02 Eylül 2010, Perşembe

RWE'nin anlaşmaları yeni gerilimlerin habercisi

ALİ ŞİMŞEK arsim2008@gmail.com

Geçen hafta Alman enerji devi RWE'nin Kürdistan Bölgesel Yönetimiyle doğalgaz alım anlaşmaları yaptığı bildirildi. RWE'nin uzun süredir gerekli gaz tedarik edilemediğinden hayata geçirilip geçirilemeyeceği belirsizlik içinde olan Nabucco projesine sonradan 6. ortak olarak katılmış olması son gelişmeler etrafında yeni tartışma ve analizleri de gündeme getirdi.

Nabucco boru hattı projesi Avrupa'nın Rusya'dan yapılan sevkiyata alternatif olması amacıyla daha çok ABD ve AB tarafından desteklenen bir seçenek olarak gündeme gelmişti. Rusya'nın bir yandan Nabucco'ya gaz tedarik etmesi düşünülen Kazakistan, Türkmenistan ve Azerbaycan gibi ülkelerle büyük miktarlarda doğalgaz alım sözleşmeleri imzalaması diğer yandan Güney Akım Projesi'ni devreye sokması Nabucco'yu bir süredir gündemden düşürmüştü.

2008 yılında Güney Akımın Nabucco'ya rakip olduğu tartışmaları karşısında Rusya başbakanı Putin, projelerin rakip olmadığını, önemli olanın taşıyacak gazın tedarik edilmesi olduğunu belirterek ,"birileri bir delik açmak ve çelik boru döşemek istiyorsa bunu yapma hakkı var. Bizim buna herhangi bir itirazımız yok."demiştir.

Ancak uzun bir sessizlikten sonra ortaklardan RWE, Türkmenistan, Azerbaycan ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Nabucco için gaz anlaşmaları pazarlıklarının sürdüğünü, gerekli gazı tedarik edeceklerini açıkladı. RWE yetkililerine göre, 2014 yılından itibaren (2011'de inşasının başlayacağı söyleniyor) 3300 kilometre uzunluğundaki boru hattından Orta Asya gazının Türkiye'den geçerek Güneydoğu Avrupa ve Avusturya'dan Batı Avrupa'ya ulaştırılması öngörülüyor.

Bahsedilen tedarikçilerden Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan'ın daha önce Rusya ve Çin'le yaptıkları yüksek miktarda doğalgaz anlaşmaları var. ABD'nin Nabucco için İran gazının alınmasına karşı olması, gerekli gazın tedarikini daha da zorlaştırmıştır. Ayrıca bu ülkelerin Rusya karşıtı, ekonomik olmaktan çok politik bir proje olduğu söylenen Nabucco'ya gaz vermeleri bölgesel dengeler açısından da kolay olmayacaktır. Bu durumda RWE'nin tek "gerçek" tedarikçisi Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi olarak görünmektedir.

ABD ordusunun Irak'tan çekilişinden kısa süre sonra gerçekleşen bu enerji anlaşmaları, bir ay önce deneyimli Rus diplomatı Primakov yönetiminde bir heyetin Kürdistan Bölge Yönetimiyle petrol anlaşmaları için görüşmesi pek hayra alamet değildir. Bilindiği gibi 3-4 yıldır Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Bağdat Merkezi Hükümeti arasında petrol ve gaz anlaşmaları konusunda ihtilaf var. Bağdat yönetimi Bölge hükümetinin böylesi anlaşmalar yapamayacağını ileri sürerken, Kürt Yönetimi aksini savunuyor; kendi yeraltı kaynakları üzerinde hükümran olduğunu ileri sürüyor.

Bu durumda gerek Rusya, gerekse Almanya'nın Bağdat'la olan ihtilafa rağmen böyle anlaşmalar yapmaları ve yeni anlaşmalar için girişimde bulunmalarının çok yönlü anlamları olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Her şeyden önce bu ekonomik gibi duran atakların aslında daha çok bölge siyasetinde mevzi kazanmaya yönelik olduğu bellidir. Kürt Bölgesel Yönetimi de parçalanmaya doğru giden Irak'ta yaslanacağı güçler açısından ABD ile sınırlı kalma riskini ortadan kaldırmak istiyor olabilir.

Tüm bunlar dikkate alındığında RWE'nin yaptığı anlaşmalar ve Nabucco'yu hayata geçirme yönündeki kararlılık kesinlikle Avrupa'nın Rusya tekelini kırma ve seçenekleri çeşitlendirme amacıyla sınırlı değildir. Dahası son bölgesel tabloya bakıldığında; bunun daha çok siyasi-askeri bir sürece dönüştürülme gizli niyetini barındırdığını yabana atmamalıyız. Anlaşılan büyük emperyalist güçler bu projeye isim verirken Verdi'nin savaş, hile ve entrikaları konu alan Nabucco isimli operasından boşuna esinlenmemişler.

Şimdilik Türk Genelkurmayı'nın PKK ile mücadele bahanesiyle de olsa NATO'yu bölgeye çağırdığını hatırlatıp, konuya ileriki yazılarda devam edeceğimizi belirtelim.