04 Ağustos 2010, Çarşamba

İHD: 'Linçin ardından tecrit sürüyor'

İnegöl'de Kürtlere yönelik linç saldırısının ardından İHD'nin ilçede yaptığı incelemeler rapor haline getirildi.

Raporu açıklayan İHD İstanbul Şube Başkanı Abdulbaki Boğa, yetkililerin olayı örtbas etme girişimine karşın ilçede Kürtlere yönelik sistematik bir saldırının geliştiğini, MHP'li olduğunu belirten Kürtler de dâhil bu saldırının hedefi olduğunu söyledi. Yaptıkları incelemelerde saldırının ardından yaşamlarını sürdürmeye çalışan Kürtlerin tecrit altında olduğunu ve ilçede Kürt esnaflardan alışveriş yapılmadığını söyledi.

Bursa'nın İnegöl ilçesinde 25 Temmuz gecesi minibüs şoförü bir Kürt'e yönelik gelişen saldırının ardından başlayan ve tüm kenti savaş alanına çeviren linç saldırısının ardından İHD ilçeye incelemelerde bulunmak üzere heyet gönderdi. 30 Temmuz'da İnegöl'e giden aralarında İHD MYK üyesi ve Marmara Bölge Temsilcisi Rıza Dalkılıç, İHD İstanbul Şube Başkanı Av. Abdulbaki Boğa, İHD Bursa Şube Başkanı Mustafa Yağcı, Şube Yönetim Kurulu Üyeleri Enver Hakan Özdemir ile Ayşe Batumlu, Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu üyesi Avukat Gül Emek ve Bursa Barış Meclisi üyesi Azra Aydoğdu'nun bulunduğu heyet yetkililer, mağdurlar, tanıklarla ve siyasi parti temsilcileriyle görüştü. Heyetin incelemeleri sonucu hazırlanan rapor İHD İstanbul Şube'de yapılan basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı. İlk konuşmayı yapan Marmara Bölge Temsilcisi Rıza Dalkılıç, Kürt sorunun çözümsüzlüğünden kaynaklı linç saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemden geçildiğini belirterek, yükselen milliyetçi histeriye karşı acilen Kürt sorunun demokratik, adil ve muhataplarıyla çözülmesi gerektiğini söyledi.

"İNEGÖL'DE KÜRTLER GÜVENDE DEĞİL"

Ardından raporu açıklayan İHD Şube Başkanı Boğa, sözlü sataşma ile başlayan bir süre sonra 5 kişinin yaralanmasıyla ve 3 kişinin gözaltına alınmasıyla sonuçlanan olayın adli bir olay olduğun belirtti. Ancak daha sonra olayı Kürt-Türk çatışmasına dönüştürmek amacıyla ilçede "Kürtler 2 kişiyi öldürdü, PKK'liler polis karakolunda, Allah'ını seven gelsin" yönünde tahrik ve kışkırtmalarla linç saldırılarının başladığını belirten Boğa, "Devam eden tahrikler sonucu, kamuya ait binalar, araçlar Kürtlere ait olduğu düşünülen işyerleri saldırıya uğramıştır. Olaylar sırasında içinde polislerinde bulunduğu 53 kişi yaralanmış ve 53 kişi gözaltına alınmış, bunlardan 11'i tutuklanmıştır" dedi. Adli bir olay olarak başlayan ve Kürtlere yönelik sistematik linçe dönüştürülmeye çalışıldığının açıkça görüldüğünü belirten Boğa, "Kürtlere ait işyerlerinin tahrip edildiği, Kürtlerin İnegöl'de yaşamlarını sürdürmeleri, çalışma hayatına devam etmeleri, güvenli bir şekilde toplum içinde dolaşmaları bu olaydan sonra kaygıdan uzak olmayacağı kanaatindeyiz" şeklinde konuştu.

