02 Şubat 2012, Perşembe

Sendikal özgürlükler başka bahara kaldı

Sendikalar Yasası Mecliste. Yüzde 10 olan iş kolu barajı yüzde 3'e düşürüldü. Sendika uzmanı İrfan Kaygısız, daha önce binde 5 olacağı söyleyen işkolu barajının yüzde 3 olarak belirlenmesinin, yeni sendika kurulmaması anlamına geldiğini söyledi.

2821 Sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu birleştirilerek hazırlanan Toplu İş İlişkileri Kanun Tasarısı, TBMM'ye sunuldu.

TASARIDA NELER VAR

Tasarıda yüzde 10 olan işkolu barajı yüzde 3'e düşürüldü ancak bu sendikaların taleplerini karşılamıyor. Sendikaya üye olma ve toplu sözleşme yapmanın kolaylaştırılmadığı tasarıda, Türkiye'de sıklıkla yaşanan sendikal faaliyetler nedeniyle işten atmaları engelleyecek düzenlemeler de yok. Sendikal özgürlüğün temel taşlarından olan grev hakkı da çok sınırlı. İşçiler, ancak toplu iş sözleşmesinde uyuşmazlık durumunda greve gidebilecek. Genel grev, siyasal amaçlı grev, dayanışma grevi hala yasak. Noter şartı kaldırılarak yerine getirilen e-devlet sistemi ise işçilerin sendika üyeliği konusundaki iradesini korumuyor.

Tasarıyı değerlendiren Birleşik Metal-İş Sendikası TİS Uzmanı İrfan Kaygısız, "Sermaye ve devlet denetimindeki sendikal düzen olduğu gibi devam ettiriliyor. 12 Eylül yasaları ile hesaplaşma adına yapılan yeni tasarıda eskisinden farklı hiçbir değişiklik söz konusu değil. Yani yasa değişikliği talebi bir başka bahara ertelenmiş olacak" dedi.

'YÜZDE 3 BARAJI, YENİ SENDİKA KURULMAMASI DEMEKTİR'

Kaygısız, özellikle son bir haftadır Çalışma Bakanlığı tarafından sistematik olarak bazı sendikaların yetkisiz bırakılacağı yönünde açıklamalar yapıldığını, bunun gerçek nedeninin Bakanlar Kurulu'na sunulan tasarıda baraj oranının yükseltilmesi ile görüldüğünü söyledi. Kaygısız, " Sendikalara yetki tehdidi gösterildi ve yüzde 3'lük baraja razı olmaları istendi" dedi.

Bu baskının işverenler, hükümet ve Türk-İş'in ittifakı sonucu oluşturulduğunu dile getiren Kaygısız, TİSK ve Türk-İş'in binde 5 barajına karşı çıktığını, barajın daha yüksek oranda olmasını istediklerini hatırlattı. Kaygısız, şöyle konuştu: "El birliği ile sendikal haklardaki temel yasakları koruyan düzenlemeyi devam ettirdiler ve bunun bir parçası olarak da baraj yükseltilmiş oldu. Yüzde 3 barajı demek yeni bir sendika kurulmaması demektir. Yeni sendika kurulması hedefi ile mücadele edecek kesimler de sosyalistler, devrimciler, emekten yana güçler olacağı için onların sendikal alana müdahalesi böylece engellenmiş oldu."

Kaygısız, hedefe DİSK konularak, yetki tehdidi ile DİSK'in tepkisiz kalmasının hedeflendiğini söyledi.

İlk tasarıda yapılan değişiklikte, iş yeri temsilcisi ve sendika yöneticilerine getirilen güvencenin, Meclis'e gönderilen tasarıdan kaldırıldığına da dikkat çeken İrfan Kaygısız, bu konuda da yürürlükteki kanuna dönüldüğünü ifade etti. Kaygısız, "Araya serpiştirilmiş kimi olumlu düzenlemeler de işverenlerin talebi ile ortadan kaldırılmış oldu" dedi.

