27 Aralık 2011, Salı

Korkunun ecele faydası yok!

ASLI ALPER aslialper@gmail.com

Kendime verdiğim "hiç bir şey yapmayacağım" sözünü tutarak geçirdim koca pazar gününü. Neredeyse günün yarısına kadar miskinlik yaptım, az biraz kitap okudum, uzun bir kahvaltı yaptım, kahvaltıma arkadaş muhabbetlerini eşlik ettirdim. Kapı dışarı çıkmadım tüm gün. Evin perdelerini bile açmadım. Televizyon tüm gün kapalıydı. Kendi yarattığımız fanusun içindeydik... Ve itiraf ediyorum, çok güzeldi! Buraya kadar iyiydi de, ertesi günün hafta başı olduğu bilinci ile keyfimize son vererek açtık televizyonu. Tam da ana haber bülteni saati!

Ekranda "İçişleri Bakanı" görüldü, yüzünde kocaman bir gülümseme ile. Tüm dikkatimi kurduğu cümlelere vermiş olacağım ki, konuşmanın nerede ve aslında ne ilgili olduğuna dair beynimde hiç bir kayıt kalmamış. Bu bilgiyi veremeyeceğim için okurlardan özür dilerim. Sayın "bakan" konuşmasında önce yitip giden ideolojiler hakkında bilgi verdi bize. "Mao öldü, Fidel de orada öldü mü, kaldı mı?" şeklinde başlayan konuşma; nedir diyordu kısaca, insanlar öldü gitti hala daha neyin mücadelesini veriyorsunuz? İşte tam bu noktada sayın bakan- a, baktığını görmeye çalışması önerilebilir kanımca. İnsanlar ölür, düşünceleri kalır geriye demek çok mu klişe? Siz zaten hep düşünceden korkmadınız mı diye sormak da olmaz şimdi, değil mi?

Hrant öldü, Mahir öldü, Ulaş öldü, Güler öldü, Che öldü, Marks öldü ve daha birçokları öldü -  öldürüldü... Peki, sormalı madem insanlarla birlikte ölüyor ideolojiler de, nedir bu hükümetin korkusu?

Nedir bu hükümetin korku cumhuriyeti inşası? Şimdiye kadar öldürdükçe bitseydi bu mücadele, neden her geçen gün artıyor faili meşhur cinayetler, neden her gün daha gür çıkıyor "kavgamız bitmeyecek" sesimiz? Ya da yasakları, sansürleri arttırdıkça siz, neden daha çok "biz" oluyoruz?

Konuşma sonra Kürt meselesine geldi ki, zaten bunu bekliyorduk. Yaşlanmamış bakan bebekliğinde başlayan savaşın biteceğini, hatta bitmek üzere olduğunu haykırdı ekranlara. Ama barış ile değil, savaş savaşarak bitecekti. Sonuna kadar mücadele edeceğiz dedi "bakan". Akıllar yine karıştı tabii. Daha dün "barış" diyenler, şimdi savaş diyordu.

"Bireyin birey tarafından sömürülmesi ortadan kaldırıldığı ölçüde bir ulusun başka bir ulusu sömürmesi de ortadan kaldırılmış olacaktır. Ulusun içindeki sınıfların karşıtlığıyla birlikte ulusların birbirine beslediği düşmanlık da son bulacaktır." der 1848 yılında ilk baskısı yayınlanan Manifesto. Marx'ın ve Engels'in ölüp gitmesine rağmen, daha dün Fransa'ya "düşünce özgürlüğü" deyip, ertesi gün gazetecilerini tutuklayan hükümete en güzel cevap değil midir bu sözler?

"Bugüne kadar ki toplumların tarihi, sınıf mücadeleleri tarihidir." Ve Manifesto bu cümleyle başlar.  Yayınlanışından 164 yıl sonra,  içinde bulunduğumuz yüzyıl olaylarına ve süreçlere geri döndüğümüzde yukarıda yazılmış teorinin gittikçe güçlendiğini görmüyor muyuz? Sadece ülkemizdeki ki sınıf mücadelesinden değil, bu kavgaların uluslararası sorunlarda da önemi artık her gün yüzümüze tokat gibi vurmuyor mu?  Yine tekrar ediyorum, Marx ve Engels öldü gitti oysa ki!!!

Buraya kadar mı, hayır! "Manifesto"da yine ne güzel anlatıyorlar kapitalizmi çöküşe götürecek olayları; " ... Peki, burjuvazi bunalımların üstesinden nasıl gelir? Bir yandan yığınla üretici gücü zorla yok ederek; öte yandan da yeni pazarlar ele geçirerek ve eski pazarları daha fazla sömürerek. Yani daha yaygın ve daha şiddetli bunalımların yolunu açarak ve bu bunalımları önleyebilecek araçları gittikçe azaltarak. Burjuvazinin feodalizmi yere çalarken kullandığı silahlar şimdi burjuvazinin kendisine çevrilmiştir." Bakın Mısır'a, bakın Yunanistan'a, hatta bence bakın bir aynaya!

Yoksa hükümetin korkusu da bu yüzden mi? Korkunun ecele faydası yok oysa ki...

Son olarak yine bir alıntı yapmak yerinde olacak, ölüp giden başka bir insandan. Paul Sweezy, Monthly Rewiew de yayınlanan "Yüz Yıl Sonra Komünist Manifesto için" yazısında şöyle der; "... Geçiş tehlikeli ve zordur, en kötü şeyler de başa gelebilir. Ama hayal kırıklığına uğrayanlara, bezginlere, ürkeklere kurtuluş yoktur."

 

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI