08 Temmuz 2011, Cuma

"Emek Haber Ağı haberin kaynağının örgütlenmesidir"

Özgür Uçkan ile internet, sosyal medya ve sansür temelinde başladığımız söyleşinin devamında geleneksel medyadaki değişimi ve bu değişim sürecine paralel olarak sosyal medyanın emek hareketi, gençlik hareketi ve çevre hareketi gibi alanlarda sunduğu olanakları konuştuk. Sosyal medyanın 'dikey eksen'de gelişmesini yeni tipte habercilerin ortaya çıkması süreci olarak da niteleyen Uçkan, özellikle sendikal hareketin bu alanda atacağı adımlara büyük önem verdiğinin altını çizdi.

"Yeni kuşak internetin içine doğuyor"

Üniversite gençliğinden yepyeni bir hareket yükseliyor ve onlar interneti zaten kullanıyor. Bugünkü durum birazda kuşaklarla ilgili bir sorun. 10 yıl sonrasının yeni kuşağı internetin içine doğacağı için ki biz onlara dijital yerli diyoruz, bu sorun kendiliğinden çözülecek. Örneğin 10 yıl sonrasındaki sendikal hareket interneti tıkır tıkır kullanacak. Gençlik hareketleri bu açıdan şimdiden epey aktifler. Bunun bir örneğini üniversite sınavında ortaya çıkan şifre meselesinde yaşadık, gençliğin eylemlerinde internet ve sosyal medyanın çok önemli rolü oldu.

"İKTİDAR BU GELİŞMEDEN RAHATSIZ OLDU"

İktidarı rahatsız eden iki şeyden birisi sınav meselesinde ortaya çıkan tepkinin örgütlenmesinde internetin oynadığı roldü, yine ikincisi de internette sansüre karşı ortaya çıkan tepkiydi. İktidar olarak bu gelişmeden acayip rahatsız oldu. Ahmet Şık meselesinde de gördük; kitabı toplayacağız, yasaklayacağız derken, bir anda 100 bin kişi kitabı internetten indirenince yapmak istedikleri boşa çıktı. Hiç okumayacak insanlar da okudu bu sayede. Biz buna internet lügatinde Barbara Streissand efekti diyoruz.

Barbra Streisand Efekti nedir?

Barbra Streisand hakkında bir internet magazin yayını bir fotoğraf çekiyor ve yayınlıyor. Barbra Streisand bu duruma köpürüyor ve dava açıyor. Tabi fotoğrafları dava konusu olunca normalde çok az insanın göreceği fotoğrafı bu sefer milyonlar görüyor, o da bunun üzerine davayı geri çekiyor.

Emek Haber Ağı meselesi üzerinde durmak istiyorum. Bu alanın boş bırakılmış olması ihtiyacı büyütüyor. TAREM ve EmekDünyası olarak bu alanla ilgili bir takım hazırlıklar içindeyiz. Yurttaş gazeteciliğiyle ilgili, emek haber ağı meselesiyle ilgili ne tür somut adımlar atılmalıdır sizce?

Cemil Ertem'le birlikte yazdığım "Wikileaks-Yeni Dünya Düzenine Hoş Geldiniz" kitabında da örnekler vermiştik. Çok güzel örnekler var dünya çapında yurttaş medyası konusunda. Afrikalılar, Nijeryalılar, Kenyalılar çok iyi yapıyor bunu. Kablosuz iletişimi, cep telefon ağlarını falan kullanarak, bir sürü yolsuzluğu açığa çıkardılar.

Nasıl çalışıyorlar?

Tipik haber ajansı mantığıyla çalışıyor; Bir iki odak noktası merkez gibi çalışıyor, yurttaşlardan haberleri topluyor, işliyor, basıyor, dağıtıyor ve yaygınlaştırıyor. Bu giderek dikey eksenlerde gelişmeye başlıyor, mesela çevreyle ilgili bir örgütlenme yapıyorsun, çevreci yurttaş habercileri ortay çıkıyor. Örneğin bir aktivist-haberci gidip zehirli atığın resmini çekiyor, örneğini alıyor, haberi yayınlıyor ve patlıyor olay. Bir başka dikey alan bu sendikal hareket, emek hareketi alanı. Emek ekseninde yaşanan ihlaller; çocuk emeği istismarından herhangi bir emek istismarına, sendikal koşullara riayetsizlik gibi şeyler bu haber ağlarının konusu oluyor ve böylece dikey eksenler oluşuyor. İşte sizin projeniz tam o eksen içinde oluşuyor. Bu tür bir örnek Türkiye'de henüz yok ama sizin projeniz sayesinde başlayacak. Bir başka eksen öğrencilerle, gençlikle ilgili. Onun da gelişeceğini düşünüyorum. Çok iyi örnekler var. Bu üç alan, çevre-emek ve gençlik gelişiyor. Tabi yeni eksenler de gelişecektir. Bu konuda Afrikalılar çok ilginçler. İhtiyaçtan ve yoksunluktan geliştirdiler. Orada normal Telekom hattı yok, bu nedenle cep telefonları onlar için çok önemli. O yüzden çok farklı ve vazgeçilmez bir alan durumunda. Sağlık alanı mesela çok yoğunlaştıkları alan, sağlık alanında çok büyük sorunları olduğu için bu alanda yoğunlaşıyorlar. Bir diğer eksen yolsuzluklar alanı.

