Çocukların gözünden "suçlu" çocuklar
Çocuklar "Suç"a itilen çocukları çektikleri fotoğraflarla anlattılar. Çocuklar, "suç" kavramını tanımlamada sadece "değişmez hukuk kurallarının" değil, vicdanın da etkili olması gerektiğine inanıyor.
Suç ve çocuk kelimeleri çok kişi için yan yana gelmesi en zor kelimeler olarak görülse de TMK mağduru çocuklarla gündeme gelen "suça itilen çocuklar!", bir projenin konusu oldu. Üstelik, söz konusu çocuklar yine çocukların gözünden tanımlanıyor. Çocuklar, akranlarının devletin katı kuralları çerçevesinde sadece "suçlu" olduklarını düşünürken, "suç" kavramını tanımlamada sadece "değişmez hukuk kurallarının" değil, vicdanın da etkili olması gerektiğine inanıyor.
Başak Kültür ve Sanat Vakfı ile Diyarbakır'da çalışmalar yürüten Çocuklar Aynı Çatı Altında Derneği, Merkezi Finans ve İhali Birimi'nin 2010'da Sivil Toplumlararası Diyaloğun Geliştirilmesi başlığıyla açtığı Avrupa Birliği Projesi'ne "Suçlu muyum? Suçlu muyuz? Suçlular mı?" isimli ortak proje ile katıldı. Projeleri kabul edilen iki kuruluş, çocukların "suç"a itilmesini ve "suç" kavramının tek başına hukuksal bir kategoriye sıkıştırılmaması amacıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştirdi. Taş atan çocuklardan yola çıkarak suç kavramını ve çocuklara yüklenen suç kavramını irdelemeye çalışan proje koordinatörü Sibel Erduman; proje kapsamında, anket, drama ve atölye çalışmaları gerçekleştirdi. Atölye çalışmalarına katılan çocuklar, burada, kendileri gibi zorunlu göçle kente gelmiş çocukların, "nasıl suçlu olduğunu" anlamaya çalıştı. İstanbul'daki atölye çalışmalarına katılan 11 çocuk, toplumda "suçlu" olarak görülen çocukların hikayelerini yazarak, sokağa çıkıp çocukların fotoğrafını çekti. Suça itilen çocukların medyadaki temsilinin de ele alındığı proje kapsamında, her bir çocuğun çektiği fotoğraf diğer katılımcı çocuk tarafından haberleştirildi. İlk kez suça itilen çocuk kavramıyla karşılaşan çocukların yazdıkları hikayelerde, ekmek çalan, annesine bakmak için çanta kaçıran, evsiz kalan, sokakta kalan, üşüyen çocukların hikayeleri yazıldı. 23 Ocak'ta Diyarbakır'da gösterilen 52 fotoğraf yarın İstanbul'da Tütün Deposu'nda düzenlenecek sergide gösterilecek. Çocukların gözünden "suçun fotoğrafını" ve çocukları tanımak isteyenler, 4 Şubat'a kadar sergiyi ziyaret edebilecek. Proje kapsamında çocuk ve suç ilişkisinin tartışılacağı panel de düzenlenecek.
'SADECE YASALAR DEĞİL MEDYADAKİ TEMSİL DE ÖNEMLİ'
Göç ve suç arasındaki ilişkiyle ilgili bir şey yapmak isteyen Erduman, suça itilen çocuklarla ilgili kanunlar ve toplumsal yargılar dışında çocukların kendi bakış açılarından oluşan bir şey olmadığını fark ettiklerini söylüyor. Bu konuyla ilgili sadece yasalar değil medyadaki temsilinin de çok önemli olduğunu belirten Erduman, projenin de çocuklar tarafından yapılmasını istediklerini söyledi. Kanunlar yerine toplum olarak çocuğun nasıl algılandığı konusunu üzerine gitmek istediklerini ifade eden Erduman, anketlerde ve atölye çalışmalarında, çocukların suça farklı bir bakış açılarının olduğunu gördüklerini ifade etti. Çocukların suç kavramının büyüklere göre biçimlendiğini ve adaletsiz olduğunu düşündüklerini belirten Erduman, çalışmalarının sonucunda, suça itilen çocuklar meselesinin sadece aile veya başka mercilerde değil, sosyal devlet anlayışında çözüm bulacağına inandıklarını dile getirdi.
'SUÇ SADECE DEVLET YASAKLADIĞI İÇİN OLUYOR'
Proje kapsamında fotoğraf çeken 16 yaşındaki Fırat Kuaz, proje kapsamındaki drama atölyelerinde, suç ve çocuğa bakış açısının değiştiğini, çocuğun sadece 18 yaşın altındaki kişilerden oluşmadığını gördüğünü söylüyor. Suçun da devlete karşı gerçekleştirilen her türlü aktivite olarak değerlendirildiğini belirten Kuaz, "Biz bu etkinlikte, Diyarbakır'daki çocukları da tanıdık. Ne yaşadıklarını gördük. Eline taş aldı mı bu bir suç sayılıyor artık. Silah olarak sayılıyor. Bu suç olmayabilir. Kendini savunuyorsun sen. Anadilini istiyorsun. Ama devlet bunu yasakladığı için suç sayılıyor. Aslında değil. Sadece devlete göre suç sayılıyor" diyor. Fotoğraf atölyesinde kötü bir ülkeyi değiştirmeye çalışan 3 çocuğun anlatıldığı hikayeyi yazan Kuaz, "Oradaki çocuklar devlete karşı suç işlemişlerdi, ama suç değildi. Halk onlardan yanaydı" diye belirtiyor.
'BENİM HİKAYEMDEKİ ÇOCUK SUÇLU DEĞİL'
Atölyeye katılan 18 yaşındaki Fatma Güneş de, drama atölyesinde çocukların "suç" işledikten sonra kendilerini nasıl hissettiklerini, duygularını anlamaya çalıştıklarını ve gerçekten suçlu olup olmadıklarını görmeye çalıştıklarını dile getiriyor. Atölyelerde hem suçlu, hem de suçlayan kişi yerine geçtiklerini belirten Güneş, "Bunlar bana çok şey kazandırdı. Daha önce böyle bir şeyle karşılaşmamıştım. Televizyon ve gazetelerde görmüştüm suçlu çocuk kavramını. Hikayelerimizde suçlu değil, suçlu gibi görünen çocuklar olduk" diyor. Babasını kaybeden ve hasta annesine bakmak için hırsızlık yapan bir çocuğun hikayesini anlattığını ifade eden Güneş, "Gerçekten suçlu mu, değil mi? Suçluysa nedenleri ne? Benim hikayemdeki suçlu değil. Zorunlu olarak yaptı. Devlet hırsızlık yapmayacaksın diyor. Bir kural ama insanlar uyamıyor" diye belirtiyor.
DİHA