30 Ekim 2010, Cumartesi

Demokratikleşme ve YÖK

AYHAN BİLGEN ayhanbilgen@yahoo.com

YÖK konusu hem doğrudan anadil, başörtüsü gibi tartışmalar dolayısı ile hem genel demokratikleşme talepleri açısından kritik öneme sahiptir.

Toplumsal gerçeklikler karşısında taşınan derin güvensizlik YÖK konusunda da belirleyici bir anlam ifade etmektedir. Öğrenciyi ve öğretim üyesini serbest bıraktığınızda tehlikeli tercihler yapabileceği varsayımı, onları yönetme eğilimini beslemektedir.

Az oy almış bir rektörün, bir kez tayin edilmesi durumunda, bir sonraki seçim dönemine kadar oyunu artırıyor olması bile antidemokratik davranmayı meşrulaştırmaya yetmektedir.

Kürtçe talepleri dolayısı ile sırf dilekçe vermeyi ağır cezalandırmaya tabi tutan güvenlik algısı kıyafet konusunu da benzer bir eksenden ele almaktadır.

Tek sağlıklı ve kabul edilebilir çözümün YÖK'ün kaldırılması olduğunu bile bile bugünkü statüyü devam ettirmek demokratikleşme algısını da ortaya koymaktadır.

Aslında sözü fazla uzatmaya gerek yok. Bir hafta sonra YÖK karşıtı gösterilere verilecek tepki bile özgürlük anlayışının sınırlarını ortaya çıkarmaya yeter.

Demokratikleşmeyi, "demokrat" kadroların ilgili kurumlara tayin edilmesi gibi okumaya çalışmak Türkiye'ye özgü bir sürece dönüşmüştür. Yapısal değişim talebini ötelemek için kişisel tutumların arkasına sığınmak, aslında "anayasa" konusunda ki tutumun da temel çerçevesini şekillendirmektedir.

Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini tartışmak yerine Cumhurbaşkanı'nı tartışmak, üniversite özerkliğini tartışmak yerine, YÖK başkanının özgürlükçülüğünü esas almak, demokratikleşmeyi dönemsel bir araç olarak görme potansiyelini güçlendirmektedir.

Yeni anayasa konusunu hafife alan ya da sadece hükümeti rahatlatma zemininde ele alan yaklaşımlar karşısında köklü değişim talebini toplumsal iradeye dönüştürme çabalarında acil hareket edilmezse birçok açıdan iş işten geçmiş olacaktır.

Muhalefet dilinin sağlıklı şekillenmesi, iktidar tutumunu da belirleyici rol oynar. Kaba, kişisel polemiklerin ötesinde bir siyaset atmosferi için Türkiye son dönemecin başındadır.