"DEVLET YETKİLERİ ÖRTBAS ETMEYE ÇALIŞIYOR"

Devlet yetkilileriyle yapılan görüşmelerde olayı 'birkaç sarhoşun işi, kendini bilmez gruplar' gibi beyanları ve gerekli önlemlerin alındığı yönündeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını belirten Boğa, bu tavrı, "Olayın vahametini gizleme çabası ve ilçede yaşayan Kürt vatandaşların durumundan bihaber" olarak niteledi. Boğa, "Yetkililerin bu tavrı tarafımızca anlaşılmayan bir saikle olayları ört bas etme çabası olduğu yönünde gözlemlerimiz oldu" şeklinde konuştu. İlçede bulunan Huzur Mahallesi'nin Kürt sorunun çözümsüzlüğünden kaynaklı boşaltılan köylerden gelen vatandaşların yaşadığı bir bölge olduğunu belirten Boğa, MHP'li olduğunu belirten Kürtlerin daha saldırının hedefi olmaktan kurtulamadığını öğrendiklerini söyledi. Boğa, "Olayın taraflarında biri olan Muş'ta korucubaşı olarak devletle birlikte çalışan kendi tabiriyle devletle arası 'iyi olan Kürt ailesinin gençlerinin MHP üyesi olmaları bile onları saldırıya uğramaktan alıkoymamıştır. 'Şoförün başka bir etnisiteye mensup olması halinde böyle bir adli vakanın bu boyuta ulaşması mümkün müydü?" şeklide sorduğumuz soruya görüştüğümüz tüm kesimler 'hayır' yanıtı vermiştir. Kürtlere yönelik gelişen önyargı boyutunun göstermesi açısından tek başına bu durum birçok şeyi açıklamaktadır" diye kaydetti.

'KUTUPLAŞMA KISMI OLARAK GERÇEKLEŞMİŞ'

İncelemeler sonucunda olayın adli olarak başlayan ancak Kürt-Türk çatışmasına dönüşen ırkçı bir saldırı olduğunun tespit edildiğini belirten Boğa, bu kutuplaşmayı yaratmaya çalışan bir kesimin olduğunu ve kutuplaşmanın kısmi oranda sağlandığını gözlemlediklerini aktardı. Raporun son bölümünden, benzer linç girişimlerinin süreklilik kazanması ve toplumsal bir kültür haline getirilmeye çalışılmasının kaygı verici bir durum olduğuna dikkat çeken Boğa, benzer saldırılarının yaşanmaması için çözüm önerilerini şöyle sıraladı; "Yasalardaki toplumsal farklılıkları yok sayan ırkçı, tekçi ve ayrımcı anlayışın payı büyüktür. Bu ve benzeri linç girişimlerinin bir daha yaşanmaması için alınacak tedbirler yanında, bir sistem ve zihniyet değişikliğine gereksinim olduğu ve çözümün Türkiye'nin bütün olarak insan hak ve özgürlüklerine dayalı, demokratik bir yönetime kavuşmasıyla mümkün olacaktır. "

"KÜRT ESNAFLARDAN ALIŞVERİŞ YAPILMIYOR

Raporun açıklanmasının ardından soruları yanıtlayan Boğa, incelemeler sırasında görüştükleri pazarcılık yapan ve karpuz satan bir Kürt esnafın olayların ardından kimse alışveriş yapmadığı için mallarının elinde kaldığını ve tepki nedeniyle bu malları dereye döktüğünü anlattığını aktardı. Saldırıya uğrayan bir başka Kürt esnafın olaylardan önce oldukça işlek olan kafesinin olaylardan sonra sabah bir kişinin uğramadığı bir işletmeye dönüştüğünü belirten Boğa, Kürtlerin İnegöl'de adeta tecrit edildiğini belirtti. Boğa, olayların bazı kesimlerin organizesi ile gerçekleşmesinin düşündürücü olduğunu aktarırken, devlet yetkilenirinin konuyu örtbas etme çabalarını ise "AKP hükümetinin referandum sürecinde böyle bir olayın gündeme gelmesini istemiyor. O nedenle olaylar düşündürücü bir şekilde kapatılmaya basite indirgenmeye çalışılıyor. Heyet olarak yaptığımız görüşmede de buna tanık oldu" diye kaydetti.

İstanbul - DİHA