Savranoğlu direnişi 6. ayında
Savranoğlu Deri Fabrikası işçileri 6 ayı geride bıraktıkları direnişleri ile hem işçi mücadelesine hem de kendi yaşamlarına yeni boyutlar kazandırdı. Kimi daha önce MHP sempatizanı, kimi ise fabrika yaşamından çevresine bakacak fırsat bulamamış işçiler, direnişle birlikte uğradıkları değişimden memnun ve herkesi kendilerine destek olmaya çağırıyor.
Sendikalı oldukları için atıldıkları Menemen'deki Savranoğlu Deri Fabrikası önünde kurdukları direniş çadırında kadın ve erkek işçiler 180 gündür el birliği ile direnişlerini sürdürürken, çadırda geçirdikleri zamanın kendilerini çok değiştirdiğini vurguluyor. Sürekli saldırıya maruz kalan, birkaç kez gözaltına alınan işçiler, işverenin tazminat talebini reddederek sendikalı olarak fabrikaya geri dönme taleplerinden vazgeçmiyor. Geçen zaman diliminde işçilerin hayatları da değişirken, işçilerden Alaattin Gürbüz daha önceleri MHP'li olduğunu ve sendikalı olan, grev yapan insanlara "terörist", "bölücü", "komünist" gözüyle bakarak onlara kin duyduğunu, ancak bizzat direnişe dahil olduktan sonra özellikle de sermaye sınıfına olan bakış açısında değişim olduğunu söylüyor. Bir diğer işçi Esra Baysal ise, işten atıldıktan sonra aynı fabrikada çalışan babasının da işine son verilmesi üzerine babası ile birlikte çadır direnişini sürdürürken, "ya sendika girecek ya kepenkler inecek" diyerek sonuna kadar direneceklerini söylüyor.
SALDIRILARA VE ZOR KOŞULLARA RAĞMEN 6 AY GERİDE BIRAKILDI
Çalıştıkları deri fabrikasından sendikalı oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan 65 işçiden 44'ünün sürdürdüğü çadırlı direniş 6 ayı geride bıraktı. Önce işten atılan sonra aynı şirketin İstanbul'daki fabrikasına "sürgün" edilen işçiler, yeniden işten çıkarılmalarının ardından direnişlerine başladıkları yerden devam ediyor. Soğuk havaya rağmen kurdukları sobanın kenarında battaniyelerle ısınan işçiler, şehrin oldukça dışında olan fabrikanın kenarında çamur içinde de olsalar mücadelelerini sürdürmekte kararlı.
Günün belli saatlerinde ellerindeki kornalar, düdükler ve sloganlarla fabrika önünde ses çıkaran işçiler "işvereni çıldırtıyoruz" diyorlar.
Defalarca işveren taraftarları tarafından bıçaklı saldırıya uğrayan işçilere en son geçtiğimiz hafta saldıran ve Maraş'tan geldikleri söylenen işçilerin "Size ikinci Maraş Katliamı'nı yaşatacağız" dediklerini aktaran işçiler, her şeye rağmen başaracaklarından umutlular.
MHP'Lİ GÜRBÜZ'ÜN HAYATINI DEĞİŞTİREN GREV
Çadırdaki işçilerden 3 çocuk babası Alaattin Gürbüz, özellikle çocuklarının sağlık güvencesinden yoksun kalmalarından endişe duyduğunu belirtse de, artık ailesi ile birlikte bu duruma alıştıklarını ifade etti. Daha önceleri 5 kişilik küçük bir aile olduklarını söyleyen Gürbüz, çadırla birlikte ailesinin sayısının arttığını söylerken çadırda geçirdiği zamanın kendisini çok değiştirdiğini dile getirdi. Sendikalı olmadan önce koyu bir MHP sempatizanı olduğunu söyleyen Gürbüz, "Patron benim MHP'li olmamdan yararlanıp beni sendikalı arkadaşlarıma karşı provoke etmek istiyordu. Zaten ben sendikalı olmadan önce direnişçi işçileri devletin güvenliğine zararlı insanlar, terörist insanlar olarak görüyordum. Ancak 40 yaşından sonra aslında yerimin burası, hak ve adalet isteyenlerin yanı olduğunu gördüm" şeklinde konuştu.
BABASI İLE BERABER ÇADIRDA DİRENEN GENÇ KADIN
6 aylık çadır direnişinin hayatını değiştirdiği işçilerden biri de makine teknisyeni olarak çalıştığı fabrikadan çıkarılan 22 yaşındaki Esra Baysal. Baysal, işten çıkarıldıktan sonra aynı fabrikada çalışan babasının da işine son verilmesinin ardından farklı bir boyut kazanan direnişini babası ile birlikte sürdürürken, yine aynı fabrikada çalışan amcası ile işverenin kışkırtmalarından dolayı konuşamadıklarını ifade etti. Daha önce çadır önündeyken bir kişinin bıçaklı saldırısına uğrayan ve buna rağmen bir gün gözaltında tutulan Baysal, 6 aylık zaman diliminde kendisinde gözlemlediği değişiklikleri ise şu sözlerle anlattı: "Fabrikada benim sorumluluğum altında olan 3 işçi ile birlikte şu anda aynı çadırda işverene karşı direnişteyiz. O zamanlar işverenin gözüne girmek için birbirimizle yarışırdık. Her gün birbirimizin ayağını kaydırmak için yarışırdık. Biz fabrikada çalışırken dünyada neler olup bitiyor, işçilerin durumu nedir bilmezdik. Burada çok iyi ilişkiler kurduk, hatta İzmir'de direnişte olan grev yapan tüm işçilerle destek amaçlı ziyaretlerde bulunduk, onlarla yemeklerimizi paylaştık. O fabrikaya ya sendika girecek ya da kepenkleri inecek başka türlü direnişimizi sonlandırmayacağız."
DİRENEN İŞÇİLERDEN HDK'YE ÇAĞRI
180 günün büyük çoğunluğunu işçilerin yanında geçiren İzmir Deri-İş Sendikası Başkanı Makum Alagöz, Savranoğlu işçilerin direnişini, işçi mücadelesinde destan olarak nitelerken çok ciddi fedakarlıklar gösteren işçilerin mücadelelerini bu noktaya başarı ile taşıdığını söyledi. Direnişlerinin hızla büyüdüğünü dile getiren Alagöz, kendilerini bekleyen tehlikeye dikkat çekti. Savranoğlu direnişinin geldiği boyutla elde edeceği kazanımın Türkiye işçi sınıfının kazanımı olacağını dile getiren Alagöz, "Sermaye sınıfı bu durumun bilincinde olduğu için tüm güçleri ile bizi engellemeye çalışıyor. Ancak biz emekten yana, sendikal mücadelenin içinde olduklarını söyleyen kesimlerin desteğini pek göremiyoruz. Burada her şeye rağmen direnişini sürdüren işçiler kesinlikle yalnız bırakılmamalı" şeklinde konuştu. İşçilerin çadır eylemleri süresince AKP, CHP ve MHP gibi partilerden kesinlikle umudunu kestiğini belirten Alagöz, geçtiğimiz aylarda oluşturulan HDK'den işçiler adına talepte bulundu. Alagöz, "HDK sermayeye karşı emekten yana olan kesimleri desteklemek adına yola çıktı. Bu çıkışı önemsiyoruz fakat bugüne kadar direnişimize destek amaçlı bir hamle göremedik. Kendilerini direnişimize destek olmaya çağıyoruz" diye konuştu.
Ferhat Çelik-DİHA