Onbinler saldırılara karşı sokaklara çıktı
KESK, DİSK, TMMOB ve TTB'in çağrısıyla bir araya gelen onbinler gözaltı ve tutuklamalara son verilmesi, tutuklananların serbest bırakılması talebiyle alanlardaydı.
Artan gözaltı ve tutuklama terörüne, emekçilere yapılan baskılara, özel yetkili mahkemeler ve Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ile toplumu sindirme kampanyalarına tepki gösteren emekçiler KESK, DİSK, TMMOB ve TTB'in çağrısıyla birçok ilde sokağa indi.
İSTANBUL
Son dönemde tüm toplumsal muhalefet güçlerine yönelik geliştirilen tutuklama ve gözaltı furyasına karşı KESK, DİSK, TMMOB, TTB'nin protesto çağrısına uyan binlerce kişi Taksim Meydanı'nda bir araya geldi. Galatasaray Meydanı'na kadar yürüyen sendika ve meslek örgütlerine BDP, EMEP, ESP, SDP, Halkevleri, TKP gibi siyasi partiler de destek verdi. Yürüyüşe KESK Genel Başkanı Lami Özgen, İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Ali Çerkezoğlu, Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol, EMEP İl Başkanı Güven Gerçek, BDP PM üyesi Şamil Altan ve çok sayıda kurum temsilcisi katıldı. "Özel yetkili mahkemeler kaldırılsın, TMK kaldırılsın, gözaltılar dursun tutuklular serbest bırakılsın" yazılı siyah pankartın açıldığı eylemde "Tutuklular serbest bırakılsın", "Kadını özgür bırak", "Padişah mecliste öğrenciler hapiste", "Kürt halkına yönelik baskılara son" yazılı dövizler taşındı. Yürüyüş boyunca, "Biz biz biz KCK'liyiz", "Baskılar bizi yıldıramaz", "Devrimci tutsaklar onurumuzdur" sloganları atıldı.
'AKP'NİN BALONU PATLADI'
Yürüyüşün ardından KESK Genel Başkanı Lami Özgen konuşmasına "AKP'nin ileri demokrasi balonu patlamıştır" sözleriyle başladı. En geri demokrasilerde bile olmayan uygulamaların günlük yaşamın bir parçası haline geldiğine dikkat çeken Özgen, AKP hükümeti tarafından sıkça dillendirilen "ileri demokrasi" kavramının kıstasının ise "AKP'li olmak ve AKP politikalarını kayıtsız şartsız desteklemek" olduğunu söyledi. Türkiye'nin her yeni güne gözaltı ve tutuklama haberleri ile başlayan bir ülke haline geldiğinin altını çizen Özgen, insanca yaşamak isteyen işçilerden, suyunu toprağını korumak isteyen köylülere, parasız eğitim isteyen öğrencilerden, gerçeğin peşindeki gazetecilere, adalet arayan avukatlarda, seçilmiş siyasetçilere, AKP politikalarını eleştiren tüm kesimlerin tutuklama furyası ile karşı karşıya kaldığını söyledi. AKP'nin devletleştiğini kaydeden Özgen, "Faşist yönetim kurumsallaştı. AKP'li olmayan demokratik kurum ve kuruluşlar, hatta gerçek kişiler topyekun bir saldırı ve baskı dalgasıyla karşı karşıya. Yıllarca 'Susma sustukça sıra sana gelecek' diye haykırdık. Maalesef öngörümüz gerçekleşti. Bu gidişat durdurulmazsa sıra herkese gelecek" dedi.
AKP politikalarına karşı "Artık yeter" diyoruz diyen Özgen, Türkiye'nin artık devrimci bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Özgen ; "Taleplerimiz dikkate alınmaz, gereği yapılmazsa her yerde direnişi yükselteceğiz. Ya onlar ülkeyi cehenneme çevirecek yada bizler eşit, özgür ve barış içinde bir ülke kuracağız" diye konuştu. Eylem sloganlarla son buldu.
ANKARA
DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, son dönemde artan tutuklama ve baskılara karşı Kolej Meydanı'ndan Sakarya Caddesi'ne yürüyüş düzenleyerek, burada miting yaptı. Yürüyüşe, BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, DİSK Genel Başkan vekili Tayfun Görgün, KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul, TTB Başkanı Eriş Bilaloğlu, TMMOB Başkanı Metin Soğancı, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, EDP Genel Başkanı Ferdan Ergut, HDK bileşenleri ve çok sayıda emekçi katıldı. Yürüyüşte, "Özel yetkili mahkemeler ve terörle mücadele yasası kaldırılmalıdır! Gözaltı operasyonları durdurulmalıdır, Hukuka aykırı tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır" pankartı taşınırken sık sık, "Baskılar bizi yıldıramaz" sloganları atıldı. Ayrıca yürüyüşe katılan emekçiler, ellerinde "Artık yeter, edi bese", "Gözaltı ve tutuklamalara son verilsin" dövizleri taşıdı. Sakarya Meydanı'na yapılan yürüyüşün ardından burada yapılan mitingde konuşan DİSK Genel Başkanvekili Tayfun Görgün, AKP'nin en geri demokrasilerde olmayan uygulamalarının günlük yaşantının parçası haline geldiğini söyleyerek, "AKP için demokrasinin kıstası AKP'li olmaktır. AKP'ye göre, en tehlikeli AKP karşıtlığıdır. En tehlikeli düşünce AKP'yi eleştirmektir. Bu yüzden AKP muhalif kesimleri hedef alıyor" dedi.
