03 Eylül 2010, Cuma

YANITSIZ BİR DİLEKÇENİN ÖYKÜSÜ:

"Başa geldiklerinden bu yana ne değişti?"

Bir tarafta milyonlarca dolarlık bir liman, diğer tarafta lüks villalar ve siteler. Bu görüntünün ortasında kendisi küçük, çığlığı büyük bir mahalle. Yoksulluğu ve 'yok' sayılmayı en derinden yaşayan mahalle, yollarında, onlara yoksulluklarını unutturmamaya kararlı su birikintilerine inat, 'Biz de varız!' diye haykırıyor sanki.

İBRAHİM TÜM tumibrahim@gmail.com

CEM BAHTİYAR solidarieta89@gmail.com

Ve bu mahalle ile aynı kaderi paylaşan, aynı dili konuşan bir kadın; Neriman Abla... 32 yaşında, bir kız, diğeri erkek olmak üzere iki çocuk sahibi, dul bir gündelikçi, Neriman abla. Kimliğinden dolayı, hayatın omuzlarına yüklediği yük daha da ağırlaşmış bir emekçi. Aslında bu onurlu hayat mücadelesi, onun için çok erken yaşta başlamıştı. Akranlarının çocuk sayıldığı dönemlerde, o, çocuklarına bakmaya çoktan başlamıştı. Sonra eşinin ölümü ile her şey daha da zorlaşmış, ama 'kaderinin oyunları' onu yıldıramamıştı. Kolay olanı seçmemiş, onurundan vazgeçmemişti hiçbir zaman. Artık ne yoksulluğa, ne de 'yok' sayılmaya boyun eğmemeye kararlıydı, Neriman abla. Yüzündeki çizgilerle değil, o çizgilerin ona neler kattığı ile ilgileniyordu, birçoğunun aksine. Belki sesi titriyordu ara sıra, gözleri buğulanıyordu belki konuşurken, ama başı dimdikti hep. Anladığımız kadarıyla, buna çok önceden yemin etmişti. Emeğin yüceliğini ve bir halkın feryadını, ,isyanını, hiç bir kitapta olamayacak bir sadelikle anlatıyordu bizlere. Sorularımıza verdiği cevaplarla bir haber, bir röportaj olduğu kadar; aslında 'yanıtsız bir dilekçenin' de öyküsüdür bu. Bu öykünün sahibi olan Neriman Ablayla ülkede yaşanan gelişmelerin kendi hayatına yansımalarını konuştuk.

Neriman ablanın yaşadığı semt

Referandum tartışmalarının yapıldığı bu dönemde bu tartışmalar sizin için ve Kürt halkı için ne anlam ifade ediyor?

Doğudan gelmiş biri olarak söylemeliyim ki; doğuya yatırım yapılmıyor. Okulu olmayan binlerce köy var. Doğudaki insanlar cahil kalsınlar ben onları yönlendiririm diye düşünüyorlar. Makarna, buzdolabı vs. dağıtılarak, insanlar aptal yerine konuluyor, kandırılmaya çalışılıyor. Bu tartışmalara hiçbir anlam veremiyorum. 'Evet' ya da 'Hayır' çıksa ne olacak ki? Başa geldiklerinden bu yana ne değişti? Şimdi de değişeceğini düşünmüyorum. Değişecek maddeler hakkında pek bilgim yok. Ama eğer bu kadar uğraşıyorlarsa, kendileri için bir şeyler yapıyorlardır.

AKP, değişiklik paketine ilişkin, 'yoksulluğu bitireceklerine' dair söylemler kullanıyor. Bu söylemleri ne kadar inandırıcı buluyorsunuz?

Başa geldiklerinden beri halka ne verdiler. Hayat şartları çok daha zorlaştı bizim için. Aldığım yardımlar düşürüldü. Üç ayda bir, 30 TL çocuk parası alıyorum. Şekerin kilosunun 5 TL olduğu bir zamanda, bir çuval şeker parası ile iki çocuk yetiştirmeye çalışıyorum. Okullarda parasız kitap dağıtıyorlar ama onun acısını da öğrenciye lazım olacak denilen listeden çıkarıyorlar. Hırsızlık yapmıyorum. Namussuzluk yapmıyorum. Durumum olmadığı içinde devlet bana yardım etmek zorunda. 'Evet' diye bağırdıkları arabalardaki benzinde bile, benim emeğim var. Ama ben oğlumu okula bile yazdıramıyorum. İkametgâh almak için gittiğim muhtarlıkta, evimin arsa olarak geçtiğini söylüyorlar. Yıllarca elektriğini, suyunu ödediğim evim, arsa olarak gözüküyormuş, düşünebiliyor musunuz? Bana bunları yaparak sen ölüsün demek istiyorlar.

Pakette Kürt sorununa dair hiçbir madde olmaması ve hazırlanış aşamasında, meclisteki Kürt temsilcilerine danışılmaması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Zaten bizi hiçbir zaman kabul etmediler ki. Sadece oy almaya geldiklerinde bizi insan yerine koydular. Dışarıda gezen birisine sorun Kürt olan birisini de görmüştür, Kürtçe konuşulduğunu da duymuştur. 32 yaşındayım. Annem ve babam doğru düzgün Türkçe bilmezler. Kürtçe konuşunca bizi yadırgıyorlar. Kitaplar yalan söylemez 'okuyun' diyorlar okuyoruz ve kitaplarda bile var olduğumuzu görüyorum. Bu bizim dilimiz, kendimiz uydurmadık. Benim bir dilim ve bir ırkım var. 'Kürdüm' dediğim zaman, çoğu insan farklı bakıyor. Almanım yurtdışından geldim desem içime girecekler bu kadar farklı davranıyorlar işte. Oysa ben kimseyi ayırmıyorum, çocuklarım da öyle. Ama bazı insanlar, çocuklarını kin ve nefretle büyütüyorlar. Bize 'cahil' diyorlar. Asıl cahil kim? İçimde hiç art niyet yok. Eğer çok param olsa, bu tip insanların eğitimi için harcardım. Bu ülkede, Kürtlerin ve Alevilerin ezildiği kadar kimse ezilmiyor. Doğuda neler yaşandığını kendi gözlerimle gördüm. Eziyete, hakarete maruz kalmayı, genç kızların su almaya, tuvalete gitmeye korkmalarını, gördüm, yaşadım ben. Mecliste de durum böyle. Başbakan, oy almak için 'Sayın Öcalan' diyordu, şimdi 'terörist' diyor. 'Vatan' diyorlar; vatanı, askere gidince, benim oğlum da koruyacak.

Yapılacak referandumda tutumunuz ne olacak?

Benim için hiçbir şey yapılmıyor ki. Yerimden kalkıp da sandığa gitmeyi düşünmüyorum. Varlığı kabul edene kadar bu tutumum devam edecek. Ama bu durumu okuyan bilinçlenen gençlerimiz değiştirecek. Dini kullanan bu kişilerden hesabını soracaklar. Allah ıslah etsin diyeceğim bunları bize reva görenleri ama bunlar Allah'ı kullanıyorlar. Eğer kullanmıyorlarsa dini ve Allah'ı, onun yarattığı Kürt halkının da varlığına inanmak zorundalar.

(EmekDunyasi.Net)