03 Eylül 2010, Cuma

Eczacıların 'kâr'ını emeklilere vermiş(!)

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in "Geçen sene eczacılarla bir mücadeleye giriştik. Eczacılar kepenk falan kapattı. Biz bu mücadeleyi Bakanlık olarak kazandık. Doğrudan 2,5 milyar tasarruf oldu ve biz onu emeklilere verdik" sözlerine İstanbul Eczacı Odası açıklama yaparak tepki gösterdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in, basına yansıyan açıklamalarında "Geçen sene eczacılarla bir mücadeleye giriştik. Eczacılar kepenk falan kapattı. Biz bu mücadeleyi Bakanlık olarak kazandık. Doğrudan 2,5 milyar tasarruf oldu ve biz onu emeklilere verdik" ifadesini kullanmasına İstanbul Eczacı Odası yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi.

Oda yönetiminin yaptığı açıklama şöyle:

"Demokratik, sosyal bir hukuk devletinde ve çağdaş bir yaklaşımda bir Bakanın toplumun belli bir kesimi ile, bir meslek grubu ile mücadele ettiğini açıklaması alışılmış bir durum değildir. Zira bir Bakan, haklarını korumakla, eşitliğini sağlamakla yükümlü olduğu vatandaşlarının belli bir kesimini "düşman" ilan edemez, etmemelidir. Bir devlet adamı yolsuzlukla, hırsızlıkla, haksızlıkla, rüşvetle, adam kayırmacılıkla mücadele edebilir, etmelidir. Ancak Sayın Bakanın açıklamalarından anlaşılıyor ki Çalışma Bakanlığının mücadele alanına sendikal hakların tam ve gerektiği gibi kullanılması, ülkemizde neredeyle her gün yaşanan ölümlü iş kazalarına karşı önlem alınması, ihmali olanlara yaptırım uygulanması, iş güvenliği, çocuk emeğinin sömürülmesi ile mücadele girmemektedir, Sayın Bakan mücadele alanını bir meslek grubunun hak arayışına karşı tanımlamaktadır.

Bir Bakanın görevi, haksızlığa uğrayan, hakkını arayan, demokratik haklarını korumak amacıyla bazı eylemler yapan bir meslek grubu ile mücadele etmek yerine, onların taleplerini dinlemek, sorunlarına hakkaniyet ve eşitlik prensipleri doğrultusunda çözüm üretmektir. Sayın Bakanın "mücadele ettik ve kazandık" anlayışı bugüne kadar eczacılara yönelik yaklaşımın ne olduğunu sergilemesi bakımından son derece önemlidir. Maalesef ülkemizde bir Bakan bir meslek grubunu düşman ilan edebilmekte ve hatta bu meslek grubuyla mücadele ettiğini açıklayabilmektedir."

Açıklamada Bakana şu sorular soruldu:

Sayın Bakan,

  • Siz eczacılarla hangi nedenlerle, hangi mücadeleye giriştiniz? Bu mücadeleniz esnasında haklarını, hukuklarını gözetmekle yükümlü olduğunuz eczacıların diğerleri ile eşit birer Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu düşündünüz mü?
  • Son 3 ayda 300 eczane kapandı. Odamıza her gün onlarca eczacının hayatını söndürecek icra takip kâğıtları geldi. Sizin mücadele dediğiniz bu muydu?
  • halde siz 4 Aralık eyleminden bir gün önce basının önüne çıkıp, "firmalarla anlaştık, eczacıların zararlarını karşılayacaklar" derken gerçeğe aykırı bir beyanda mı bulundunuz? Yoksa zarara uğradıklarını bizzat açıkladığınız eczacıların zarara uğramasına göz yummak mücadelenizin bir parçası mıydı?

Açıklamanın devamı şöyle:

"Sayın Bakan,

24.000 eczacı ile mücadele ettiğinizi söylediğinizde, onlarla birlikte mağdur olan, eczane çalışanı, bu eczacıların aileleri ile birlikte 100.000 civarında vatandaşınızı rencide etmiş bulunmaktasınız. Zarara uğradığını televizyonlarda açıkladığınız 24.000 vatandaşınıza yaptığınız haksızlığı, "kazanmak" olarak adlandırıyorsunuz.

Biz ise vatandaşlara, eşit, hür bireyler olarak hakkaniyetle yaklaşan, kimsenin bir kuruş hakkını yemeyen, vatandaşları düşman ve dost olarak ayırmayan, bazı vatandaşlarına kin gütmeyen, çağdaş, demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir anlayış ile yaklaşanların kazandığını düşünmekteyiz.

Kimin kazandığına dair son kararı ise kamu vicdanı ve tarih verecektir."

(EmekDunyasi.Net)

İstanbul -