'AKP YARGISI ADALET DAĞITMIYOR'
Türkiye'nin her gün yeni tutuklama haberleriyle birlikte açık cezaevine dönüştüğünün altını çizen Görgün, "İnsanca yaşamak isteyen işçiler, suyunu ve toprağına korumak isteyen köylüler, parasız eğitim isteyen köylüler, adalet arayan avukatlar, gerçeğin peşindeki gazetecilere, seçilmiş milletvekillerine ve belediye başkanlarına kadar uzanıyor" diye konuştu. İlk kez Hitler Almanyasında duydukları eş zamanlı operasyonların kamuoyuna büyük bir başarı olarak sunulduğuna işaret eden Görgün, "AKP yargısı adalet dağıtmıyor, korku salıyor. Özel yetkili savcı ve yargıçlar 'özel konumlar' elde etme adına hukuk ilkelerini ayaklar altına alıyor. 'Sıra ne zaman bize gelecek' korkusuyla düşünemez, talep edemez, hareket edemez hale getirilmek isteniyoruz" diye belirtti.
AKP Hükümeti'nin devletin içinde yıllarca kadrolaştığını ve AKP'ye karşı olan kurumların topyekün saldırı ve baskı dalgasıyla karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Görgün, "Yıllarca alanlarda 'susma sustukça sıra sana gelecek' diye haykırdık. Maalesef öngörümüz gerçekleşti. Bu gidişat durdurulmazsa sıra herkese gelecek" dedi. Görgün, cezaevlerinde tutuklu 33 KESK'linin bulunduğunu ve aralarında KESK Genel Başkanı ve yöneticilerini bulunduğu 25 kişinin 6 yıldan fazla ceza aldığını hatırlattı.
AKP Hükümeti döneminde tutukluluğun cezayı dönüştürüldüğü bunun yanı sıra tutuklananların savunma hakkından yoksun bırakıldığını kaydeden Görgün, "Darbe dönemlerinde bile şahit olmadığımız şekilde onlarca avukat aynı gün gözaltına alındı, 33'ü tutuklandı" dedi. AKP Hükümeti'nin operasyonlara meşruiyet kazandırmak için yeni 'öcü' olarak KCK'yi ortaya çıkardığının altını çizen Görgün,"Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümünü isteyen herkes KCK'lidir iddiasıyla tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya. Bunun en son örneği Prof. Büşra Ersanlı, yazar Ragıp Zarakolu, Deniz Zarakolu ve eski KESK Genel Sekreteri Mustafa Avcı'dır" diye konuştu.
'ARTIK YETER'
Görgün, Başbakan Erdoğan'ın kimi hedef yaparsa ertesi gün özel yetkili mahkeme ve savcıların harekete geçtiğine dikkat çekerek, "Avukatların bile görmediği ve görmesi yasaklanan dosyalar yandaş medyada sayfa sayfa yayınlanıyor. Hükümetin politikalarına uygun hareket eden hakim ve savcılar ödüllendiriliyor, etmeyenler ise görevden alınıyor. Tuzun koktuğu yer tam da yargının şu an içinde bulunduğu durumdur. Artık yeter diyoruz. Bu gidişata son verilmelidir. Onlar son vermese bizler son vereceğiz" dedi.
'DEVRİMCİ BİR DÖNÜŞÜME İHTİYAÇ VAR'
Türkiye'de devrimci bir dönüşüme ihtiyaç duyulduğuna işaret eden Görgün, "Bu dönüşümü emekten, demokrasiden, özgürlükten ve barıştan yana olan güçler gerçekleştirecektir. Bu dönüşü emek ve demokrasi mücadelesinin zor olduğunu bilen bizler gerçekleştireceğiz" dedi. "Özel Yetkili Mahkemeler ve Terörle Mücadele Yasası kaldırılmalıdır! Gözaltı operasyonlar durdurulmalıdır. Hukuka aykırı tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır" çağrısında bulunan Görgün, "Ya onlar bu ülkeyi cehenneme çevirecek ya da bizler geleceğimize sahip çıkarak, özgür, adil ve barış içinde bir ülkeyi kuracağız" dedi.
