KCK davası Kürtçe ısrarıyla sürüyor
KCK davasında, Kürt siyasetçilerin yoklamaya yine Kürtçe cevap verdi. Avukatların Kürtçe savunmaya ilişkin itirazlarını hazırlama talebi üzerine, dava 8 Kasım'a ertelendi.
"KCK" adı altında 104'ü tutuklu 152 Kürt siyasetçi ve insan hakları savunucusunun yargılandığı davanın 12'nci celsesi sona erdi. Kemal Aktaş, Mehemet Abbasoğlu, Siracettin Irmak, Heval Erdemli, Yaşar Sarı, Roza Erdede, Hatip Dicle ve Turan Genç'in rahatsızlıklarından dolayı katılmadığı duruşmada 96 tutuklu sanık hazır bulunurken tutuksuz sanıklardan hiç biri katılmadı. 93 sanık avukatının hazır bulunduğu duruşmada, sanık yakınlarının yanı sıra BDP milletvekilleri Emine Ayna, Sabahat Tuncel, Şerafettin Halis ve Özdal Üçer de duruşmayı izleyenler arasında bulundu.
KÜRTÇE ISRARI SÜRÜYOR
Yoklama ile başlayan duruşmada ismi okunan sanıklar Kürtçenin Kurmanci ve Zazaca lehçelerinde "Ez li vir im" ve "Ez witaw" şeklinde yanıt verdi. Yoklamanın ardından söz alan sanık avukatlarından Mehmet Emin Aktar, mahkemenin dünkü oturumda Kürtçe savunmaya ilişkin verdiği ayrıntılı gerekçeli kararın yazılı şeklinin bu sabah ellerine geçtiğini, karara itirazda bulunmak için süre talebinde bulundu.
Ardından söz alan sanık avukatlarından Mesut Beştaş, hukukun toplumsal barışa hizmet etmesi gerektiğini ifade ederek, "Eğer hukuk toplumsal barışa hizmet etmiyorsa çete ve diğer hukuk dışı oluşumların kuralları olarak değerlendirilir" dedi. Cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlerin siyasal istemlerinin yargılandığı ve bu yargılamaların Kürt sorununu çözmeye hizmet etmediğini dile getiren Beştaş, yargılanan Kürt siyasetçilerin geçmişteki yargılamaların bir devamı olduğunu belirtti. Yapılan yargılanmanın toplumsal barışa hizmet etmesi gerektiğini kaydeden Beştaş, müvekkillerinin tahliye edilmesini isteyerek, "Müvekkillerimin dışarıda faaliyet yürütmesi toplumsal barışa hizmet eder" dedi.
'TAHLİYE TALEPLERİNİN REDDİ GERÇEĞİ YANSITMIYOR'
Mahkemenin sanıkların tahliye edilmesine "kaçma şüphesi, kuvvetli suç şüphesi, mevcut delil durumu ve tanıklara baskı uygulama ihtimali"ni gerekçe göstererek reddettiğini hatırlatan Beştaş, mahkemenin bunları iddia etmesi ve hukuka uydurması gerçekte böyle olduğu anlamına gelmediğine işaret etti. Baştaş, "Gerekçelerin hukuka uydurulması bunların hukuki olduğu anlamına gelmez. Adil bir sonuç ve adil bir yargılanma için sanıkların tahliye edilmesi gerekir"
Avukat Sezgin Tanırıkulu ise mahkemenin sanıkların kaçma şüphesi olduğunu iddia ettiğini belirterek, "Mahkeme Hatip Dicle'nin, Fırat Anlı'nın, Selma Iramak'ın ve diğer sanıkların hangi gerekçe ile kaçacağını kararına yazmak zorundadır. Sanıkların durumunu tek tek değerlendirmek zorundadır" dedi. Tanrıkulu, eğer mahkemenin sanıkların kaçma şüphesi olduğuna inanıyorsa, sanıklar hakkında güvenlik tedbiri olarak adli kontrol tedbiri ile yurtdışı yasağı koyması önerisinde bulundu.
'AMAÇ OPERASYON YAPMAK'
"Burada halk yargılanıyor" diyen sanık avukatlarından Meral Danış Beştaş ise, tutuklamalar başladığında yaşanan bir olayı anlattı. Beştaş, tutuklamaların başlaması ile beraber, Fırat Anlı ile beraber emniyete gittiklerini belirtti. Ertesi gün Fırat Anlı'nın yapılan operasyonla tutuklandığını ifade eden Beştaş, emniyet yetkililerine, "Dün buraya geldik. Fırat Anlı hakkında yakalama kararı buluyorsa neden dün yapmadınız?" diye sorduğunu onların da kendilerine "O zaman operasyon yapamazdık. Bizim amacımız operasyon yapmak" şeklinde yanıt verdiklerini söyledi.
Tahliye talebinde bulunan Beştaş, mahkemenin tahliye talebine ret gerekçesini geniş bir şekilde açıklamasını talep etti.
Ardından söz alan sanık avukatlarından Tufan Gürses, sanıkların durumunun genel olarak değerlendirildiğini, sanıkların tutukluluk durumunun ayrı ayrı değerlendirilmesini talep etti. Gürses, avukatlığını üstelendiği Rahmi Özmen'in yanlışlıkla tutuklandığını bu yanlışlığın 19 ay içinde düzeltilmediğini söyledi.
Avukatların taleplerinin ardından mahkeme sözü iddia makamına verdi. İddia makamı sanıkların "kaçma şüphesi, kuvvetli suç şüphesi, mevcut delil durumu ve tanıklara baskı uygulama ihtimali" gerekçesi ile tahliye taleplerinin reddine karar verilmesini talep etti.
Talepleri değerlendiren mahkeme heyeti, "kaçma şüphesi, kuvvetli suç şüphesi, mevcut delil durumu ve tanıklara baskı uygulama ihtimali" gerekçesi tahliye taleplerinin reddine karar verdi. Mahkeme heyeti, avukatların Kürtçe savunmaya ilişkin itirazlarını hazırlamak istemi ile süre talebini dikkate alarak duruşmayı 8 Kasım 2010 tarihine erteledi.
Diyarbakır - DİHA