Hacı Oruç’un katili kim?
O haftanın haberleri;
CHP lideri Kılıçdaroğlu Başbakan'a "Recep bey havuzlu villada yaşıyor. Kul hakkı yemek ayıp değil mi? Bu kardeşiniz hesabını soracak"diye yiğitleniyor.
AKP'den cevap: CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun giydiği elbiselerin maliyetini çıkarmış. Giydiği gömlek 450, ceket 1.235, pantolon 460, ayakkabı ise 850 liraydı.
"Kazancı-Karamehmet ortaklığının iki ihaledeki toplam teklifi 5 milyar doları buldu."
"Başkentgaz 1,2 milyar dolara Kazancı-Karamehmet ortaklığının oldu."
Ajanslara yeni bir haber düşüyor. Yoksulluk intihar ettirdi; "Diyarbakır'da, yoksullukla boğuşan, 4 çocuk babası Hacı Oruç(40), iftar vakti eşinden evde yemek olmadığını öğrenince intihar etti."
"Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde geçimini el arabasıyla sebze ve meyve satarak sağlamaya çalışan Hacı Oruç, 3 gün önce iftar vakti evine geldi. Eşine iftarda hangi yemeğin olduğunu soran Hacı Oruç, 'Yemek yapacak bir şey yoktu. Yemek yok' yanıtını alınca çocuklarına sarılıp ağladı, eşinin üzüldüğünü gören Hediye Oruç ise yan odaya geçip orada ağladı. Yaklaşık bir saat sonra odadan çıkan Edibe Oruç, eşini banyoda asılı halde buldu. Hacı Oruç, yakınları tarafından kaldırıldığı Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi'nde yoğun bakımda tedaviye alındı ancak yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı."
Sözün bittiği yer!
Hacı Oruç'un intiharı gerçekleri tüm çıplaklığıyla ortaya seriyor.
Gerçek; Silvan'da bir ipin ucunda asılı.
İnsanlar açlıktan ölüyor.
Hacı Oruç'un 37 yaşındaki eşi Hediye Oruç; ''Bir hafta önce konuşurken yaşanan sıkıntılardan kurtulmak için intihar edeceğimi söyledim. O da bana "Sen etme ben ederim. Sen çocuklara bakarsın, ben bakamam demişti. Son bir yıldır yoksulluk nedeniyle büyük zorluk içerisindeydik" diyor.
Hacı Oruç kendisi aç kaldığı için intihar etmedi. Oruç çocukları aç kaldığı için intihar etti. O çocuklarına bu açlığın nedenlerini anlatamazdı. Çünkü onlar çocuk. Dört çocuk, dördü de aç "baba bize ekmek getirdin mi?"diye sorarlar.
Hacı Oruç'un babası M. Ali Oruç ise tepkisini "Evin direği gitti, şimdi biz ne yapacağız. Bizi bu hale getirenlerin Allah belasını versin" diyerek dile getirdi.
Oruç ailesini ve daha milyonlarca işçi emekçi ailesini kim bu hale getirdi?
Cevap Silvan'dan geliyor; BDP'li Silvan Belediye Başkanı Fadıl Erdede, Silvan'da Tekel Yaprak işletme müdürlüğünde 1200 kişinin çalıştığını ve 15 binin üzerinde ailenin geçimini tütüncülük ekimi ile sağladığını belirterek Tekel'in kapatılması ile Silvan'da 15 bin ailenin aç bırakıldığını söylüyor.
Erdede, "Her gün onlarca insan belediyeye yardım ve asgari ücretle çalışmak için başvuruyor. Sistem şimdiye kadar şu politikayı dayatıyor, aç bırak, kendine bağla, muhtaç et, istediğin gibi kullan politikası uygulanıyor" dedi.
Evet, belki bu sistemle-kapitalizmle-ilgili çok şey söylenebilir, çok şey yazılabilir. Bugüne kadar da söylenmiş ve yazılmıştır da. Özeti şudur ki; milyonlarca işi emekçinin ürettiği tüm değerlere küçük bir azınlık tarafından el konuluyor. Bu azınlık zevki sefa içinde yaşarken milyonlarca işçi ve emekçi açlık ve yoksulluğun pençesinde. Tıpkı Oruç ailesi gibi.
Biz yine haberlere bakıyoruz kim ne demiş, ne yapıyor, ne yapmalı?
Kapitalizm bu ölümden bile faydalanmak ister. Bakanlar milletvekilleri Oruç ailesine taziyeye gittiler. Yanlarında gıda paketleri ve medya ordusuyla.
Bu ne yüzsüzlük, bu ne had bilmezlik. Yok mu bunlara haddini bildirecek derken cevap yine Silvan'dan geliyor; "CHP İstanbul Milletvekili Çetin Soysal, Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde partililerle birlikte iftarda evinde yemek olmadığı için mutfakta kendini asarak intihar eden Hacı Oruç'un ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Soysal, anne Hediye Oruç'a eşya ve çek yardımında bulundu. Soysal, daha sonra parti yöneticileri ile birlikte seyyar elektrikçi olarak geçimini sağlayan ve elektrik çarpması sonucu hayatını kaybeden 6 çocuk babası Cuma Söker'in evine gitti. Recep Söker'in ağabeyi Cuma Söker ise, CHP'lilere ve gazetecilere tepki göstererek evden çıkmalarını istedi. Söker, 'Kardeşim öldüğünde kaymakamı aradım, başbakanı aradım, cumhurbaşkanını aradım kimse bize sahip çıkmadı. Bizi yeni mi hatırladınız? Ne işiniz var burada? Buraya gelirken kimden izin aldınız?' diyerek tepki gösterdi. Söke'nin oturduğu Cami Mahallesi muhtarının araya girmesine rağmen CHP'lilere tepkisini sürdüren Recep Söke, 'Sizi burada istemiyoruz. Ben yeğenlerime bakarım.' dedi. Ve CHP'lileri evden kovdu."
Evet, bunların bil cümlesini kovmak lazım sadece evimizden değil, bunları öyle bir yere kovmalıyız ki bir daha hayatımıza kast edememeliler. İşçi sınıfının, emekçilerin, köylülerin ve ezilenlerin kurtuluşu; bu açlık ve ölüm düzenini yıkıp, "herkesin yeteneğine göre işe ve ihtiyacı kadar aşa" sahip olacağı bir düzen kurmaktadır.
Marks "İşçi sınıfı kapitalizmin mezar kazıyıcısıdır" der. Hacı Oruç'u mezara gönderenlerin mezarını kazmanın zamanı gelmiştir.
Bu mezar kazılmalı ki Hacı Oruç'u bu hale getirenler belalarını bulabilsinler!