İhtiyaç ve özeleştiri
Siyasal çalışmalarda ihtiyaç analizini doğru yapmak, zamanında yapmak çok önemlidir. Ancak bir o kadar önemli olan, söz konusu ihtiyacın neden karşılanamadığına dair muhasebeyi sağlıklı yapmaktır. Hiçbir şey olmamış gibi her gelişmeden sonra yeni bir sayfa açmaya kalkmak, en hafif ifade ile güven bunalımına neden olur, inandırıcılıktan yoksun bir zemin oluşturur.
Kürt sorununun çözümünde hiçbir ciddi özeleştiri yapmadan yeni pozisyonlar belirlemeye çalışmak, ne devlet açısından inandırıcı olabilir, ne de toplumsal aktörler açısından yeni bir umut oluşturabilir. Bu denli can yakıcı bir sorun karşısında "nerede hata yaptık ?" ya da "neyi yapmamız gerektiği halde yapmadık ?" soruları ortada dururken, inisiyatif almaya kalkmak ciddiyetten yoksun bir tutumdur.
İster sorunu yaşama hakkı, güvenlik hakkı ekseninde değerlendirin, isterse hak ve özgürlükler, hatta ekonomik sorunlar bağlamında ele alın. Sonuç itibarı ile karşı karşıya bulunduğumuz tablodan sorumlu olanların, kendilerini işin dışında tutan suçlamalarla vakit tüketmeleri endişe vericidir. Zira bir kritik çabasının netice vermesinin tek yolu, somut sorumluluklar üzerinden yapılmasından geçmektedir.
Bugüne kadar gerçekleşen şaibeli patlamaların kaçı açığa çıkarılmıştır? Yabancı güçler değerlendirmesi yapanlar, söz konusu güçlere yönelik hangi girişimlerde bulunmuşlardır? En azından bu iki soruya dürüstçe cevap vermeden, Hakkâri'deki mayın patlamasını izah etmeye kalkmak, halkla dalga geçmektir.
Anadille eğitim hakkını bir hak olarak kabul edip etmediğimizi net biçimde ortaya koymadan, yürütülecek olan boykot kampanyasını tartışmak, demagoji ile kendi kendimizi kandırmaktır.
Ne yazık ki artık bu topraklarda on yıllardır iktidar gücünü kullananların Kürt sorunu karşısında sergilediği pişkin tutum, gün geçtikçe muhaliflere de bulaşmaktadır. Vicdanlarda izahı mümkün olmayan tutum ve politikalar, bazen Kürtleri, bazen sosyalistleri, İslami çevreleri, Alevileri kuşatma potansiyeli taşımaktadır.
Bu tehlikeli gidişe dur diyecek bir çıkış, ancak ve ancak "bu günaha ortak olmayan" kişi ve kurumlar tarafından inşa edilebilir.
İlk taşı atma konusunda yanlış adreslerden beklenti içerisinde olanlar, hayal kırıklıkları yaşamaya mahkûmdur.