Tuğluk: Çözüm mü, tasfiye mi amaçlanıyor?
İmralı'da PKK Lideri Abdullah Öcalan'la yaptıkları görüşmedeki gözlemlerini aktaran DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, "İmralı'da çok güçlü bir barış ve çözüm iradesi var ama devletten tereddütlüyüz. Çözüm mü yoksa tasfiye mi amaçlanıyor, bilinmiyor. Bunun netleştirilmesi gerekiyor" dedi.
DİHA'nın haberine göre DTK Eşbakanı Aysel Tuğluk, 5 yıl aradan sonra gerçekleştirilen görüşmenin son derece önemli olduğunu belirtti. "Gerçekten Sayın Öcalan'ı son derece dinamik canlı ve sürece hâkim gördüm. Coşkusundan heyecanından hiçbir şey kaybetmemişti" diyen Tuğluk şunları anlattı:
''Kürt ve Türk halkının kardeşliği çerçevesinde çözümü konusunda ve bu meselenin şiddet dışında siyasal zeminde çözümü konusundaki kararlılığını inancını ve bu konudaki çabasının devam edeceğini ifade etti. Eylemsizliğin devam etmesi konusunda bir iradesi var ancak aynı zamanda bunu da çok iyi biliyoruz ki, PKK'nin de bu çerçevede bir niyeti olduğunu biliyoruz. Ama bu konuda devletin buna nasıl yaklaşacağı buna nasıl yanıt vereceği gerçekten çözüm konusunda bir irade açığa çıkarıp çıkarmayacağı meselesi henüz netleşmiş durumda değil.
Dolayısıyla şöyle ifade edebiliriz; İmralı'da Sayın Öcalan'da çok güçlü bir barış iradesi var. Çok güçlü bir çözüm iradesi var. Ve bunun kardeşlik temeli konusunda çözüm bulmasını istiyor.
'DEVLETTE BİR NETLİK YOK, KAYGILAR TAŞIYORUZ'
Devlette bu süreçte bu konuda bir olgunlaşma yaşanıyor, ancak devlette bu süreci hangi yöntem, tarz ve nasıl çözeceği konusunda bir netlik yok.
Kürt sorunu, geldiğimiz koşullarda kendi çözümünü dayatan bir sorun haline gelmiştir. Kürtler bir bütün olarak yani örgütsel yapılarıyla bu sorunun çözümü konusundaki iradelerini çok net ortaya koymuş durumdalar.
Kürtlerin bir çözüm projesi var ancak net olmayan ve muğlak olanın devlet . Devletin projesi konusunda herkesin ciddi kaygıları var. AKP'nin sorunun çözümü ve samimiyeti konusunda kaygılar yaşıyoruz.
'DİYALOGLA TASFİYE Mİ KAYGISI TAŞIYORUZ'
Şu çok açık, AKP, Kürt sorununun çözüm koşullarında olduğunu biliyor. Ve bu konuda devletin diğer yapılarıyla da bir uzlaşma sağladığını düşünüyorum. Onları bu konuda ikna ettiğini de düşünüyorum. Ancak AKP'nin çözüm stratejisiyle ya da çözüm projesiyle Kürtlerin bir bütün olarak örgütsel yapılarının çözüm stratejisi arasında çok ciddi farklar var.
Kürt halkı kendi taleplerini ve çözümün nasıl bir yöntemle gelişebileceğini çok net ortaya koymuş durumda. Bunu en birincil düzeyde zaten Sayın Öcalan görüşmelerle sürdürüyor. Fakat devletin yaklaşımı ise daha çok bir nevi aslında bu kaygıyı net ifade etmekte yarar var. Bir nevi savaşla tasfiyeyi gerçekleştiremeyince diyalogla tasfiyeyi gerçekleştirme mi diye bir kaygı hepimiz tarafından yaşanıyor.
ÖCALAN HAZIR
Süreç itibariyle asıl önemli nokta sorununun çözümü konusunda müzakere zemininde çözüme iradesi ve bu müzakerenin gelişip gelişmeyeceği. Farklı yaklaşımlar ancak bir müzakere süreci içerisinde eğer doğru yol ve yöntemi bulunabilinirse ortak bir barış projesinin barış iradesine dönüşebilir.
