18 Ocak 2012, Çarşamba

Silahlı çocuklar, karanlık bey amcalar - Ezgi Başaran

Hrant Dink'in ölümünü birkaç 'çocuğun' üstüne yıkıp sıyrılmak, bu ülkenin karanlık güçleriyle nasıl hesaplaşmaktır diye 5 yıldır sormaktayız

Ezgi Başaran - Radikal-18 Ocak 2012

39 saniyelik video, geçen haftanın sonuna doğru, YouTube'a düşmesinden saatler sonra virüs gibi yayıldı. İzleyen biz sıradan insanları hasta etmekten öte, yönetenlerin, güç sahiplerinin hasta ruhunu gösteren bir virüstü.

 

Kasklarından denizci, silahlarından keskin nişancı oldukları anlaşılan 4 Amerikan askeri, önlerine dizdikleri kanlı cesetlere işiyordu.

Olay yeri Afganistan, cesetler Afgan.

Medya önce, 'Amerikan askerleri oldukları iddia edilen' kartını oynadı. E, olmadı.

Pentagon "Midemiz kalktı, araştıracağız" dedi.

Sonra "Birkaç askerin yaptığı rezalet, ABD'nin Afganistan'daki icraatlarını gölgelemesin, savaş halinde ordumuzu üzmeyelim" kartıyla yeni bir oyun kuruldu.

Tanıdık oyunlar bunlar.

Oynatılmışlığımız çoktur.

* * *

Teksas Valisi ve Cumhuriyetçi kanattan başkan aday adayı Rick Perry'nin iki gün önceki açıklamasını sunuyorum: "Evet, belki o askerlerin (cesetlere işemiş olanlardan söz ediyor) yaptığı çok yanlış. Ama sonuçta onlar sadece çocuk. O yaşlarda herkes aptalca şeyler yapar. Savaş ortamında bu tür şeyler olur."

Amerika'nın yeni başkanı olmayı planlayan siyasetçiye sormazlar mı?..

Ebu Gureyb hapishanesindeki işkenceleri de mi çocuklar yapmıştı?

Bir türlü kapanamayan Guantanamo'daki sorgu yöntemlerini de mi çocuklar icat etmişti?

Sosyopatlıkla aptalca çocukluk arasındaki binlerce farkı görebiliyor musunuz?

Kendi yarattığınız savaş ortamının bile asgari bir ahlakı yok mudur?

Gibi soruları sormazlar mı?..

Sormuşluğumuz çoktur.

* * *

Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, 6 yıl önce Şemdinli'deki Umut Kitabevi'ni bombalayan astsubaylar için "Tanırım, iyi çocuklardır" dediğinde sormuştuk mesela. O çocuklar geçen hafta 40 yıl hapse mahkûm olduğunda da sormamız gerekir: Size göre hangi bakımlardan iyilerdi?

Uludere'deki katliama 'operasyon kazası' diyenlere sorduk. Sormaya devam etmek gerekir: Kazaysa sorumlular kim, soruşturmanın selameti sebebiyle görevden alınan jandarma albay mı, yalnızca o mu?

Hrant Dink'in ölümünü birkaç 'çocuğun' üstüne yıkıp sıyrılmak, bu ülkenin karanlık güçleriyle nasıl hesaplaşmaktır diye 5 yıldır sormaktayız. Duruşmalar bitse de, illa kapatılsa da dava, her Allah'ın günü avaz avaz sormak boynumuzun borcudur.

* * *

Bazen, kötülük 39 saniyelik bir videoda ayan beyan döner.

Bazen de... Yani şeytani hesapların mühendisleri, uluslararası örtbas ustaları mikrofon başına geçtiğinde...

Arzu edilen akıl tutulması, o ılık aymazlık çoğunluğa hâkim olur.

Kan ve idrar kokan o videoyu izlerken bile...

Devletin derin köşelerine uzandığı apaçık görülen bir cinayet dosyası göz göre göre kapatılırken bile...

Kötülüğü rutinin bir parçası, normalin bir tezahürü olarak görür geçeriz.

Halbuki doğal olarak pek de güzel biliriz: 'Münferit olaylar', 'Birtakım çocuklar' şeklindeki kelime öbekleri ancak karanlık bey amcaların dudaklarından dökülür, kötülüğe makyaj yapar, bunu içine sindireni de kirletir.

NOT: 19 Ocak Perşembe, yani yarın (13.00), yani Hrant Dink'in ölümünün 5. yılında, Taksim Divan Oteli'nin önünde buluşuyor, Agos'a yürüyoruz. Bu cinayeti gerçekte kim işledi, kim bu davayı bu hale getirdi diye bıkmadan sormak için. Böyle davalar ancak yürüyen kalabalıklar 'Bitti' dediğinde biter demek için.