25 Aralık 2011, Pazar

Bütçenin aslan payı Savunma ve Diyanete gidiyor

MURAT IŞIK murat.isik62@gmail.com

2012 yılı bütçesinde, emekçilere ve halka yine bir şey yok.

Bu yıl da bütçenin aslan payı savunmaya ve Diyanete ayrılmış durumda.

Kürt sorununda şiddet politikalarında karar kılan hükümet, yaşanan ekonomik krize rağmen ordu ve polise oluk, oluk para akıtıyor.

Bir taraftan içeride Kürt muhalefetini bastırmak, dışarıda ise ABD'nin jandarmalığına soyunan AKP, silahlanmaya hız vermiş durumda.

Son zamanlarda ordunun modernizasyonu ve yeni nesil silahlar almak için, silah şirketlerine yüklü miktarlarda paralar ödeniyor.

AKP hükümeti bütçeyi militarizmin hizmetine sokmuş durumda. Özel ordular kuruyor, toplumsal olaylara müdahale araçları alıyor.

Gaz bombaları, otomatik silahlar, yeni helikopteri silah portföyüne katıyor.

AKP 2012 yılı bütçesini bu siyasal tercihler ışığında hazırladığı anlaşılıyor.

Savaşın silahlanmanın yükü de, doğal olarak emekçi ve yoksul halk kesimlerinin sırtına bindiriliyor.

Bu nedenle 2012 bütçesinde sosyal harcamalara, eğitim ve sağlığa ayrılan pay azalırken, Diyanet ve savunma için ayrılan payın arttığı görülüyor.

Milli Savunma Bakanlığı, 2012 yılı tahmini bütçesi 31 milyar 846 bin 794 bin TL olması öngörülürken... MEB'nın 2012 yılı bütçesi 27 milyar 707 bin 190 TL oldu.

Yine Sağlık Bakanlığı bütçesi 14 milyar TL ile bir önceki yıla göre azalma söz konusu.

Zira MEB bütçenin yüzde yetmişi personel giderleri ve SGK primi gibi kalemlere ayrılmış durumda.

Hükümet eğitime daha fazla pay ayırdığını söylese de, gerçekte MEB bütçesi yine Savunma Bütçesinin gerisinde kaldığı görülüyor.

Bu haliyle MEB bütçesi eğitim harcamalarını karşılamaktan uzaktır. Hükümet eğitim kurumlarına bütçe ayırmayarak, okulların yakıt, eğitim araç gereç gibi maliyetlerini velilere yüklemek istediği anlaşılıyor.

Ancak geçen yıl 3 milyar 178 milyon TL olan Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi, 2012 yılında arttırılarak 3.891 milyar TL oldu.

Bir tercih olarak Eğitime Bilime değil de, Diyanete bütçeden daha fazla pay ayrılması kuşkusuz ki hükümetin cemaatler ve imamlar üzerinden toplumda ideolojik bir hegemonya yürütmek istendiğinin göstergesidir.

Son dönemlerde Kürt illerine binlerce din görevlisinin gönderilmesi, devletin yeni ehlileştirme ve devşirme politikalarını imamlar üzerinden yapılacağını işaret etmektedir.

Zira diyanet ve savunma bütçeleri arttırılırken, 2012'de Sağlık Bakanlığı'nın bütçesi 3 milyar TL azaltılarak, 14 milyar TL olması öngörüldü.

Ayrılan bütçeye bakıldığında sağlıkta neo liberal dönüşüm serüveninin, önümüzdeki yıl da hız kesmeden devam edeceği anlaşılıyor.

AKP hükümetinin sağlığa yeterli derecede pay ayırmamasının gayesi; 1 Ocak 2012 de katkı ve katılım payları adı altında sağlık hizmetlerini paralı hale getirip... Sağlık hizmetinden faydalanan her yurttaşın cebinden ödeme yaparak sağlık hizmeti almalarını sağlamak istiyor.

Bu anlayışla AKP hükümeti yoksul kesimlerin sağlık hakkını gasp ederek "halkın sağlığından tasarruf etmek" istiyor.

Şüphesiz bütçeler siyasal iktidarların tercihlerini ifade eder.

Toplanan vergilerin hangi toplumsal kesimlere nasıl bölüştürüleceği, bütçelerle belirlenir.

Dolayısıyla bütçeler sınıfsal ve toplumsal mücadelenin aynı zamanda bir parçasıdır.

Bütçeler bir sonraki yılın toplumsal bölüşüm önceliklerini ortaya koyar.

Doğal olarak, bu süreci tüm toplumsal kesimlerin sahiplenmesi, toplumu yoksulluğa iten bütçelere yıkım politikalarına karşı mücadele etmeleri gerekir.

Bu anlamda KESK'in 21 Aralık eylemi, toplumun çeşitli kesimlerini ortak talepler etrafında birleştirmiş ve önemli bir sinerji yaratmıştır.

Eylem kendi içinde eksiklikler taşısa da, "21 Aralık Grevi" moral ve toparlamaya hizmet etmiştir.

Yoğun baskı, sürgün, tutuklamaların yaşandığı bir süreçte sokağa inmek ve grev yapmak bizlere sonraki mücadele süreçleri hakkında da ipucu vermektedir.

Kuşkusuz emek ve demokrasi güçlerinin bu eylemden aldıkları güç ve moralle, süreci büyütmeleri hak alıcı eylemler için cepheyi büyütmeleri şarttır.