kadar acele ediyor onu da anlamıyorum.
Son olarak referandum tartışmaları ve yaşanan çatışmalara ilişkin ne demek istersiniz? Bu süreci nasıl özetlemek istersiniz?
Müstekreh. Bıkkınlık ve tiksinti veren demek.
(emekdunyasi.net)
İstanbul -