"YURTTAŞ MEDYASI, GELENEKSEL MEDYADAKİ DEĞİŞİMLE BİRLİKTE GELİŞİYOR"

Bunlar yurttaş medyasının üzerine oturduğu alanlar olmaya başladı. Kitapta da bahsettim bundan, bence buradan yepyeni bir şey çıkacak ortaya, tabiî ki tüm bunları medyanın değişen yapısıyla birlikte düşünmek lazım. Medya artık eskisi gibi yaşamayacak; bildiğimiz geleneksel medya yeterince para kazanmıyor, o alana çok büyük yeni oyuncular giriyor.

Bizde meseleler hemen popülerleştirilir, örneğin dijital yayıncılık tartışması artında hemen kitap ve gazete tarihe karışacak deniyor, mesele daha çok buradan tartışılıyor. Gerçekten de yakın zamanda kitap, gazete olmayacak mı artık?

Olacak tabi. Ama farklılaşacak. Ekonomik düzeni değişiyor medyanın, reklamdan dolayı falan. Geleneksel medya eski etkisini kaybediyor. Eskiden çok etkiliydi, eskiden devlet ihalesine girip,  ihaleye girip banka falan alıyordun medya patronu olarak. Petrol dağıtım hattını alıyordun, çünkü eskiden senden tırsıyorlardı, artık tırsmıyorlar. Dolayısıyla bütün medyanın ekonomik düzeni değişmek üzere, yani bizde Aydın Doğan ve dışarıda Robert Murdoch gibi örnekler yakında tarih olacaklar.

Medya'da  tekelcilik ortadan kalkmayacak herhalde?!

Elbette olacak, zaten en tehlikeli şey bu. İP TV dediğimiz şeyler çok gelişiyor ve TV tamamen internete girecek ve yeni tekeller olacak. Mesela yeni tekellerden biri Google olacak, ki oldu bile. Youtube mesela, SHELL'le falan çalışıyorlar ve parayı da SHELL veriyor. Nabucco şimdi Rusya'da manyak gibi İP TV yatırımı yapıyor. Frekans satın alıyor. Tabi ki hayalci değilim, her şey acayip demokratikleşecek falan demiyorum. Ama bununla mücadele etmenin en iyi yolu yurttaş haber ağlarıdır. El Cezireyi, El Cezire yapan bu oldu zamanında. CNN'in giremediği yerlere girdi, insanlar cep telefonlarıyla haberler çektiler, youtube'a yüklediler, buradan El Cezire alıp yayınladı, böylece diğerlerinin ulaşamadığı kaynaklara ve haberlere ulaştı.

"EMEK HABER AĞI HABERİN KAYNAĞININ ÖRGÜTLENMESİ DEMEK"

Burada önemli olan sendikal hareket içinde emek haber ağının örgütlenmesi. Bu çok önemli çünkü kaynak orası, haberin kaynağını örgütlüyorsun aslında, böylece tekelci bile olsa herhangi bir medya kuruluşunun yapamayacağı bir şey yapıyorsun. Yepyeni haberciler ortaya çıkartıyorsun. Tamamen sivil, demokratik amaçları için hareket eden,  kendi örgütlenme özgürlüğü için hareket eden insanları haberci haline getiriyorsun, haberin öznesi haline getiriyorsun. Özneyi etkin hale getiriyorsun. Bu diğerlerinin yapamayacağı bir şey.

Geleneksel medya zaten bu ağdan yararlanmayı tercih etmiyor sanırım. İşçilerin, yoksulların toplumsal yaşamda herhangi bir etkin rol almamaları isteniyor, bu haber anlayışına da yansıyor. İlle de haber olacaksa mesela bir işçi önderi olarak değil de, karısını döven adam olarak haber konusu olsun isteniyor. Bu gayet bilinçli bir tutum değil mi?

Çok bilinçli bir tutum elbette. Ama yurttaş haber ağları bu durumu değiştirmenin araçlarını da sunuyor.  Özneyi etkin hale getiriyorsun bu çok önemli. Bu etkinlik de internet sayesinde asla diğerlerinin yapmayacağı biçimde gündeme oturuyor, alıyorsun haberi herkesin gözüne sokuyorsun, 15 Mayıs'taki internet eylemi sonrasında aynı şeyi yaşadık.

"GELENEKSEL MEDYA HABER KONUSU HALİNE GELDİ"

İlk anda görmezden geldiler, zorla haber yaptırttık, gün boyunca öyle bir baskı oldu ki internetten akşam görmek zorunda kaldılar. Mecbur kaldılar, çünkü diğer türlü sen onlar hakkında haber yapıyorsun. Artık geleneksel medya bir haber konusu haline geldi, sosyal medyanın hedefi oldu.

