19 Ağustos 2010, Perşembe

Boykot'ta ısrar!

12 Eylül Anayasa Referandumu yaklaşırken referandumun 'taraflarını' boykot telaşı sarmaya başladı. Daha önce görmezden gelmeyi tercih ettikleri 'Boykot'çuları son günlerde birden hatırlayıverdiler.

İLHAN ULUSOY ilhanulusoy@emekdunyasi.net

12 Eylül Anayasa Referandumu yaklaşırken referandumun 'taraflarını' boykot telaşı sarmaya başladı. Üstelik bu telaş hem 'Hayır'cıları hem de 'Evet'çileri birden sardı. Boykot tavrının kendi aleyhlerine olduğunu düşünen bu çevreler daha önce görmezden gelmeyi tercih ettikleri 'Boykot'çuları son günlerde birden hatırlayıverdiler. Onların 'Boykot Cephesi'ni hatırlamalarının sebebi ise bu cephede bir 'gedik' açabilme ihtimaline inanmaları oldu. Bunun için PKK lideri Abdullah Öcalan'ın, avukatlarıyla yaptığı haftalık görüşmede söylediği sözleri 'cımbızlayıp' üzerine atlayarak manşetlere taşıdılar: "Öcalan 'Boykot' demiyor", "BDP'nin boykot kararını Öcalan deldi!", "Öcalan BDP'lileri şok etti", "Öcalan boykotu kırdı!" Öcalan'ın sözlerinden çıkarılan spotlar da bu cımbızlamanın nereye kadar sürdüğünü gösteriyor. Bütün sözler bir kenara bırakılıp spota "Son güne kadar bekleyin", "Kimsenin iradesine ipotek koymuyoruz" sözleri ile oluşturulan spotlar yine cımbızlama usulüyle BDP'nin "Hükümet taleplerimizi karşılarsa anayasa değişikliğini destekleriz" dediğini iddia etmeye kadar vardırıldı. Öcalan'ın konuşmasında 'Boykot' kelimesini kullanmaması da sevinç içinde vurgulandı.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın açıklamasına dayandırılan bu iddialarda nedense yine Demirtaş'ın "Boykot kararımız 'Evet' ya da 'Hayır'dan daha fazla siyasi bir talep içeriyor. Boykot tavrımızı tartışmaya açacak hiçbir gerekçe yoktur. Biz yeni bir anayasa istiyoruz. Bütün toplumun tamamının herkesin kendini bulacağı yeni bir anayasa, seçim barajının düşürülmesini, TMK'nin demokratikleştirilmesini istiyoruz" sözleri görmezden gelindi. Öcalan ve Demirtaş'ın açıklamaları 'tornistan' edilerek "Öcalan bir bakıma referanduma "Evet" demenin koşullarını açıklamış oldu" cümlesi bile kullanıldı.

Aynı haberlere başka bir gözle bakıldığında ve KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan'ın ANF'ye yaptığı açıklamalar dikkate alındığında durum tam tersi. Buna göre boykot kararından vazgeçilmiş değil, aksine boykot demokratik bir anayasa isteğinin doğrudan ifade edilmesi anlamına geliyor.

Demirtaş'ın boykota ilişkin sözlerini aktardık. Öcalan ve Karayılan'ın açıklamaları ise şöyle: "Diğer bir konu da referandum meselesidir. Bilindiği gibi bu anayasa paketinde Kürtleri doğrudan ilgilendiren bir husus yoktur; Kürt meselesi adeta yok sayılmıştır. Halkımız da konuyu her türlü tartışmada serbesttir.

Bu düzenlemeler AKP'nin kendi hegemonyasını kurabilme ihtimalinin önünü açıyor. Bunu görüp bu tuzağa da düşmemek gerekiyor. Halkımız da son güne kadar tartışsın, gözlem yapsın. Buna göre kendi kararlarını versin, eğilimlerini olgunlaştırsın. Biz biliyoruz ki, "evet" diyen taraf, İslamcı milliyetçi kesimdir. Ama karşılarındakiler de ulusalcı milliyetçilerdir. Ama biz bu demokratik gelişmelere göre demokratik bir tavır almalıyız."

"Boykottan vazgeçme" eğilimi bu açıklamadan çıkarılacak en son sonuçtur. Doğru bir okuma ile açıklamada "tuzağa düşmemek" ve "demokratik tavır alış"tan söz edilmektedir.

Karayılan ise boykot kararında bir "gevşeme" olmadığını ve olmaması gerektiğini, özellikle hükümet çevresinin bu tür oyunlar hazırladığına ve cepheyi bölmeye çalıştığına dikkat çekiyor. Karayılan, "Anayasanın değişiklik paketinde Kürtlere ilişkin her hangi bir şey yoktur. Mevcut paket etrafında sürdürülen anayasa tartışmaları Kürt halkının dışında bir tartışmadır. Çünkü 12 Eylül Anayasası Kürtleri yok sayıyor ve zorla Türkleştirmeyi dayatan bir zihniyeti içeriyor. Bu anayasa paketi buna hiç değinmeden Kürt sorununu ve Kürt halkını yok sayıyor. Bunun için bu tartışmalar dışımızda cereyan eden tartışmalardır. Bazı çevreler diyorlar ki anayasanın olumlu bazı maddeleri var. Ancak olumlu maddeleri kadar Kürt halkını yok sayma biçimindeki tutumla olumsuz yanları da var. Hatta acil olan anayasa değişikliğini ötelediği için olumsuz yanı daha ağır basmaktadır. Kürt sorunu kesinlikle bir anayasal sorundur. Kürt sorununun çözümü için anayasa değişikliğine ihtiyaç vardır. Bu açıdan bizim istediğimiz Kürt sorununun çözümünü de sağlayacak bir demokratik anayasadır. Doğru olan budur" diyor.

