Austin: 12 yıl önce Öcalan'ı dinleselerdi, sorun bugüne kalmazdı
Türkiye'de bulunan Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi üyelerinden İngiltere Sosyalist Grup'tan John Austin, 1998 yılında Öcalan'la yaptığı görüşmeye değinerek, şu an dile getirdiklerinin o günkülerle aynı olmasına rağmen, 12 yıl gecikilmesinin üzücü olduğunu söyledi.
Yinede önemli bir gelişme olarak niteleyen Austin, "Bir tarafın sorunun askeri yöntemlerle çözülmeyeceği kanaatine vardığı, diğer tarafın da askeri yöntemlerle karşı tarafın yenilemeyeceğini anladığı an çözümün yolu açılmıştır" dedi.
TMK kapsamında yargılanan çocukların durumu, insan hakları ve kadın hakları alanında yaşanan gelişmeler ile avukatları ve ailesinin başvurusu üzerine PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın koşullarını incelemek üzere Türkiye'ye gelen Avrupa Konseyi (AK) Parlamenterler Asamblesi üyelerine İmralı'ya gidiş izni verilmedi. Çeşitli temaslarda bulunan üyelerin Adalet Bakanlığı Sadullah Ergin'le görüşmesi bekleniyor. Kürt sorunu ve çözüm yöntemleri konusunda yaklaşımlarıyla tanınan parlamenterler temaslarına ilişkin DİHA'nın sorularını yanıtladı. Heyette bulunun İngiltere Sosyalist Grup'tan John Austin, 1998 yılı Temmuz ayında Suriye'de PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştüğünü, Öcalan'ın o zaman söylediklerinin şu anda dile getirdiklerinden hiç bir farkı olmamasına karşın diyalogun başlamasının ancak gerçekleşmesinin birçok nedeni olduğu ifade etti. Gerek Türkiye yetkililerinin gerekse Avrupa'nın Abdullah Öcalan'a kulak vermemesinin bu gecikmeyi doğurduğunu vurgulayan Austin, bundan sonrasında artık görüşmelerin daha verimli geçmesi için her iki tarafın da elinden geleni yapması gerektiğini söyledi.
'1998'DE DE AYNI ŞEYİ SÖYLÜYORDU'
Austin sözlerini şöyle sürdürdü: "1998 yılında Abdullah Öcalan Kürtlerin taleplerinin uluslararası alanda bilinmesini ve kabul görmesini istiyordu. Ancak o süreçte gerek Türkiye'de gerekse uluslararası kamuoyunda böyle bir ilgi ve yönelim söz konusu değildi. Sonuçta o gün söyledikleri şimdikilerle aynı olmasına karşın dikkate alınmadı. O süreçte de Türk yetkililerle diyalog yolunu açmak için ilan edilmiş ateşkesler söz konusu idi ve yaklaşımlar da aşağı yukarı aynı idi ama olmadı. Ayrılmak fikri örneğin otonomiye dönüşmüştü zaten o süreçte. Kürtlerin kimliklerinin tanınması, bulundukları yerlerde kültürel, siyasi haklarını alması gibi. 'PKK teröristtir, Öcalan da teröristtir, biz teröristlerle konuşmayız' anlayışı ile bırakın önerilerin resmi olarak reddedilmesini, dikkate bile alınmadı. Uluslararası güçler de sorunu bir iç sorun gördüklerinden ve bölgede istikrarı olumsuz yönde etkileyebileceğini düşündüklerinden bu çağrı ile ilgilenmediler. Ben de döndüğümde sorunu İngiltere de görüşmeye açtığımda aynı gerekçeler karşıma çıktı." Avrupa'nın ve Türkiye'nin nihayet durumun farkına vardığını, Kürt sorununu politik bir sorun olarak tanımladığını anlatan Austin, süreci olumlu olarak nitelendirdi. Austin, "Bir tarafın sorunun askeri yöntemlerle çözülmeyeceği kanaatine vardığı, diğer tarafın da askeri yöntemlerle karşı tarafın yenilemeyeceğini anladığı an çözümün yolu açılmıştır" dedi.
'BARIŞ GÖRÜŞMELERİ TAKTİK DEĞİL STRATEJİK'
Avrupa'nın sorunun politik olarak çözülmesi yönteminde de ısrar ettiğini, kendilerinin de heyet olarak bu ısrarla Türkiye'de bulunduklarının altını çizen Austin, henüz başında olan görüşmeler için tarafların cesaretlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Öcalan'ın dünkü görüşmelerine atıfta bulunan John Austin ise Öcalan'ın 'diyaloga açık olmak, silahları bırakma eğilimi taktik bir adım değil, stratejik bir adımdır 'dediğine dikkat çekti ve 'Öcalan'ın halkı ile, destekçileri ile sağlıklı iletişiminin yolları açılmalıdır' dedi. Austin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer PKK lideri olarak silahları bırakmak ya da sınır ötesine çekilmek kararı verilecekse ya da bunun gibi başka kararlar söz konusu ise bir şekilde o liderin kendi insanlarına bunları iletebileceği net bir kanal olmalı. Bu konuda güvencesi olmalı."
'GÖRÜŞMELER OLABİLDİĞİNCE AÇIK OLMALI'
Gerek Türkiye'deki temasları gerekse Aysel Tuğluk ile görüşmelerine ilişkin sorularımızı yanıtlayan heyet üyeleri de görüşmelerin önemine dikkat çekerken, gelinen aşamada spekülasyonlara izin vermemek için görüşmelerin mümkün olduğunca halka açık olarak yapılması ve sorunla ilgili olan her kesimle görüşülmesi gerektiğine inandıklarını ifade etti. Abdullah Öcalan ve Adalet Bakanlığı ile görüşme taleplerinde ısrarcı olacaklarını belirten üyelerden Lydie Err, taraflar arasında diyalogun başlaması, uluslararası alana yayılması ve gözlerin Türkiye üzerinde olmasının ziyaretlerinin zamanını belirlediğini ve Kürt probleminin çözümünde çok önemli bir süreçten geçildiğine inandıklarını ifade etti. Bu nedenle de kendilerini sürece tanıklık etme olanağını yakaladıklarından dolayı şanslı gördüklerini anlatan Err, "Adalet bakanı ile şu an var olan ateşkes üzerine konuşmak istiyoruz ve henüz ret yanıtı gelmediğinden dolayı görüşme yapacağımız konusunda inancımız tam" dedi.
'HÜKÜMET GÖRÜŞTÜĞÜNÜ KABUL ETMELİ'
Üyelerden Avusturya sol gruptan Albrecht Konecny ise, hükümetin yapılan görüşmeleri kabul etmesi gerektiğine işaret etti. Halkın yanlış kaynaklardan edindiği bilgilerle sürecin zarar göreceğine dikkat çeken Konecny, "Biz de kabul ediyoruz ki her şey masada konuşulamayabilir ya da açıklanamayabilir fakat diyalogun başladığı, hangi amaçla ne tür görüşmelerin yapıldığı açıklanmalı. Özcesi görüşmeler kabul edilmeli. Görüşmelerin kabul edilmesi ve yetkili ağızlardan dile getirilmesi olayları takip eden uluslararası kamuoyunun gözlemlerinin gerçek enformasyonlara dayandırılmasını da sağlar" dedi. Heyetin Türkiye ziyaretlerinde ortaya çıkacak ortak durum değerlendirmesini Avrupa Birliği'nin ilgili toplantı ve kurumlarında dile getirileceği de ifade edildi.
İstanbul - DİHA