Kadın emeği konferansının ardından
Sosyalist Feminist Kolektif tarafından, 12-13 kasım 2011 tarihlerinde, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde düzenlenen "Kadın Emeği Konferansı" feminist politika açısından önemli tartışma ve sunumları ile belleklerimizde iz bırakarak sona erdi.
SFK'nın ilk olarak 2010 yılı mayıs ayında başlayan "erkeklerden alacaklıyız" kampanyasının bir parçası olarak düzenlenen konferansın oturumlarına, "Kapitalizm ve Patriyarka" sunumu ile Heidi Hartmann, "Bakım Emeği" sunumu ile Jean Gardiner, "Esneklik ve Ücretli Kadın Emeği" sunumu ile Helena Hırata katıldı. Son oturum olan ve "günümüzde feminist politika" başlığının tartışıldığı oturuma ise, tüm bu isimlere, Türkiye'den maddeci feminist Gülnur Acar Savran'ın da katılması ile feminist literatürün önemli isimlerini bir masada görme ve dinleme imkanına sahip olduk.
Feminist yazımda önemli bir yeri olan "Marksizm ve Feminizmin Mutsuz Evliliği" makalesinin yazarı Hartmann, patriyarka ve kapitalizm ilişkisine vurgu yaparak kadınların karşılıksız ev içi emeğinin kapitalizmi nasıl beslediğini, erkeklerin iş piyasalarındaki ayrıcalıklı konumlarını ve patriyarka-kapitalizm ilişkisini verdiği örnekler ile açıkladı. Hartmann, kadınların Amerika da, geçmişten günümüze feminist mücadelelerle toplum içinde kazanmış olduğu haklara değindi.
Jean Gardiner, verdiği örnekler ve istatistikî rakamlarla, esnek çalışmanın kadınlaşmasını ve sebeplerini anlattığı konuşmasında; Türkiye'de kadınların hafta içinde ev işlerine, ortalama 6 saat 16 dakika, erkeklerin ise 1 saat 28 dakika harcadığını söyleyerek bakım hizmetlerinin kadın eli ile yürümesinin kadınları iş piyasalarından uzaklaştıran ve "ucuz emek" haline getiren paradigmaların altını çizdi. Bakım emeğinin sadece fiziksel bir emek olmadığını söyleyen Gardiner aynı zamanda duygusal emeği de içerdiğini belirtti. Kadınların tam zamanlı işler yerine yarım zamanlı, esnek çalıştırıldığı için Toplumsal cinsiyetin emeklikte de devam ettiğini söyleyen Gardiner, kadınların emeklilikte daha az maaş aldığını belirtti.
Konferansın son gün konuşmacısı Helena Hırata, küreselleşmenin bir bütün olarak iş piyasalarını güvencesizleştirip emeği ucuzlaştırırken, özellikle kadınların yoğun istihdam edildiği esnek çalışma modelinin aynı zamanda güvencesiz çalışmaya karşılık geldiğinin altını çizdi. Hırata, 2010 yılı verilerine göre Türkiye'de çalışan kadınların %13,5 inin yarı zamanlı çalıştığını söyledi. Güvenceli esneklik modeli hakkında örnekler veren Hırata, özellikle son yıllarda ortaya çıkan "güvenceli esneklik" kavramı ile güvencenin bireyselleştirildiğini vurguladı. Kadınların iş piyasalarında karşılaştıkları "cam tavan" a da vurgu yapan Hırata, Japonya ve Brezilya'da gerçekleştirdiği saha çalışmalarına ilişkin verileri paylaşarak küreselleşmenin cinsiyetli yapısına dikkat çekti.
Konferansın son oturumunda söz alan konuşmacılar, üretim süreçlerinde yaşanan değişme, artan ekonomik krizler ve yönetim biçimlerinin yapısal değişikliği karşısında nasıl bir feminist politika örgütlemek gerektiğini tartışırken G.Savran "töre cinayetleri" söyleminin önce "namus" sonrasında ise "kadın cinayetlerine" evirilmesinde feminist mücadelenin katkısını hatırlatarak, kadını ev'e ve çocuk doğurmaya teşvik eden muhafazakar politikaların kadınların ikincil konumlarını beslediğini belirtti.
Sadece kadınların katılımına açık olan konferansın her oturumunun ardından yapılan aktif tartışmalar, konferans katılımcılarının soruları ve katkıları sayesinde son derece renkli geçti. Konferans salonunda, oturum moderasyonunu üstelenen kadınları bir süre sonra çay-kahve makinesinin başında çay dağıtırken görmek ise, hiyerarşinin olmadığı bir örgütlenme modelinin mümkünlüğünü göstermesi açısından anlamlıydı.
Son olarak; SFK'nın "erkeklerden, devletten ve sermayeden bağımsız bir feminizm" olarak ifade ettiği politikasına uygun bir biçimde, sadece yayın organları "feminist politika" dergisi ve "mutfak cadıları" kitapçığının satışından elde edilen gelirler ve az sayıda kurumun desteği ile örgütlediği konferansta yapılan tartışmaların, maddeci feminist literatüre ve kadın kurtuluş mücadelesine katkılarını göreceğimiz günlerin yakın olmasını ümit ediyoruz.