ADANA
KESK Adana Şubeler Platformu üyeleri, Beşocak Meydanı'nda bir araya gelip İnönü Parkı'na kadar yürüdü. Yürüyüşe, KESK, TTB, TMMOB, DİSK, BDP, EMEP, ESP ve ÖDP yöneticilerinin yanı sıra yüzlerce kişi katıldı. Döviz ve pankartların taşındığı yürüyüşte, yurttaşlar sık sık "Faşizme karşı omuz omuza", "Gözaltı, tutuklamalar ve baskılar bizi yıldıramaz" ve "susma sustukça sıra sana gelecek" ve "Hepimiz KESK'liyiz. Hepimiz suçluyuz" sloganları attı.
Grup adına basın açıklamasını SES Adana Şube Başkanı Muzaffer Yüksel okudu. Yüksel, AKP'ye göre en tehlikeli işin "AKP karşıtlığı" olduğunu belirterek, "En tehlikeli düşünce AKP'yi eleştirmektir. Ve AKP için 'bombadan bile tehlikeli' olan şey, politikalarını eleştiren yazılar, kitaplardır. Bu yüzden AKP, muhalif olan herkesi hedef alıyor" dedi. Türkiye'nin bir açık hava cezaevine dönüştüğüne vurgu yapan Yüksel, her yeni güne tutuklama haberleriyle başladıkları belirterek, "İnsanca yaşamak isteyen işçiler, suyunu ve toprağını korumak isteyen köylüler, parasız eğitim isteyen öğrenciler, ülkemizde füze kalkanı istemeyenler, gerçeğin peşindeki gazeteciler, adalet arayan avukatlar yani haklarını arayan herkes tutuklanıyor. Tutuklamalar, seçilmiş milletvekillerine ve belediye başkanlarına kadar uzanıyor. AKP hükümetini eleştiren, AKP politikalarına karşı çıkan herkes tutuklanma endişesi yaşıyor" dedi.
Ülkede devrimci bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu vurgulayan Yüksel, bu dönüşümün emekten, demokrasiden, özgürlükten ve barıştan yana olan güçlerin gerçekleştireceğini ifade etti. "Özel yetkili mahkemelerin ve TMK kaldırılmalıdır. Gözaltıların durdurulmasını ve tutukluların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Artık yeter diyoruz. Bu gidişata son verilmelidir. Onlar son vermese bizler son vereceğiz" dedi.
URFA
Urfa Demokrasi Platformu üyeleri de, Şair Nabi Kültür Merkezi önünden basın açıklaması yaptı. "Baskılar bizi yıldıramaz", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz" ve "Susma sustukça sıra sana gelecek" sloganı atan platform üyeleri adına basın açıklamasını KESK Dönem Sözcüsü İsmet Karadağ yaptı. 25 KESK'linin sendikal faaliyetleri nedeni ile 6'şar yıl 3'er ay ceza ile cezalandırıldıklarını hatırlatan Karadağ, halen 33 KESK'linin çeşitle cezaevlerinde tutuklu olduklarını söyledi. İnsan haklarına aykırı şekilde mahkum muayenesine karşı çıktıkları için, çevre kirliliği konusunda halkı bilgilendirdikleri için, sağlık bakanlığı politikalarına karşı çıktıkları için doktorların cezalandırıldığını belirten Karadağ, "Tutuklama furyası hala bir çok ilde muhalif olan bütün düşünceler üzerinde devam etmektedir" dedi.
SİİRT
KESK Siirt Şubeler Platformu üyeleri, Güres Caddesi Kızılay Kan Bankası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Eğitim Sen, SES, BES, Tüm Bel-Sen şube başkanları ve yöneticileri katıldı. Emekçiler adına açıklama yapan Eğitim Sen Siirt Şube Başkanı Süleyman Beştaş, AKP'nin "ileri demokrasi" balonunun orta yerde patladığını belirterek, "AKP için demokrasinin kıstası AKP'li olmak, AKP politikalarını kayıtsız şartsız desteklemektir. AKP'ye göre en tehlikeli iş ise AKP karşıtlığıdır. En tehlikeli düşünce AKP'yi eleştirmektir. AKP için 'bombadan bile tehlikeli' olan şey, politikalarını eleştiren yazılar, kitaplardır. Bu yüzden AKP, muhalif olan herkesi hedef alıyor, düşman görüyor" dedi.
Hitler Almanya'sında duyulan "eş zamanlı operasyonlar"ın AKP tarafından büyük başarı olarak sunulduğunu söyleyen Beştaş, "AKP yargısı adalet dağıtmıyor, korku salıyor. Özel yetkili savcı ve yargıçlar 'özel konumlar' elde etme adına hukuk ilkelerini ayaklar altına alıyor. Sıra ne zaman bana gelecek korkusuyla düşünemez, talep edemez, hareket edemez hale getirilmek isteniyoruz. Emperyalizmin jandarmalığı karşılığında satılan 'ileri teknoloji' ile her yerde ve anda kontrol altında tutulmak isteniyoruz. Toplum 'AKP karşıtı' ya da 'yandaş' olarak fişleniyor" dedi.
Ajanslar