Ankara'daki aydınlardan da boykot kararı
Referandumu Boykot kararına Ankara'daki aydın, hukukçu, siyasetçi ve kitle örgütü temsilcilerinden de destek geldi.
Referandumu boykot çağrı metni ve imzacıları (son hâli)
Diyarbakır ve İstanbul'dan sonra Ankara'daki aydınlar ve kitle örgütü temsilcileri de boykot kararına destek verdi. Geçen hafta İstanbul'da düzenlenen basın açıklaması ile sandığa gitmeme kararını 3oo'ün üzerinde imza ile kamuoyuna açıklayan ve yeni imzalarla bu kampanyayı genişleten aydın, hukukçu, siyasetçi ve kitle örgütü temsilcileri Mülkiyeliler Birliği'nde basın açıklaması yaptı.
Şairlerden Babür Pınar, Mehmet Özer, Ahmet Telli, Necmettin Salaz, Yazar Haluk Gerger, Av. Hüseyin Aslan, Prof. Dr. Cengiz Güleç, Yavuz Önen. Prof. Dr. Kadir Cangızbay ile çok sayıda aydının imzasının bulunduğu açıklamaya, BDP, SDP, İHD ve 78'liler Devrimci Dayanışma Derneği de destek verdi. "Eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir anayasa istiyoruz, referanduma katılmıyoruz" diyen temsilciler adına açıklama Prof. Dr. Cengiz Güleç, KESK Genel Sekreteri Emirali Şimşek, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Kemal Bülbül, SDP Genel Başkan Yardımcısı Yeşim Ergün ve Özgürlükçü Sol Platformu'ndan Şükriye Ercan tarafından yapıldı.
SDP Genel Başkan Yardımcısı Yeşim Ergün, sivil toplum örgütleri olarak yeni demokratik anayasa için referandum oyununda yer almayacaklarını belirtti. Ergün, 12 Eylül'de farklı dilleri yasaklayan, inanç özgürlüğünü kısıtlayan bir anayasaya oylarıyla ortak olmayacaklarını belirtti. Ergün, YÖK ve MGK gibi kurumların konumunun dahi tartışmaya açılmadığı bir değişikliği oyalama olarak gördüklerini ifade eden Ergün, "Yargısız infazlar, gözaltında ölümler, işkenceciler için cezasızlık devam ediyor, ayrımcılık hayatın her alanında egemenliğini sürdürüyorken demokratikleşmenin ancak mevcut anayasanın başlangıç dâhil tümüyle değişmesi gerektiği inancındayız" dedi. Yepyeni ve demokratik bir anayasanın ancak tüm toplum kesimlerinin katılımı ile hazırlanacağına inandıklarını ifade ederek 13 Eylül tarihinden itibaren eşitlikçi ve özgürlükçü bir anayasa için buluşacaklarını ve bu kararlılıkla referandum oyunu ve kamplaşmasında yer almayacaklarını ifade etti. Ergün, "12 Eylül ile hesaplaşmak için bugün hayatımızı zehir eden baskıcı anlayış ve uygulamalara karşı tavrımızı demokrasiden yana kullanıyor, 12 Eylül'de herkesi boykota çağırıyoruz" dedi. Prof. Dr. Cengiz Güleç de geçen hafta İstanbul'da yapılan açıklamayı da kamuoyu ile paylaşarak, "Yeni anayasada toplumsal muhalefetin sesini duyurmaya davet ediyoruz" dedi.
Yazar Necmettin Salaz ve PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Kemal Bülbül'ün referandumla ilgili görüşlerini Emek Dünyası'na aktardı:
Necmettin Salaz (Yazar):
Benim sistemle kişisel olarak da sorunum var. Hiç kimse boykot demese bile beni yargılayan ve Diyarbakır zindanlarında yatıranlara "evet" ya da "hayır" demezdim. "Hayır cephesini" çok hayırlı bulmuyorum. Toplumsal anlamda mevcut faşist anayasanın korunduğu bir referanduma katılmak, evet ya da hayır demek doğru değil. Kürtlerin, Türklerin, azınlıkların, işçilerin, kadınların, ezilenlerin haklarını güvence altına alan, Türkiye'yi gerçekten demokratik bir ülke haline getirebilecek bir anayasaya hem "evet" hem de böyle bir anayasa için çabalamaya evet anlamı taşıyor boykot benim için. Referanduma katılmak iki ucu kirli değneği tutmak anlamına geliyor benim için. Elimizi kirletmemek en hayırlısı!
Kemal Bülbül (PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Kemal Bülbül):
Birincisi; mevcut 12 Eylül Anayasa'sı devletin tekçi, Türk-İslam sentezi üzerine şekillendirilmiş, çoğulculuğu reddeden yapılanmasını sağlıyor. Bu yönü ile demokratikleşmenin önündeki en büyük engel. İkincisi bu anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilmesi teklif dahi edilemiyor. Ancak Alevilere göre değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen madde sayısı üç ile sınırlı değil. Zorunlu din derslerini ve Diyanet İşleri başkanlığı'nı düzenleyen maddelerin de değiştirilmesi teklif edilemiyor, AKP bunlara dokunamıyor. Bu tekçi mantık ve 12 Eylül AKP vb. partileri var etti. Dolayısıyla AKP'nin 12 Eylül'le hesaplaşmasını beklemek doğru değil. AKP'nin ortaya attığı "açılımlar" siyasi atraksiyondan başka bir şey değil. Bu referandum bir anayasa değişikliğini değil siyasi arenayı yeniden şekillendirme harekâtıdır. AKP'nin tek başına ya da Kılıçdaroğlu figürü kullanılarak CHP'nin iktidar olması Türkiye'nin demokratikleşmesine hizmet etmeyecektir. O nedenle bu referandum umursanmamalı ve boykot edilmelidir.
(diha, emekdunyasi.net)
Ankara -