Bu halk adam olmaz
Aylardır konuştuğumuz, yazdığımız, çizdiğimiz, boşa koyup tartıştığımız, doluya koyup kıvrandığımız, referandum nihayet geldi çattı ve dâhi çok şükür bitti.
Referandum sonuçlarından hoşnut olmayanlar, sonuçların açıklanmasının hemen ardından bu halkın ne menem bir halk olduğu ile ilgili değerlendirmeler yazmaya başladı. Bu halk ne bilirdi ki, zaten yüzde altmışında zeka problemi vardı, koyun gibiydi. Bu halk aptaldı, darbeciydi, çıkarcıydı, ikiyüzlüydü, dalkavuktu, korkaktı…
Bu halk adam olmazdı.
Referandumda evet diyenler de, hayır diyenler de bir kesim tarafından, boykot edenlerse iki kesim tarafından beğenilmedi.”Hayır” diyenler için “darbe yanlısı” vb tanımlamalar yapılırken, boykot edenler Bülent Arınç tarafından şerefsiz olarak tanımlandı. “Evet” diyenler; korkak, cahil olarak.
Kısaca siyasi yelpazenin hiçbir yanı bu ülke halkından memnun değil. BDP hariç. Zaten siyasi yelpazenin topyekûnu BDP’den de memnun olmadığı, BDP de onların istediği gibi hareket etmediği için o bu kategoride değil. Bu nedenle onu da beğenilmeyen halk kategorisine koymaktan başka çare kalmıyor.
İki tarafın da beğenmediği sonuçlar üzerine, halka kızıp, sövmekten gayrı kimsenin kendine soru sorduğu ve kendinde herhangi bir eksiklik aradığı yok. Tek suçlu var o da halk. Yani hırsızın hiç suçu yok.
Geçenlerde Ayhan Bilgen “BDP’nin ne yapmasını isterdiniz?” diye sormuştu. Benim de aklıma şimdi şu soru geldi;
Nasıl bir halk isterdiniz?
Söylediklerinize her koşulda ikna olan, çaba harcamanıza emek vermenize bedel ödemenize gerek kalmadan sizin arkanızda olacak, siz ne buyursanız eksiksiz yerine getirecek bir halk mı? Siz onlara güvenmeyeceksiniz ama onlardan size güvenmesini isteyeceksiniz. Siz onlara inanmayacaksınız ama onlardan size inanmasını isteyeceksiniz. Siz onları beğenmeyeceksiniz ama onlardan sizi beğenmesini isteyeceksiniz.
Peki, acaba halk sizden ne istiyor olabilir? Akıl vermek dışında. Halkın akıl vermekten çok daha fazlasına ihtiyacı var çünkü. Bir kere kendine değer verilmesini bekliyor olabilir mesela. Kendinin adam yerine konulmasını. Mutlaka önünde değil de önce yanında olmanızı istiyor olabilir.
Bir de; halk dediğiniz şey farkında mısınız bilmem ama, biraz da sizlerden oluşuyor. Yani sizin gibi korkak, cahil ve belki de cesur insanlardan. İnsan kendini onun içinden soyutlayınca, kendini başka bir yerlerde görüp, bulunduğu yerden başka bir yer anlamları katınca gerçekten o büyük anlamlara sahip olamıyor, dahası o anlamların bile gerisinde kalan bir anlamsızlığa sahip oluyor. Yani ben bu halkın aydınıyım, önündeyim, önderiyim deyince olunamıyor. Bazen öndeyim derken geride kalmış oluyorsun.
Referandumda halk belki biraz zorla, belki baskıyla, inanmayarak, inanarak, düşünerek ya da “lanet olsun” diyerek oy kullandı. Şimdi niye böyle oldu diye kızmak yerine acaba “biz nerede yanlış yaptık” sorusunun sorulmamış olması aslında bu anlamdan ya da anlamsızlıktan kaynaklanıyor. Bir de dehşet verici şekilde cahillikten.
"Ne verdin ki ne istiyorsun?" diye sorulabilen çok basit ama anlamı derin bir soru vardır ki halk bunu sormayı pekâlâ bilir. Referandumda bu soruyu sormuştur ve cevabını da vermiştir. Mesela Kürt halkının boykot tavrı tam da böyle bir cevaptır. Hem devlete karşı bir duruştur hem de sağa, sola bil cümle yönlere ve anlayışlara çağrıdır. Oralardan görülebiliyor mu bilmiyorum. Ya da nasıl görünüyor?
Yanında bile olamadığın bir halktan arkanda olmasını istemek, beklemek gerçekten büyük bir iddia. Ama bu halkla gerçekten olmaz. O nedenle haklısınız;
Bu halk adam olmaz…
O zaman şöyle yapalım size istediğiniz ölçülerde başka bir yerden halk getirelim. Ya da siz ölçüleri verin biz klonlama sistemiyle çoğaltalım. Sonra onları istediğiniz gibi peşinize takar, kendinizi alkışlatır, yürütür ne istiyorsanız yaparsınız. Aydını da olursunuz onların, önderi de. Ya da en iyisi siz böyle bir halkın olduğu bir yer bulun ve oraya gidin de hepimiz huzura erelim.