06 Ekim 2010, Çarşamba

Bahçeli'nin ani namazı ve MHP'nin 'performansı'

BÜLENT ÖZÇELİK bulentozcelik@emekdunyasi.net

Devlet Bahçeli geçtiğimiz hafta ani bir kararla, Kars'taki Ani Harabeleri'ni ziyaret ederek Cuma namazı kıldı. TBMM'nin açılışına bile katılmama pahasına yapılan bu ani ziyarette, kiliseden camiye dönüştürülen Fethiye Camii'nde namazını kılan MHP lideri, seçim startını da böylece verdiklerini söyledi.

Haberlere göre, burada, halka seslenen Bahçeli, "Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından Bizans İmparatorluğu'nun elinden 1064'te alınan Ani Kalesi'nin Türk milletinin bu topraklarda yaşama sevdasının önünü açtığını anımsatarak vatan ve millet yolunda gösterilen her türlü fedakârlıkla iftihar ettiğini belirtti. Ani Harabeleri'nde gösterilen coşkunun yollarını aydınlatacağını kaydeden MHP lideri, Türk milletinin dimdik ayakta durmasının düşmana korku salacağını dile getirdi."

Seçim startını, kiliseden camiye çevrilen bir yerde namaz kılarak veren Bahçeli, seçim sürecinde İslami referansları sıklıkla kullanacağını gösterdi.

MHP çevresi, burada kılınan namazın Akdamar ve Sümela manastırlarındaki ayinlere bir karşılık olduğunun propagandasını yaptı. Namaz sonrasında Egemen Bağış ile Kuran'dan ayetler üzerinden girilen polemikte de bu yön öne çıkarıldı. MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, Maide Suresi'nin 51. ayetinde "Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o, onlardan olur" ifadelerine yer verildiğini anımsatarak Bağış'ı sıkıştırmaya çalışıyor kendince. Bundan bir siyasi fayda beklediği ortada. Ma'un Suresini mi hatırlatmak gerek onlara: "Vay haline o namaz kılanların ki, kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler. Gösteriş yaparlar onlar..."

Referandumdan sonra MHP'nin "milliyetçi" tabanının, en azından bir kısmını AKP'ye kaptırdığı değerlendirmeleri yapıldı. Erdoğan bunun için "milliyetçi" kesimlerin "hassas" duygularına seslenmeye, referandumdan önce de sonra da devam etti. Referandum öncesinde "duyarlı ülkücü kardeşleri"ni ihmal etmeyen Erdoğan, "kan siyaseti"nde de MHP'den aşağı kalmadı. Diğer yandan, Alevilere karşı sürekli ayrımcı bir söylem kullanmaktan da geri durmadı. Erdoğan'ın siyaset oyuncağını elinden aldığı Bahçeli de Erdoğan'ı kendi silahıyla vurmak için harekete geçmiş gibi görünüyor.

Harabe ziyaretlerinde tekbir, mehteran takımı gibi ritüeller de ihmal edilmedi. Belki MHP'nin bunu sürekli yaptığı ve bunda yeni bir şey olmadığı düşünülebilir. Ama MHP bir kez daha gerici bir propaganda dışında bir siyaseti olmadığını ve bununla hareket edeceğini gösterdi.

Yıllardır ilkel "milliyetçilik" üzerinden siyaset etmeye çalışan "milliyetçi hareket"in kullandığı argümanlar içerik açısından hiçbir, toplumsal, ekonomik talep; çıkarlarını savunduklarını iddia ettikleri "Türk Milleti"nin fertleri açısından olumlu hiçbir yön barındırmıyor.

Sürekli en büyük millet dedikleri "Türk milleti"nin karşı karşıya kaldığı, somut, yaşamsal sorunların bu büyüklüğe bir zararı yok.

Milyonlarca "Türk"ün açlık sınırının altında yaşıyor olmasının bir önemi yok !

Çocuk yaşlardaki "Türk" kızlarının, erkeklerinin, konfeksiyon tezgahlarında, yangınlarda, sele kapılan servislerde can vermeleri de bu milletin büyüklüğünü ilgilendirmiyor.

Ramazanda eve ekmek götüremediği için intihar eden bir babanın olması da bu büyüklüğe, dine millete zeval getirmez!

ABD emperyalizminin bölge oyunlarının piyonu bir ülke olmak da mühim değildir.

Bu çok milliyetçi beylere sormak gerek: nedir sizin milletten anladığınız?

Nasıl bu kadar büyük oluyor bu büyük büyük "Türk milleti"?

Tarih ve dünya dışı bir büyüklük atfediyorlar.

Yıllardır, milliyetçilikten üretilecek siyasetlerin, toplumun hiçbir şekilde yararına olmayan, en gerici taraflarını kullanan MHP, din açısından da aynı siyaseti izlemeye çalışıyor. İslamiyet'in olumlu vurgular yapılacak yanlarına değineceğine, ayrımcılığı körüklemeye, başka dinlerden insanlara karşı bir önyargı geliştirmeye çalışıyor.

İlkel milliyetçiliğe son gaz devam eden MHP, bu konuda performansından bir şey kaybetmediğini gösteriyor. Cumhuriyeti birlikte kurduğu, o çok övündüğü Anadolu'ya girişinde yanında olduğu belirtilen Kürtlere gelince her türlü dini, insani duyarlılığı unutuveriyor.

MHP de AKP de, hem İslam dininin hem Türk milliyetçiliğinin en dışlayıcı ve geri yanlarını kullanıyor ve bunun üzerinden bir siyaset kurmaya çalışıyorlar. Alevi düşmanı oluyor, diğer dinlerden insanlara, devrimcilere ve Kürtlere saldırıyorlar. Kirli bir siyaset izliyorlar. Din ve millet gerici siyasetlerinin oyuncağı oluyor...