13 Ağustos 2010, Cuma

'TSK kimyasal silah kullandı' iddiası

Almanya’da yayımlanan sol-liberal Tageszeitung’un, TSK’nin PKK’li gerillara karşı kimyasal silah kullandığı haberini yayımlamasından sonra Almanya’daki bazı partiler ve uzmanlar BM’nin konuyu incelemesini talep ettiler.

Gazetenin haberine göre Alman sosyaldemokratları ve yeşiller Türkiye hükümetinden, suçlamaları bağımsız bir komisyonun araştırmasını kabul etmesini istediler. PKK güçlerine karşı kimyasal silah kullanılıyor iddialarının uluslararası bir komisyonca incelenmesini isteyen Yeşiller Partisi Başkanı Claudia Roth, "bu iddianın uluslararası bir komisyon tarafından incelenmesi ivedilikle önemlidir. Türkiye hükümeti bunu engellememelidir" diye konuştu.

Çarşamba günü yayımlanan Tageszeitung Türk ordusunun geçen yıl sonbahar aylarında yapılan operasyonlarda sekiz PKK’liye karşı kimyasal silah kullandığı haberini vermişti. Gazete, kimlikleri tanınamayacak biçimde zedelenmiş olan cesetlerin fotoğraflarını Hamburg Üniversite Kliniği'ne incelenmek üzere vermiş ve klinik yapılan inceleme sonucunda "kimyasal maddelerin kullanılmış olması büyük olasılık" raporunu vermişti. Gazetenin bunun üzerine soru yönelttiği Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nda ise haber yalanlanmış ve operasyonun ayrıntıları ile cesetler üzerinde yapılan obdüksiyonun sonuçlarını gazeteye vermeyi reddetmiş.

Claudia Roth, Türkiye’nin acilen obdüksiyon sonuçlarını kamuoyuna açıklaması gerektiğini belirterek, "böylesi iddialar karşısında susmaktan artık vazgeçilmelidir" diye konuştu. Federal Parlamento’nun Silahsızlanma ve Silahlanma Kontrol Komisyonu Başkanı SPD’li Uta Zapf da benzer bir eleştiride bulunarak, "konu en kısa zamanda aydınlığa kavuşturulmalıdır, çünkü iddialar BM hukukunun çiğnendiğine işaret etmektedir" dedi. Zapf, Federal Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle’den, Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü’nün bir araştırma yapmasını sağlamasını isteyeceğini belirtti. Bu örgüt, Türkiye’nin de imzalayarak kabul ettiği Kimyasal Silah Konvansiyonu’na uyulup uyulmadığını kontrol etmekte.

Nükleer Savaşları Engellemek İçin Doktorlar Birliği üyesi ve Türkiye uzmanı Gisela Penteker ise, Türkiye’nin böylesi suçlamaları bir egemenlik sorunu haline getirdiğini vurgulayarak, "yaklaşık 14 yıldan bu yana söz konusu iddiaları dile getirmekteyiz, ancak maalesef bugüne kadar Türkiye’ye karşı diplomatik bir baskı hiç uygulanmadı" dedi ve Alman hükümetini kayıtsız kalmakla suçladı.

Berlin Transatlantik Güvenlik Enstitüsü’nden Otfried Nassauer ise, böylesi iddiaları ifade ederken dikkatli olunması gerektiği, ancak Türkiye’nin de Kürtlere karşı hiç te yumuşak davranmadığını herkesin bildiğini söyledi. Nassauer’in çalıştığı enstitü 1988 yılında gerçekleşen Halepçe Katliamı’nın resimlerini dünya kamuoyuna sunmuştu. Nassauer "İnsanî savaş hukukuna aykırı davranılıp davranılmadığını tespit etmek için Kızıl Haç örgütü de uygun bir kurumdur" diye konuştu.

Silah satışlarının yüzde 15’ini Türkiye’ye yapan Alman hükümetinden ise hiç bir yetkili iddialar üzerine demeç vermeye yanaşmadı. Uzmanlar, Federal Hükümetin gerek NATO üyeliği, gerekse de ekonomik ve askerî işbirlikleri üzerinden sıkı bir ilişki içerisinde olduğu Türkiye aleyhine bir girişimde bulunmasının beklenmemesi konusunda hem fikirler.

(emekdunyasi.net)