08 Ekim 2010, Cuma

Bizim de ikinci bir Manhattan'a ihtiyacımız yok, dünyanın da!

ERDAL KALKAN erdalkalkan11@gmail.com

Başbakan İstanbul ile ilgili çılgın bir proje açıklayacakmış. Muhtemel proje hakkında tahminler,   birbirlerini kovalıyor. Kenti ilgilendiren, kentin mimari ve toplumsal dokusunun oluşumunda kamu erkini kullananlar 'Çılgın bir projem var ama durun bekleyin' aralığı bıraktılar...! Amerikanvari bu üslup şark kurnazlığı ile birlikte devam ediyor, büyük bir basın toplantısı ile açıklanacakmış, halk bilgilendirilecekmiş!

Burjuva hukukunun işlediği az çok gelişmiş ülke kentlerinde en azından temel değişikliklere neden olan kararlar toplumun rızası alınarak yapılır. Rıza alınırken, kent konseyi, kent belediye meclisi, meslek odalarıyla birlikte davranılır. Mutlaka uzmanların da katıldığı, hem kararın oluşumuna hem de projenin oluşumuna bir süreç yansır. Mesela böyle şehirlerde, hayati önemdeki 3. Boğaz köprüsü tartışması sadece ticaret erbaplarının verdiği kararlarla sürdürülemez.

İstanbul dünyanın en eski şehirlerinden biri. Dünyada beş şehir saysanız bunlardan biri  mutlaka İstanbul olacaktır. Kent imar planları, tarihsel bir arka planı olan şehirlerde, sadece yaratacağı rant düşünülerek değiştirilemez. Onun için Roma hala ayaktadır, onun için Viyana, Prag hala ayaktadır.  Onun için Petersburg, İstanbul'un yanında 'dünkü çocuk' olmasına rağmen belirli kişiliği olan bir şehir olarak varlığını sürdürmektedir.

Yağmacı toplum mantığından bir türlü kurtulamayan yönetenlerimiz sanki hala at sırtındalar. O kadar kötü yönetilen bir kentimiz var ki... İstanbul'un UNESCO dünya tarih mirası listesinden çıkarılması tartışılıyor. Her ne kadar 25 Temmuz-3 Ağustos 2010 tarihleri arasında Brezilya'da gerçekleştirilen 34. Dönem Dünya Miras Komitesi İstanbul'u listeden çıkarmamışsa da eleştirilerle dolu bir rapor sunulmuştur. Ancak, İstanbul'u temsilen katılanların verdiği taahhüt ve teminatlarla listede kalınabilmiştir.

Çılgın projemize dönersek, umarım Başbakan'ın aklına gelen fikri, İstanbul Metro'su kapsamında Haliç'te yapılacak metro köprüsüne benzemez. Bir söylentiye göre tünellerden gelen metro vagonları Haliç kıyılarına varınca hoop(!)  duracaklar buradan, vapurlarla karşı tünele hoop(!) taşınacaklarmış. Tamamlanan tünelleri neyin birleştireceği bilinmiyor. Ya da öngörülen tüneller yapıldıktan sonra metroyu birleştirecek köprülü mekanizmanın yapılıp yapılamayacağı tartışılıyor. Gerçekten korkunç; bu büyüklükte, milyonlarca dolarlık tüneller yaptırıp sonra bir şekilde sorun çözülene kadar beklemek. Ya da tüneller depo olarak kullanabilir tartışması yürütebilmek. Sanki bu ülkede hiç şehircilik, mimarlık ve mühendislik hizmeti verilmiyor. Veren de yok alan da yok. Sadece İstanbul Belediye Başkanı var; metro için Haliç'e yapılacak ve İstanbul'un siluetini bozacak boynuzlu köprü projesinin kendisine ait olduğunu söylüyor.

En az Roma kadar, eski olan şehrimiz kozmopolit bir keşmekeş olarak devam ediyor. Dünyanın en güzel şehirlerinden bir olan İstanbul'un, Galataport ve  Haydarpaşaport ile sadece ayrıcalıklıların rahatça yaşadığı bir alana dönüştürülmesi hedefleniyor.

Burası Manhattan değil, burası İstanbul! Eğer Üçüncü Köprü'yü yapmayı başarırlarsa dördüncü beşinci hatta 2050 ye kadar 70. Köprü gelebilir. İstanbul'un kalan kuzey ormanları yok edilerek, burada bulunan su havzalarına Üçüncü Köprü ile birlikte yaklaşık iki milyon insanın yerleşeceği hesap edilmiş. Bu kadar yoğun bir nüfusu ülkenin küçücük bir alanına tıkayanlar; İstanbul sermayesi ile de koyun koyuna olduklarını sadece oy avcılığı için İstanbul sermayesine karşı bir hamaset oluşturduklarını göstermektedirler.

İstanbul'a sadece dolar işareti gösteren gözlüklerin arkasından bakanlar yeni 'çılgın' planlar peşinde! Ye ye bitmeyen İstanbul'un son sınırlarına yaklaşıyorlar. Sorun Haliç'i bozup yeni bir Manhattan yapmaksa o da onları kurtaramayacak. Manhattan'ın sahipleri dünyanın her yerine kan ve gözyaşı ekiyorlar. Bizim ikinci bir Manhattan'a ihtiyacımız yok, dünyanın da yok!

Bağlantılı Haberler