Yeni anayasa için yol temizliği şart
Demokratik Anayasa Hareketi'nin düzenlediği panelde konuşman BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, yeni anayasa yapım sürecinde kendilerinin "yol temizliği dedikçe"yolun kapattığını ifade etti. Gazeteci Nuray Mert ise, "Hükümetin yol temizliğinden baskı, sindirme ve tutuklamayı anladığını" dile getirdi.
Bir yılı aşkın bir süredir Türkiye çapında çalışmalarını sürdüren Demokratik Anayasa Hareketi, Taksim Hill Otel'de "Yol temizliği ve nasıl bir Anayasa" başlıklı panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak, BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Komisyonu üyesi Av. Meral Danış Beştaş, Özgürlükçü Anayasa Platformu'ndan gazeteci Nuray Mert, Demokratik Yargı Derneği Genel Sekreteri Kemal Şahin ve Yeni Anayasa Platformu'ndan Av. Mehmet Uçum katıldı. Panele, aralarından KESK Genel Başkanı Lami Özgen, Halkların Demokratik Kongresi Yürütme Kurulu üyesi Prof. Dr. Gençay Gürsoy'un da olduğu çok sayıda kişi katıldı.
'BİZ YOL TEMİZLİĞİ DEDİKÇE YOLU KAPADILAR'
BDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Komisyonu üyesi Av. Meral Danış Beştaş, BDP olarak başından beri yeni bir anayasa fikrine olumlu baktıklarını, ancak hükümetin işlettiği sürecin kendilerine güven vermediğini söyledi.
Konuşmasında "yol temizliği" konusuna değinen Beştaş son olarak gazetecilerin tutuklandığını hatırlatarak "Biz yol temizliği dedikçe yolları kapattılar, kayalarla kapattılar" dedi. Yol temizliğinin Kürt sorununun çözümünde olmazsa olmaz olduğunu söyleyen Beştaş, "Biz yol temizliği dedikçe kayalar, dağlar tepeler dikilmeye devam etti. Yol temizliği dedikçe onlar yolları kapadılar. Son olarak 36 gazetecinin tutuklanmasıyla artık hiçbir görüşünüz yansımayacak dediler" diye konuştu. "Bizden bu sürece güvenmemiz istendi" diyen, Av. Beştaş, bu sürece yaklaşımlarını şöyle anlattı: "Uzlaşma Komisyonu'nda temsil ediliyoruz. Bu süreci gerçekten önemsiyoruz. Yol temizliğinin mutlak süratle Adalet Komisyonu ile birlikte yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ve bu hayatımıza değmeli. Biz boş sözlerle bu sürece inanamayız." Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın "demokratikleşme paketini" açıkladığını ve "TMY ve TCK'de değişiklikler yapılacağı" söylediğini Beştaş, "Bu demokratikleşme paketinin açıklandığı gün Türkiye'de 36 gazeteci tutuklandı. Sadece düşüncelerinden, yazdıkları haberlerden dolayı tutuklandılar" dedi. Beştaş, demokratikleşme yönünde açıklamalardan somut adımlar beklediklerini kaydetti, bunun için KCK ana davasında Kürtçe savunma veya üç yıllık tutukluluğun son bulmasını beklediklerini ifade etti. Beştaş, "Bu tip adımların atılması gerekiyor" dedi. TMY, TCK maddelerinde değişiklik taleplerini bir kez daha yineleyen Beştaş, "Bu anayasa Kürt sorununu çözmeyecekse hiçbir sorunu çözemez" dedi.
'OPERASYONLAR YARGI, BASIN VE HÜKÜMET ELİYLE YÜRÜTÜLÜYOR'
KCK operasyonlarının yargı, basın, hükümet eliyle yürütüldüğünü kaydeden Beştaş, hükümetin medya genel yayın yönetmenleriyle yaptığı toplantıdan sonra BDP'nin sesinin duyurulmadığına dikkat çekti. Beştaş, "Telefonlarımız hiç susmazdı ama o toplantıdan sonra sadece bir kez Selahattin Demirtaş bir kanala konuk oldu. Şimdi de bloku temsil eden gazeteciler tutuklandı ve böylelikle sesimiz tamamen kısıldı" diye konuştu.
