İç
Bugünlerde birçok mektup okuyorum. Tanımadığım insanların mektupları. Satır aralarında aklıma sen geliyorsun. Seni de tanımıyorum. Adını, cinsiyetini, ırkını, yüzünü bilmiyorum. Ötemdesin. Bazen Laz arkadaşımsın, bazen Kürt, bazen Ermeni... Kim olduğun fark etmiyor. Sadece aklıma geliyorsun. Konuşuyorum uzun uzun seninle. Cevap vermiyorsun. Kızgınsın. Yorgunsun. Yılgınsın.
Her şey kopuk kopuk. Acı yok. Heyecan yok. Umut yok. Mutluluk yok. Sanki tek renk düz bir çizgi. Çizginin altı da aynı, üstü de. 80'lerin meşhur çizgi adamı gibiyim. Kesik kesik çizgiler oluşturuyor beni. Varlığımın ve varlıkların anlamı yok. Evet, anahtar kelime "anlamlar" yok. Yitirdim. Önce anlamları, sonra kendimi. Oysa tutunmayı ne çok istemiştim!
Dünü düşündüğümde bile bulamıyorum kendimi. Nasıl sevdim, nasıl acı çektim, nasıl özledim, nasıl güldüm bulamıyorum. Her şey sadece bu andaki gibi. Kendimden nefret etmek için her şeyi yapıyorum. Kendime katlanmaya çalışmak!
Okuyorum, yazıyorum, konuşuyorum hepsi bir bulut kümesi içinde. İnsanlar insanları dövüyor. İnsanlar insanları öldürüyor. Kanatıyorlar hayatları. Seni öldürüyorlar, seni tutukluyorlar, çürütüyorlar. Ve bu sırada birileri benim yerime cesaret edip konuşuyor, diğerleri susuyor. O kadar çok gürültü var ki kendi sesimi kaybediyorum. O kadar çok acı var ki, artık benim canım acımıyor. Seni duyamıyorum. Seni tutamıyorum.
Peki, şimdi ne olacak diye soruyorum kendime arada. Peki, şimdi ne olacak? Bunca ölü, bunca yaşayan ölü, bunca faili meçhul, bunca kavga, bunca ses, bu gürültü, bu çürümüş insan kokusu... Ne olacak? Sana ne olacak? Kabullenecek miyim yok oluşunu? Ama paniklemiyorum. Dedim ya düz bir çizgi. O kadar düz ki, uçuruma ne zaman geldiğimi bile anlamayacağım.
"Bir gece. Diğerleri gibi. Bir ben. Diğer benler gibi. Karşılıklı gülsek. Gülebilir miyiz dersin? Gülebilir misin?" Böyle diyordu bir mektubunda Tezer Özlü, Ferit Edgü'ye. Gülebilir miyiz dersiniz? Hala daha konuşabilir, ağlayabilir, gülebilir miyiz? Biz olabilir miyiz? Unutabilir miyiz? Temize çekebilir miyiz hayatlarımızı?
Sustuğumuz tüm cümleler duyuldu.
Yürüdüğümüz tüm sokaklar çıkmaza bağlandı.
Dokunduğumuz tüm kırıklar kanattı.
Tekrar baştan başlayabilir miyiz yaşama? Bir senden, bir benden tama dönebilir miyiz?
Bir pandomimci gibiyim, dokunduğum tüm bedenler boşluk oluyor. Anlamlar yok, anlamalar yok.
Bildiğim tek bir şey var, her zaman biraz sen olacağım, her zaman biraz ben olacaksın. Tek bir sıfat yüklenmeden ister bir nefes ötemde, ister bir tarih uzağımda. Kendimi kaybetsem bile, sen kaybolmayacaksın.