Halkın çiçeği
Referandumda hayır kampanyası yürüten bazı "solcular" sonuçlar üzerine Aziz Nesin'in "Türk halkının yüzde 65'i aptaldır" ironisini hatırlatarak, halkın eğitim düzeyi haritalarını, aptallık, salaklık oranları gibi akla ziyan değerlendirmeler yapmaktalar. Bu tür değerlendirmelerde bulunanlar için okuma yazma bilmeyen bir amcanın 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında yaşadığı ve günümüzde de devamının olduğu bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak isteriz. Bunu çarşamba günkü yazımda da belirtmiştim.
Hikâye şöyle yaşanır:
12 Eylül 1980 Askeri Darbesi olmuştur. Devletçe çok tehlikeli görülen Alevi-Kürt köyüne binlerce askerle baskın yapılır ve köye askeri karargâh kurulur. Askeri istihbarata göre köyde top dâhil her tür silah vardır. Her evde de en az birkaç silah vardır. Köy okulu işkencehane haline getirilir ve yaşlı, kadın, çocuk demeden herkese baskı yapılmaya başlanır. Askeri yetkililerin kafasındaki hedef bir çakı dahi bırakılmadan tüm silahların toplanmasıdır. Ancak o zaman tehlike bertaraf edilmiş olunur. İlk günlerde bir miktar silah toplansa da istenen olmamıştır. Köylüler silahlarını teslim etmemişlerdir. Baskı ve işkencenin dozu artırılmıştır.
Bu da istenilen sonucu vermeyince askeri yetkililer, köyün "ileri gelenleri" ve "çok akıllıları" ile bir toplantı yapıp bir karar alırlar. Hiç silahı olmayanlar birkaç silahı olanlara bir silah bedeli ödeyecekler. Birkaç silahı olanlar bu bedeli ödeyen köylüler için de birer silah teslim edecekler. Böylece köyde herkes birer silah teslim etmiş olacak. Askerler de köylülere baskı yapmaktan vazgeçecekler. Asıl iş bunun köylüye nasıl açıklanacağı ve ikna edileceğidir. On yaşından büyük bütün erkekler askerlerce köy meydanına getirilir. Askerlerle birlikte planı yapan "eğitimli" ve "ileri gelenler" planı köylülere anlatırlar.
Köylülerin büyük çoğunluğu bu durum karşısında şaşırır. Bir homurdanma başlar ama yüzlerce asker karşısında ses çıkarmak da o günün koşullarında kolay değildir. Okuma yazma bilmeyen 60 yaşlarındaki Alhas Amca bu ucube plana dayanmaz ve itiraz eder: "Ya sizde hiç akıl yok mu? Bu nasıl iştir? Silahı olmayan niye silah satın alıp teslim etsin? Ayrıca olan da istiyorsa teslim eder, istemezse etmez" der. Ortalık karışır. "İleri gelenler "Sus be cahil adam, sen ne anlarsın bu işlerden" diyerek amcayı susturmaya çalışırken bir taraftan da komutana "Komutanım siz bakmayın bu deliye, cahildir" diyerek sorun olmayacağını söylerler. Amca bir şekilde susturulur. Tahminen silahı olmayan köylülerin listesi yapılmıştır. Bu listedeki her köylü silahı çok olduğu düşünülen bir köylüyle eşleştirilmiştir. Alhas Amca da silahı olmadığı sanılanlardandır. Liste okunmaya başlanır. Sıra Alhas Amca'ya gelince. "Alhas Amca sen komşun Hüseyin'e 15 bin lira ödeyeceksin, o da senin yerine iyisinden bir 'keleş' teslim edecek" denir. Bu durum Alhas Amca'nın hayatta kabul edeceği bir iş değildir. Bir kaç silah kaçakçısının ve birkaç "eğitimli" kendini "akıllı" sanıp köylüyü askerin baskısından bu şekilde kurtaracağını sanan kişinin dışında, köylü de bu durumu kabul etmemektedir. Adı okunan Alhas Amca el kaldırıp söz ister. İleri gelenler söz vermek istemezler. Amca okul merdivenlerinde bütün heybetiyle duran komutana seslenir: "Komutanım bir şey yapmayacağım sadece bir fıkra anlatacağım siz bana söz verin" der. Komutan "Bırakın amca anlatsın fıkrayı" der. Kendince gerginleşen ortamın amcanın anlatacağı fıkrayla dağılacağını sanır. Alhas Amca Nasrettin Hoca'nın meşhur fıkralarından birini anlatmaya başlar:
"Hoca binmiş eşeğine bir köyden diğerine gitmektedir. Yol uzundur. Bir zaman sonra hocanın çişi gelir. Durdurur eşeğini iner. Çalılık bir yere geçer ve çişini yapmak için hazırlanır. Tam bu sırada bal arısı gelir konar. Hoca önce tedirginlik yaşasa da arıya bakarak "Tam da bal alacak çiçeği buldun!" der.
Fıkra biter bitmez ileri gelenler Alhas Amca'ya hücum etseler de amca hazırlıklıdır; asasıyla bu ileri gelenlerden birinin kafasına vurur ve ileri gelenin kafası yarılır. Ortalık karışır asker müdahale eder ve toplantı dağılır. "Eğitimli" ve "ileri gelenler" ile askerlerin planı suya düşer.
Yıllar sonra Alhas Amca Ankara'da akrabalarında misafirken bir binbaşıyla tanışır. Alhas Amca başından geçen bu hikâyeyi binbaşıya anlatır.1998'de binbaşı referandumu yüzde 91 boykot eden Hakkâri'ye atanır. Binbaşı aynı zamanda buradaki uzman çavuşların teorik eğitiminden de sorumludur. Bir gün derste uzman çavuşlar bölgedeki halkın cahilliği üzerine bir sürü laf ederler. Binbaşı uzman çavuşlara Alhas Amca'nın hikâyesini anlatır. Ve der ki, "Cahil sandığınız bu insanlar 12 Eylül koşullarında bile bu cevapları verdiler. Bu halkı cahil görürseniz yanlış çiçeğe konarsınız." Binbaşı muhtemeldir ki uzmanlarını güvenlik vb gerekçelerle uyardı. Ama bizden söylemesi hangi gerekçeyle olursa olsun halkı cahil, aptal görenler yanlış çiçeğe konarlar. Bunu devlet 80 yıl sonra anladı. Bakalım kendini çok akıllı sanan bu solcu arkadaşlar ne kadar sürede anlayacaklar.