02 Şubat 2012, Perşembe

Ömer Dinçer'in çiftliği

NURETTİN ALDEMİR nuridemir26@mynet.com

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ilginç icatlara imza atıyor. Bakanlığının ilk aylarında yayınladığı 'kayıt parası' genelgesi ile okul müdürlerine efelendi. Buna rağmen ülke genelinde (okulların çoğunda) velilerden yasal ve zorunlu olmayan kayıt parası yine toplandı. Bazı illerde okul müdürlerine 'laf ola beri gele' kabilinden soruşturmalar açıldı. Sonuç kocaman bir fiyaskodur.

Devlet okullarında yıl boyu farklı adlarla devam eden veli soygununun sorumlusu ilk elden MEB'dir. On yıllardır Ömer Dinçer gibileri ikiyüzlü tavırları ile bir taraftan okul idarelerini, okulların sorunları ile baş başa bırakırken; diğer taraftan da veli ve kamuoyu tepkilerine kurban etti. Sorunu çözmek isteyen için çözüm gayet kolay. Merkezi bütçe tercihleri değiştirilerek MEB'e yeterli bütçe ayrılacak; devlet okullarının tüm ihtiyaçları da MEB bütçesinden karşılanacak. Dinçer, sorunun esastan çözümünü görmüyor mu? Elbette görüyor ama çözümsüzlük onun ve AKP'nin tercihidir.

***

Ömer Dinçer'in diğer bir icatı 19 Mayıs törenleri... Dinçer, 19 Mayıs törenlerinin Ankara dışındaki yerleşim merkezlerindeki stadyumlarda, meydanlarda kutlanması uygulanmasına son verdi. Bakanın merkezi kutlamaları kaldırma gerekçelerine katılmamak mümkün değil. Her ilde, ilçede yüzlerce-binlerce öğrenci zorunlu tutularak törenlere hazırlanıyordu. Bu süre içinde okulun disiplini sarsılıyor; hazırlık çalışmalarına katılan öğrenciler derslerden uzaklaşıyordu. Bu çile yetmezmiş gibi törenler için gerekli kıyafetlerin bedeli velilere fatura ediliyordu.

Bunu anladık da bu uygulama ve eziyet sadece 19 Mayıslarda yaşanmıyor ki! 23 Nisan ve 29 Ekimlerde de pek çok il ve ilçelerde merkezi kutlamalar yapılıyor. Her okul kendi çapında kutlama yapsa bile benzer eziyetler yine yaşanıyor. Her ülke, her devlet tarihindeki dönüm noktası sayılan günleri sistemin bekası için anar, kutlar. Beğenseniz de beğenmeseniz de bu doğaldır. Doğal olmayan bu kutlamaların resmi devlet töreni zorunluluğunda ve formatında olması ve katılmayanlara yaptırım uygulanmasıdır. Kutlamalar halkın ve sivil toplumun gönüllü katılımına ve rol almasına uygun hale getirilmediği sürece nasıl kutlanırsa kutlansın sorunludur.

***

Dinçer, liselerde muvazzaf askerler tarafından verilen Milli Güvenlik dersini de önümüzdeki yıldan itibaren kaldırdı. Herkes bilir ki muvazzaf askerlerin öğretebildiği her şeyi herhangi bir öğretmen de öğretebilir. Öyleyse sormak gerekir; bu dersin konmasında, bu dersi bir askerin vermesindeki amaç nedir? Amaç çok açıktır. Her Türk asker doğar anlayışından hareketle (her Türk bebek doğar diyene dava açılıyor) askerliğe sempati yaratmak ve askeri istihbarata olanak sağlamaktır. Dinçer, Milli Güvenlik dersini kaldırırken içeriğin diğer derlere yansıtılacağını belirtiyor. Oysa bu dersi bir askerin vermesi kadar dersin içeriği de sorunludur. Demek ki Dinçer mazruftan değil zarftan rahatsız. Başka bir deyişle içerikle sorunu yoktur. Zorunlu askerlik uygulaması sürdükçe; vicdani ret hakkı yasal güvenceye bağlanmadıkça; vicdani retçiler ve bu konuda söz söyleyenler cezalandırıldıkça sorun çözülmüş olmayacaktır.

***

Dinçer'in diğer bir icadı liselerde ders geçme (kredili) sisteme dönüştür. Bu sistem farklı ülkelerde uygulanıp vazgeçilmiş bir sistemdir. Ülkemizde doksanlı yıllarda birkaç yıl uygulanıp tedavülden kaldırılmıştır. Bu sistemle çalışan on binlerce öğretmen halen MEB kadrosunda çalışmaktadır ve deneyimlerini unutmamıştır. Merak ediyorum; Dinçer bu sisteme dönüş kararı vermeden önce kaç öğretmene, kaç eğitim yöneticisine, kaç eğitim denetçisine, kaç dönemi yaşayan veli ve öğrenciye danışmıştır dersiniz. Dinçer, 'dediğim dedikçi' bir bakan. Başkalarından bir şey öğrenmeye ihtiyaç duymuyor kanımca. Bu nedenle doğrudan kendi kararı olduğunu düşünüyorum.

Ders geçme sisteminde derslik ihtiyacı daha çok olacaktır. Sınıf geçme sistemine bile yetmeyen derslik sayısı, ders geçme sistemini kaldırmaz. Ders geçme sisteminde ders seçmek esastır. Bunun için her alanda ders çeşidi artırılmalıdır; ayrıca öğretmen ihtiyacı sınıf sistemine göre artacağından yeterli öğretmen ataması yapılmalıdır. Sınıf geçme sistemi için yeterli öğretmen atamayan Dinçer bu modelde öğrenciye zorunlu seçmeli ders dayatmak zorunda kalacaktır. Bu da sistemin mantığına aykırıdır.

***

Dinçer, yarıyıl tatilinde Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliği yaparak; öğrencileri, velileri, öğretmenleri umreye götürdü. İşte yenilik ve reform budur! Dinçer'in diğer icatları işin aslını esasını değiştirmeyen sorunu çözmeyen icatlardır. Umre işi tamamen yenidir ve Dinçer'e göredir. MEB'i çiftliği gibi gören Dinçer ve umre ekibi eğitimin ruhuna Fatiha okumayı unutmazlar herhalde.