03 Şubat 2012, Cuma

Bir libido kazası: Engin Ardıç

CEM BAHTİYAR solidarieta89@gmail.com

Daha önce de kadınların 'öpülerek adam edileceği' mantığıyla zihinlerimizin ve midelerimizin içine etmiş birisi; şimdi de çıkmış... Arsızlığın da kat be kat üzerine çıkmış... Libidosu, değil boyunu, kilosunu da aşmış, astigmatı beynine sıçramış; kusuyor sapkınlığını kadınların üzerine: "Kıçınızı açın da haber konusu olun!" diye.

Evet! Hani o 'kılavuzu karga olanın burnunun kurtulamayacağı' Engin Ardıç! Nerden geliyor bu sapkın düşünceler bu 'adam'ın (!) aklına acaba? Sahi! 'Libido' demişken: bastırılmış duygular, 'yaşanmamış yıllar' bu kadar da fetişist eder mi? Hani o genç kadınlara dediği gibi: "Ya seni kimseler öpmedi mi?"

Hatırlamak istemesek de -ki unutmamak gerekir- Engin Ardıç'ın dilindeki 'öpmek' fiilini, kendi cümlesinin içinde tekrar edelim. Aynı gazetede köşe yazarlığı yapan başka bir arkadaşına yumurta fırlatan kadın öğrenciler için " Keşke oracıkta tutup öpüverseydin de liberal olsalardı." diyor Ardıç. Farkında olmadan çeşitli kesimlerin hepsine birden hakaret ediyor da haberi yok, zat-ı muhteremin. Birincisi, ('öpmek' sözcüğünün hangi fiili kastederek söylendiği aşikâr olmakla beraber) söz konusu kadın öğrenciler... İkincisi, (kendisini de 'liberal' diye tanımlayan bu vatandaş, nasıl liberal olduğunu itiraf etmekle birlikte) liberal çevreler ve tabii ki: ta kendisi!

Geçtiğimiz günlerde bir de 'muhalif yazı' girişiminde bulunan Ardıç, tabii ki onu da eline, yüzüne ve türlü münasip yerlerine de bulaştırmadan edememiş.

Liselerde 'Milli Güvenlik' derslerinin kaldırılmasıyla ilgili öneriye destek olarak, ilköğretim okullarındaki, kendi deyişi ile -buram buram faşizm kokan- 'andımız' ve askeri okullar hariç tüm eğitim kurumlarında üniforma zorunluluğunun da kaldırılmasını talep ediyor. Buraya kadar sıkıntı yok fakat üniforma zorunluluğuna gösterdiği gerekçe, yine kendi deyişi ile 'buram buram' ataerkil vesayet kokuyor.  "Bir kızın nasıl giyineceğine anası babası (varsa sevgilisi) karışır" diyerek, bir önceki itirafının miktarını da açıklıyor.

Açıkçası, Boğaziçi Siyasal'dan mezun olmuş birinin uzun yıllar 'Playmen mecmuası'nda yazarlık yapmış olduğunu da göz önüne alırsak, Andıç'ın feleğin çemberinden bilmem kaç kere geçtiği bir gerçeklik. Doğrusu 'dayak yiye yiye, kavga etmeyi öğrendik' edasındaki çıkışlarıyla Ardıç'ın sevişmeyi nasıl öğrendiği merak konusu(!)

 

 

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI