19 Ağustos 2010, Perşembe

Acı biber

LEYLA ALP leyla.alp@gmail.com

Küçükken birine saygısız bir laf ettiğimizde, densizlik yaptığımızda daha doğrusu terbiye sınırlarını aştığımızda; annemiz kaşlarını çatar, bizi bir köşeye çeker ve ağzımıza acı biber sürmekle tehdit ederdi. Tehdit edilmekle kalmayıp ağzına acı biber sürülenlerimiz de olmuştur. Bu tehditler elbette konuşmamızı engellemek için değil başkalarına hakaret etmeden, insanlara saygı göstermeyi öğrenerek yetişmemiz, yani terbiye içindi.

Toprak yemekten, tırnak yemeğe kadar birçok takıntının, alışkanlığın ilacı olan acı biber çocuk eğitiminde incelenmesi gereken bir vakadır. Şimdiki çocuklar da bu kullanılan bir yöntem mi bilmiyorum, ama bizim terbiyemizde acı biber olayının önemli bir katkısı olmuştur.

Başbakanın Antep'te yaptığı konuşmayı duyunca aklıma annemin acı biberleri geliverdi. Başbakan oy için gittiği Antep'te önce boyunun 1,85 olduğunu açıklıyor ve hemen arkasından da önemli olanın boy değil soy olduğunu söylüyordu.

Resmi kaynaklardaki kayıtlara göre Antep'te yerleşim taş devri ile başlamış. Bu topraklar Hititleri, Persleri, Romalıları, Arapları, Mezopotamyalıları görmüş, ama böyle bir densizlik görmemiştir.

Binlerce yıllık bir kültürel tarihe sahip, Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Rum halklarının yüzyıllarca beraber yaşadığı bir ilde, ülkenin başbakanı boy boy insanların yüzüne baka baka, boğazını yırtarcasına önemli olan "boy değil soy soy..."diye bağırıyor. Sonra da oy istiyor.

Başbakanın referandum sonrası planlarının neler olduğunu buradan çıkarmaya çalışmak gerekir mi bilmiyorum. Referandum sonrası kimin hangi soydan, hangi boydan olduğu tek tek tespit mi edilecek sonra bunlar ayrı ayrı sınıflandırılıp ayrı ayrı mı sınırlandırılacaklar? Ya da daha ne kadar sınırlandırılacaklar? "Başbakan mevcut anayasada bile yer alan, her vatandaşın temel hak ve hürriyetlerden eşit şekilde yararlanmasını öngören maddesini de değiştirme emelini mi taşıyor?" gibi soruları sormak da mümkün. Ama bu soruların yanıtları insanın tüylerini ürpertecek derecede sevimsiz.

Kısaca bu söylemin altında yatan düşünce eğer kafatasçılık değilse, geriye en masum deyimle, densizlik kalıyor. Ki bu durumda eğer bu saatten sonra işe yarayacaksa birinin başbakanın ağzına acı biber sürüp "ırkçılık ayıp bir şeydir" demesi lazım.