NOTER ŞARTI ALDATMACASI

"Mevcut tasarı sendikal haklar konusunda hiçbir ilerleme getirmiyor" diyen Kaygısız, noter şartının kaldırılması konusunda hükümetin yaptığı propagandanın da boş olduğuna işaret etti: "Noter şartını kaldırıp e-devlet sistemine geçiliyor. Noter şartı elbette kabul edilebilir bir düzenleme değil. Ama e-devlet sisteminde de önemli sorunlar yaşanması olasılığı söz konusu. Patronların, işçilerin e-devlet şifrelerini alarak onları herhangi bir sendikaya üye yapması ya da istifa ettirmesi pratikte oldukça mümkün.

Yeni yasaya göre bir işçi, internetten e-devlete girecek, e-devlet şifresi ile hangi sendikaya üye olmak istiyorsa üye olacak ya da istifa edecek. Peki bir işveren, bir işçiye 'ver e-devlet şifreni' dediği zaman vermeme olasılığı var mı, bugünkü çalışma ilişkileri açısından? Örneğin fazla mesai de işçinin onayına bağlı ama fazla mesai her yerde fiilen ve zorunlu olarak yaptırılıyor. Bugün yeni örgütlenen iş yerlerinde işverenler noter getirerek, noter paralarını ceplerinden ödeyerek işçileri nasıl istifa ettiriyorlarsa, yeni dönemde sendikadan istifa ettirmek çok daha kolay hale getirilmiş oluyor. Bu, noterden görece daha ileri bir düzenleme ama bir dolu sorunu da bağrında taşıyor."

GREV HALA YASAK

Kaygısız, "Yasada köklü ve önemli sayılabilecek hiçbir değişiklik söz konusu değil" dedi, grev yasalarının devam ettiğini, toplu sözleşme mekanizmasını kolaylaştıracak, işverenlerin itiraz mekanizmalarını ortadan kaldıracak düzenlemeler olmadığını, sendika üyeliği konusunda da önemli bir düzenleme olmadığını söyledi.

Kaygısız, şöyle konuştu: "Grev hakkı konusunda hiçbir önemli düzenleme yok. Grev hakkı şu ana kadar toplu sözleşmede uyuşmazlık koşullarında geçerliydi. Bugünkü tasarıda da sadece uyuşmazlıkla sınırlandırılmış durumda. Grev hakkının, sadece uyuşmazlık aşamasında devreye girmesi temel problemlerden bir tanesi. Anayasa değişikliği döneminde hükümet anayasadaki kimi grev yasaklarını kaldırdığını ifade etmişti. Hatta daha ileri giderek Türk-İş Genel Kurulu'nda hükümet adına konuşan bakan, bu yasakları kaldırdıklarını söylemişti. Neydi bunlar; genel grev, siyasal amaçlı grev, iş yeri işgali, üretimi düşürme, dayanışma grevi gibi çeşitli grev ve direniş biçimlerini mümkün kılacaklarını söylemişti. Ama bakanın kaldırdık dediği bütün yasaklar şimdiki tasarıda olduğu gibi kalıyor. Ya hükümet adına konuşan bakan ne yaptıklarını bilmiyor ya da işçileri kandırıyor."

İrfan Kaygısız, lokavtın da olağan şekliyle devam ettiğini hatırlattı, lokavtın işçiler, özellikle sendikasız ve beyaz yakalı işçiler üzerinde baskı aracı olarak kullanıldığını kaydetti.