Mesela Samanyolu'nun, TGRT'nin, Zaman'ın dezenformasyon çabası karşısında bizde hatchdag ürettik, "adi medya", "bitik medya" diye. İmajlarıyla oynuyoruz artık. Radikal gazetesi ayrı bir örnek işte. Akif Beki bir yazı yazdı, Radikal çok rahatsız oldu, diğer yazarlarıyla dengelemeye çalışıyor. Çünkü artık gücün var ve etkili oluyorsun. "Sen bizi görmüyor musun? O zaman biz seni görüyoruz. Senin görmediğini görüp herkesin gözüne sokarım" diyoruz. Sendikal harekette bunu yaparsa çok güzel olur.

O zaman şu iddia havada kalıyor: İnternet eylemine katılanlar örgütsüz ve kendiliğindendi. Aslında örgütsüz falan değiller, aksine yeni biçimde bir örgütlenme var ve bunun henüz ilk adımları atılıyor denilebilir mi?

Evet, ama böyle olması zaten doğal, böyle gelişiyor.

Bu gelişme henüz siyasal karşılığını bulamadı sanırım?

Doğru, ama bunun siyasal karşılığı da henüz oluşuyor.

Peki anayasa tartışmaları, bu gelişmenin ve taleplerin siyasal bir bağlama oturmasını sağlayabilir mi? Yeni ve demokratik bir anayasa yapma arayışı süreci bu hareketin, diğer hareketlerle bir buluşma zemini haline getirilebilir mi?

Getirilebilir ama nasıl yapılacağı konusunda çok net bir fikrim yok, açık söyleyeyim. Türkiye'de darbelerle kesilmiş acayip baskıcı, bir taraftan da de demokrasi yanılsaması içerisinde bir geçmişten geliyoruz. Mısır ve Tunus'tan farklıyız bu anlamda. Tunus ve Mısır neyin içinde yaşadıklarını biliyorlardı. Diktatörlükle yaşadıklarını biliyorlardı. Çok net. Bizde o yok.

Yanılsamanın nedeni bizdeki demokrasinin daha makyajlı olması olabilir mi?

Tabi ama mesele sadece makyajda değil, güçlü bir devlet geleneği de var. Diğerlerinde olmayan bir devlet geleneğimiz var. Dolayısıyla bu o kadar da kolay bir şey değil, zor bir görev bu, ama olur mu olur. Bir yandan da dünya çok hızlanıyor, belki çok çabuk olur.

Çabuk derken, biraz önce bu bir kuşak değişimi meselesidir demiştiniz. Eskiden kuşak değişimi 20 yılla tanımlanıyordu, artık bu sürenin 3-5 yıla düştüğü söyleniyor.

"BİRİLERİNİN BİR İRADEYLE ORTAYA ÇIKMASI GEREKİYOR."

Kesinlikle. Üç beş yıl artık çok önemli zamanlar haline geldi. Dolayısıyla bu çok mümkün, ama birilerinin bu konular üzerinde düşünüp adımlar atması gerekiyor. Bir iradenin ortaya çıkması gerekiyor. Sonuçta bütün bu kitlelere ulaşmak mümkün artık. Birilerinin bir misyonla ortaya çıkması ve bu gevşek bağları sıkılaştırması gerekiyor.

Bu alanda ortaya çıkan ihtiyaca yanıt vermekle ideolojik, politik olarak "nasıl bir dünyada yaşıyoruz" sorusuna yanıt verebilmek arasındaki ilişkiyi nasıl kuruyorsunuz? Sosyalist hareket büyük ölçüde hala 30-40 sene öncesinin programlarıyla, algısıyla bugünü anlamaya çalışıyor gibi, siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Zihin arkada kaldı, olaylar daha ileride, somut gelişmelerle bunun zihinsel sonuçları senkron halde olmuyor.

Marksizm açısından yenilenmenin dinamiklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu benim en büyük umudum. Latinler bu konuda çok acayipler, pratikte de acayipler, birşey düşünüyorlar ve hemen hayata geçiriyorlar, bu da teorinin gelişmesinin dinamiklerini ortaya çıkartıyor. Kooperatiflere, yüzyıllık klasik kooperatiflere yepyeni anlamlar kazandırdılar. Bugün kooperatifler tam bir kooperasyon merkezleri haline gelmiş durumda. Belediyeler çok acayip işler yapıyorlar Latin Amerika'da. Mini referandumlar, her şeye birlikte karar vermeler, bakınca sınırlı alanda, lokal bir alanda gerçek bir demokrasinin yaşadığını görebiliyorsun.


SÖYLEŞİNİN ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ

'Filtre internet sansürünü sistematik hale getiriyor -I

Sansüre karşı mücadele demokrasi mücadelesidir-II

"İletişim her zaman devrimlerin asli bir parçasıdır"-III