'İKİ YILA KADAR TÜM BDP'LİLER TUTUKLANACAK'
Çeşitli düzenlemeler yapılmazsa iki yıla kadar tüm BDP'lilerin tutuklanacağına işaret eden Beştaş, bu koşullarda toplumcu bir anayasa yapılamayacağını ve Kürt sorununu çözmeyen bir anayasanın yeni bir anayasayı temsil etmeyeceğini ifade etti.
'MECLİS ANAYASAYI YAPAMAZ'
Demokratik Yargı Derneği Genel Sekreteri Kemal Şahin, hükümetin gizli bir şekilde, gecekondu anayasası yapmaya çalıştığını ve bunun gizli yürütüleceğine dair bilginin Cemil Çiçek tarafından sarf edildiğini fakat Meclisin gerçek anlamada toplumcu bir anayasa yapmasının mümkün olmadığını ve toplumcu bir anayasanın ancak ilk Mecliste olduğu haliyle olabileceğini söyledi.
Şahin, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun halkın görüşlerini almasını ise , Kenan Evren'in '82 anayasası için il il, ilçe ilçe dolaşmasına benzetti. "Aslında Anayasa'nın yüzde 50'si tamamlanmış" diyen Şahin, "Bu yasal haksızlıklar rejimidir. Demokratik anayasa yapılacaksa yol temizliği yapılmalıdır" dedi. "Parlamento yapabilir mi" diye soran Şahin, "Demokratik egemenlik halka aittir. Asıl kurucu iktidar halktır. Tali olan parlamentodur. Parlamentoların yeni anayasa yapamayacağını düşünüyoruz. Çünkü bu asıl kurucu iktidar yetkisini kullanması anlamına geliyor" diye belirtti.
İnsanların anayasal düzenleme hakkında görüşlerinin ifade edilmesi için olanakların sağlanması gerektiğini ifade eden Şahin, TMY'nin kaldırılması gerektiğini belirtti.
'ESKİDEN DE GÜLLÜK GÜLİSTANLIK DEĞİLDİ'
Yeni Anayasa Platformu'ndan Av. Mehmet Uçum ise, sözlerine Kemal Şahin'e yanıt vererek başladı. "Kenan Evren de aynı şeyi yaptı demek en hafif deyimiyle aşağılamadır" diyen Uçum, toplum tabanlı anayasa yapıldığını savundu.
TMK, TCK, 2911 Sayılı Gösteri ve Yürüyüş Kanunu'nda değişiklikler yapılması gerektiğini "ancak bunlar yapılana kadar Anayasa yapmak önünde engel yok" diyen Uçum, bu anayasa yapımının "siyasi ve toplumsal imkan olduğunu" ifade ederek şöyle dedi;" AKP Hükümetinden öncede ortam güllük gülistanlık değildi. Ben bugün her şeye rağmen farklı kesimlerden insanların seslerini yükseltebildiklerini görüyorum".
Özellikle KCK tutuklamalarında gündeme gelen 'örgüt üyesi olmadığı halde örgüt adına suç işlemek' gibi yasa maddelerinin değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Uçum, AKP Hükümetini savundu.
YOL TEMİZLİĞİ ŞART
Özgürlükçü Anayasa Platformu adına konulan gazeteci Nuray Mert de yol temizliği üzerinde durdu. Mert, anayasa konusunda uzun zamandır çalışmalar yaptıklarını ancak bu sürecin sadece kanunu değiştirme süreci olmadığını ifade etti. Türkiye için öncelikli olan şeyin yol temizliği olduğunu kaydeden Mert, "Herkes kendine göre bir yol temizliğinden söz ediyor. Hükümette kendisine muhalif olanları tutuklayarak bu süreç için bir yol temizliği yapıyor" dedi.
"Bu konuda herkes anlaşmış görünüyor. Yol temizliği yapılmadan yeni bir anayasa yapılması çok mümkün değil. Anayasalar siyasal metinlerdir. Bu siyasal müzakere, siyasal süreç" diye konuştu.
'TOPLUMUN KENDİNİ İFADE EDECEĞİ ORTAM YOK'
Yeni anayasa yapım süreci için ortamın uygun olmadığını söyleyen Mert, tutuklamaların, gazın, copun olduğu bir ortamda insanların düşüncelerini ifade edemeyeceğini belirtti.
Toplum merkezli anayasa kavramının tartışılması gerektiğini ifade eden Mert, "Bu ülkede halkın kendini doğrudan ifade edeceği bir sistem yok. Demokratik Özerlikte eksikliklerine rağmen bu daha fazla sağlanmış" dedi.
EmekDunyasi.Net/Ajanslar