'İŞÇİLERİN ÖRGÜTLENMESİNİ İSTEMİYORUZ' DİYORLARDI

Sendika üyeliği ve sendikal faaliyetler nedeniyle işten çıkarmaların da zorlaştırılmadığını kaydeden İrfan Kaygısız, "Sendika temsilcilerine bile kolaylık getirmeyen bir hükümetin üyelerin sendikal faaliyetlere katılmasını kabul etmeyeceği çok açık. Elbette bu konuda düzenleme yapmak çok mümkün ancak bundan özellikle kaçınıldı. Zaten tasarı Bakanlar Kurulu'nda tartışılırken ekonomiden sorumlu bakanların yaptığı konuşmalar var. Ne diyorlardı? 'Yeni tasarı toplu sözleşme yapmayı kolaylaştırıyor. Toplu sözleşmenin kolaylaştırılması işçilik maliyetinin yükseltilmesi anlamına geliyor. Krize doğru gidilen bir süreçte biz işçilik maliyetinin yükseltilmesini istemiyoruz.' Bu, 'biz işçilerin örgütlenmesini ve toplu sözleşme yapmasını istemiyoruz'un açık bir ifadesi. Yoksa elbette üye olmak hem çok kolaylaştırılabilir ve güvence getirilmesi de çok mümkün.

ONLARA YİNE SENDİKA YOK

Kaygısız, tasarıda gençler, çiftçiler, ev işçileri ya da emeklilerin sendika üyeliğinden hala mahrum bırakıldığını da belirtti, "Bu mevcut yasakçılık devam ediyor" dedi.

HEDEFTE İLERİCİ SENDİKALAR VAR

Olumlu olarak sadece sendikaların işleyişine yönelik bazı düzenlemeler olduğunu ifade eden Kaygısız, ancak yasanın esasında olumluluktan söz edilemeyeceğini söyledi. Kaygısız, şöyle devam etti:

"Sermaye ve devlet denetimindeki sendikal düzen olduğu gibi devam ettiriliyor. 12 Eylül yasaları ile hesaplaşma adına yapılan yeni tasarıda eskisinden farklı, yani 12 Eylül yasalarından farklı hiçbir değişiklik söz konusu değil. Bu şekli ile yasa değişikliği talebi bir başka bahara ertelenmiş olacak.

Yasa tartışmalarında işverenler sürekli olarak endüstriyel ilişkilerin bir bütün olduğu ve iş kanundaki değişiklikler ile sendikalar yasasındaki değişikliklerin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini söylüyorlar. Örneğin TİSK Başkanı, sendikalar yasasının gündemde olduğu Ağustos 2009'da böyle bir açıklama yapmıştı, tam bu cümlelerle 'Kıdem tazminatı, sendikalar yasaları ile birlikte ele alınmalıdır ve işverenler üzerindeki kıdem tazminatı prangası ortadan kaldırılmalıdır' demişti. Şimdi sendikalar yetki baskısıyla, mevcut yasayı kabul etmeye zorlanıyor. Ama öbür taraftan Bakan'ın Şubat ayında sosyal taraflara tartışmaya açacağız dediği kıdem tazminatına ilişkin İş Kanunu'ndaki değişiklikler ve kiralık işçiye ilişkin tasarıda da sendikaların inisiyatiflerinin kırılması ve güçlerinin zayıflatılması ve dolayısıyla o yasaları da kabul etmesi isteniyor. Hükümet bir taşla birden fazla kuş vurmayı hedefliyor.

AKP, yetki kılıcı ve yüzde 3'lük baraj ile öncelikle DİSK'e bağlı sendikaları, DİSK'i etkisizleştirmek, böylece örgütlü işçi sınıfının ileri kesimlerini sendikal alanın dışına atıp, işçiler üzerindeki denetimi ele almak istiyor. Bununla birlikte, yine 4688 değişikliği aracılığı ile KESK'i etkisizleştirip, Memur Sen aracılığıyla kamu emekçilerini kontrol altına almak ve böylece bir bütün olarak sınıfın mücadeleci, ilerici bölüklerini devre dışı bırakmak istiyor.

Böylece, siyasi, iktisadi ve sosyal alandaki hızla süren yeniden yapılanma önündeki engel olabilecek siyasal alandaki muhalifler yanında, sendikal alandaki muhalifler de tasfiye edilmiş, etkisizleştirilmiş olacak. İşçi sınıfının ve ezilenlerin sendikal ve siyasal örgütlerinin etkisizleştirildiği bir ortamda da hükümet istediği her şeyi yapma olanağına daha kolay kavuşacak."

 

ETHA

Bağlantılı Haberler