Bu konuda Sayın Öcalan'ın hazır olduğunu ifade edebilirim. Bunun çabası içerisinde olduğunu, bunda ısrarlı olduğunu ifade ediyor. Ama devletin bu konudaki iradesinin nasıl şekilleneceğini, nasıl gelişeceğini önümüzdeki günler acısından son derece önem taşıyan bir durumudur.
Sayın Öcalan ve PKK tarafında bir tereddüt yok. Bu konuda son derece net ortaya koymuş durumda devlet eğer gerçekten bir çözüm iradesi taşıyorsa ki, Kürtlerin özgünlükleri ve özgürlükleriyle tanınabilmesi konusunda bir çözümü içeriyorsa bir çerçevede bir müzakerenin devam etmesi gerekiyor.
'BEN SINIRLARI BELİRLEDİM TAVRI ÇÖZÜMLÜKTE ISRARDIR'
Hükümetin ben bu sorunun çözüm sınırlarını belirledim. Ve sorunu ben nasıl tanımlıyorsam Kürtlere de buyurun gelin. Bu tanımın sınırları içerinde çözümü arayın gibi bir yaklaşım içerisine girmesi çözümsüzlükteki ısrarın devamı anlamını taşır.
Kürt halkı artık örgütlü ve kendi kaderini belirleme, kendi özerk sistemini kurma arayışında olan bir halktır. Ve bunun mücadelesini yürüten çok güçlü halk konumundadır. Dolayısıyla Kürt halkının bu politik iradesini algılamadan ve Kürt halkının çözüm noktasındaki çerçevesini kabul etmeden bir müzakerenin yürütme sonuç almayacağı çok açıktır.
'GÖRÜŞMELER DEVAM ETMELİ'
Barış ve çözüme çok yakınız. Gelinen aşamada devletin ortaya koyacağı yaklaşım süreci belirleyecek. İmralı'daki görüşmelerin bu çerçevede devam etmesi süreç açısından belirleyici olacak.
Şunu çok net söylemek gerekiyor. Kürtler olarak bir bütün bu sorunun çözümünden yanayız. Hiç kimsenin ölmediği ve sorunların konuşularak ve tartışılarak çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Biz bu konudaki irademizi devem ettireceğiz. Çünkü sorunun çözümünün en nihayetinde oturup konuşularak olacağını çok iyi biliyoruz. Ne kadar savaşılırsa savaşılsın en sonunda oturulup konuşulması ve bu çerçevede çözülmesi mümkün olacak.
'DEVLETİ ZORLAMALIYIZ'
Bunun için daha iddialı ve kararlı bir çalışmanın ve hatta Sayın Öcalan'ın dediği gibi gece gündüz yemeden içmeden hem vicdani hem ahlaki sorumluluk gereği, halkımıza görevimiz gereği bu süreci çözüme doğru eğriltmek durumundayız. Devletin sistemin bir tasfiye hedefi olabilir. Ama biz bu tasfiye sürecini bile kendi çözümümüzü devlete dayatarak, devleti bu anlamda zorlayarak çözümü barışa evirtme şansına sahibiz.
'SAVAŞ TEZKERESİ DEVLET MANTIĞININ HENÜZ DEĞİŞMEDİĞİNİ GÖSTEMREKTEDİR'
Bakanlar kurulundaki sınır ötesi tezkerede aslında devlet mantığını henüz değişmediğini göstermektedir. Artık Kürt halkının meşru halklarını bastırma şansları kalkmıştır. Eğer halka dönük bir yok etme hatta Hakkâri'deki gibi bir katliam politikası dayatırlarsa ebetteki zaten uluslararasında bir meşruiyeti de olan kendi öz savunmasını geliştirmek zorunda kalacaktır. Umut ediyoruz ki, devlet böylesi bir yanlışın girmez. Böyle bir yanlışın akıbeti hüsrandır. Kürtler savaş tezkerelerin anlamsız kılacak demokratik mücadelesini verecektir. Devlet artık PKK gerçeğini görmek zorundadır.
'ÖCALAN'IN ÖRGÜTLE İLİŞKİ KURMA YOLLARI YARATILMALI
Son olarak müzakerelerin devam etmesi için Öcalan'ın örgütle ilişki kurma koşullarının yaratılması gerekiyor. Eğer müzakerelerden bahsedeceksek. Sayın Öcalan'ın müzakere yöntemlerinin önünün açılması gerekiyor. Örgütle ilişkisinin önü açılmalı. Türkiye'deki siyasal yapılarla diyalogunun önün açılmalı''
EmekDunyasi.Net