BDP BOYKOT ÇALIŞMALARINI YOĞUNLAŞTIRIYOR

Öte yandan özellikle hükümete yakın yayın organları ve köşe yazarları tarafından 'BDP boykotu esnetebilir' şeklindeki yapılan haber ve yorumların aksine, BDP açıkladığı yeni programla daha yoğun bir şekilde boykot çalışmalarına devam edeceğini ilan etti. Buna göre yeni oluşturulan program çerçevesinde onlarca miting, yüzlerce halk toplantısı ve değişik etkinlikler gerçekleştirilecek. BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Nihat Oğraş, "Biz en başından beri boykot kararında net olduğumuzu, bunun değişebilmesi için hükümetin ya da devletin Kürt meselesiyle ilgili çözümsüzlük yaklaşımı ve pozisyonunun değişmesi gerektiğini belirttik. Dolayısıyla bir beklenti içinde olunacaksa, bizden değil, hükümet ve devletten bir tavır değişikliği beklenmelidir" dedi.

"Demokratik anayasa istiyoruz, sandığa gitmiyoruz" sloganıyla 17 Temmuz'da büyük bir boykot kampanyası başlatan BDP, bu çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. BDP, Eş Genel Başkanların ve milletvekillerinin de katılımıyla 18 Ağustos ile 7 Eylül tarihleri arasında Şırnak, Kurtalan, Silopi, Siirt, Cizre, Batman, Kozluk, Nusaybin, Çınar, Kızıltepe, Bismil, Mardin, Derik (Mazıdağı), Midyat, Viranşehir, Silvan, Ceylanpınar, Lice, Suruç, Ergani, Siverek, Karlıova, Birecik, Van, İstanbul, Diyarbakır, Adana ve Bingöl'de otuzun üzerinde yeni miting gerçekleştirecek. Mitinglerin yanı sıra halk toplantıları ile çeşitli etkinlikler de düzenlenecek. Ayrıca bu tarihler arasında Urfa'da yemekli toplantı, Bingöl'de iftar yemeği, Diyarbakır'da halkla ve kitle örgütleriyle iftar yemekleri düzenlenecek, basın toplantıları yapılacak.

BDP, boykot çalışmaları kapsamında 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde ise Eş Genel Başkanlar Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, kapatılan DTP'nin siyasi yasaklı Eş Genel Başkanı Ahmet Türk, Diyarbakır eski Milletvekili Aysel Tuğluk ve BDP milletvekillerinin katılımıyla Dersim'de Barış Mitingi gerçekleştirecek. Tüm mitingler Ramazan ayı ve aşırı sıcaklardan dolayı iftardan sonra yapılacak.

BOYKOT CEPHESİ GÜÇLENİYOR

BDP'nin boykot çalışmalarıyla ilgili ANF'ye bilgi veren Eş Genel Başkan Yardımcısı Nihat Oğraş, boykot çalışmalarını yoğunlaştırarak sürdürdüklerini belirterek, kamuoyunda BDP'nin tutumunu değiştireceği yönündeki haberler ve köşe yazılarının aksine, boykot cephesinin daha da güçlendiğini söyledi. Parti olarak bu yönlü spekülasyonlara izin vermeden boykot tutumlarıyla ilgili programlarını en yoğun bir şekilde emek harcayarak uygulayacaklarını belirten Oğraş, şimdiye kadar yaptıkları boykot çalışmalarında beklediklerinden de öte bir ilgiyle karşılaştıklarını söyledi. Oğraş, bu çalışmalarının 12 Eylül günü çok büyük oranda karşılık bulacağına ve halkın kendisini yok sayan bu anayasa değişikliğini boykot edip sandığa gitmeyeceğine inandıklarını dile getirdi. Oğraş, şunları kaydetti:

"Demokratik bir anayasa istiyoruz. Bunun güvencesinin verilmesi gerekiyor. En azından bunun işareti olabilecek seçim barajı ve TMK bu süreçte değiştirilebilir. Kürt meselesiyle ilgili çözümsüzlük yaklaşımından vazgeçilir ve diğer pratik adımlar atılırsa, bizler de o zaman yeni bir durum değerlendirmesi yapabiliriz. Kısaca ciddi yaklaşım gösterilirse, bizde ciddi kararlar alırız! Halkımızı da kafa karıştırmalara, bilinçli saptırmalara karşı uyanık ve duyarlı olmaya, boykot kararı etrafında kenetlenmeye ve tarihi bir tavır göstermeye çağırıyoruz. Hem örgütlerimiz hem halkımız, inanıyoruz ki bu süreci yoğun bir çalışmayla başarıyla tamamlayacaklardır."

(emekdunyasi.net)

Bağlantılı Haberler