10 Mart 2011, Perşembe

Leyla Alp yazdı:

Abartmıyoruz, ölüyoruz!

Ben bu satırları yazarken belki bir yerlerde bir kadın kocası ya da ailesi tarafından öldürülüyor. En iyimser ifadeyle kesinlikle dayak yiyor. Ve o benim yazdıklarımı okumuyor.

LEYLA ALP leyla.alp@gmail.com

Önceki gün 8 Mart'tı.  İki kadın öldürüldü. Dört kadın yaralandı. Başbakanından muhalefet partisi liderine kadar herkes kadınlar gününe ilişkin bir açıklama yaptı. Biz bir günlüğüne 'pek sevildiğimizi', 'bize pek değer verildiğini' (!) öğrenirken bu arada bizim duyduğumuz iki kadın hayata gözlerini yumdu. Bugün de yine bir yerlerde bir kadın öldürülüyor.

Ben bu satırları yazarken belki bir yerlerde bir kadın kocası ya da ailesi tarafından öldürülüyor. En iyimser ifadeyle kesinlikle dayak yiyor.

Ve o benim yazdıklarımı okumuyor.

Benim yazdıklarım ona yetişmiyor, ben sesimi ona duyuramıyorum ve o dövülüyor, horlanıyor, yetmiyor öldürülüyor.

O benim caddelerde onun için söylediğim sözleri duymuyor çünkü o bu ışıklı caddeleri hiç gezmedi, gezemedi. Ben "hakkını ara" diye üst perdeden ona akıl vermeye kalkarken o vücudundaki sızıları dindirmeye çalışıyor. Ve dövüldüğü için, bedenine zorla sahip olunduğu için ölesiye utanıyor. Ne sözün hükmü var ne yazının... Kadınlar Öl-dü-rü-lü-yor...

Sinan' a  "Engelli bir ülkenin sıradan bir 8 mart sabahı" yazısı için 'umutsuz' demiştim.  Bugün Hüseyin Üzmez tahliye edildi. KOBİDER Başkanı  " hiç kadınla erkek eşit olur mu?" dedi. Vazgeçtim... Sinan haklı.

Biz caddelerde bağırırken dün iki kadın daha öldürüldü. Bizim öfkemiz onların katillerini korkutmadı... Çünkü biliyorlar ki bir şey olmayacak. Çünkü biliyorlar ki onların 'namusu' da, 'öfkesi' de, 'sevgisi' de devlet koruması altında. Karısına dayak atan adam biliyor;  ben ne yazarsam yazayım başkası ne kadar bağırırsa bağırsın, o karısını öldüresiye dövebilecek. Hiç bir şey olmayacak! Polis daha büyük yaralar açması için karısını onun yanında peşi sıra eve gönderecek... Sığınma evlerinde "yer yok" denecek. O sesleri duyan kapı komşusu çocukları için katlanmasını söyleyecek.

Çünkü küçük kızlara, kadınlara tecavüz eden adamlar biliyor ki,  mahkemeler onlar için "iyi halden", "istese karşı koyabilirdi" diyerek, istismar olmadığına, hatta kadının tecavüze gönüllü olduğuna hüküm vererek tahliye kararları verecek ya da hiç tutuklamayacak.

Karısını sokak ortasında bıçaklayan, vuran adam biliyor ki; "namusumu temizledim" dediğinde bakışlar değişecek " o zaman başka" denecek. Gazeteler büyük puntolarla namusu yazacaklar. Öldüren yerine öldürüleni suçlayan yazılar yazılacak.

Erkekler kadınları dövüyor, tecavüz ediyor ve öldürüyorlar.

Çünkü hiç bedel ödemiyorlar.

Akşam eşlerini dövüp, sonra bedenlerine zorla sahip olduktan bir güzel uyku çekiyorlar. Sabah önlerine getirilen çayı keyifle yudumlayıp, ütülü gömleklerini giyip işlerine gidiyorlar. Amirleri olan kadınlara, kadın patronlarına saygıyla önlerini ilikliyorlar. İşyerindeki kadın evdeki kadının bedenindeki morlukları asla görmüyor. Belki o da başka bir adam tarafından açılan yaralarını saklıyor. Ve kadınlar birbirlerine yaralarını asla göstermiyor, gösteremiyorlar.

Kocası tarafından şiddet gören bir kadın yan komşumuzken biz o kadında yaralar açan o adama her karşılaştığımızda hala selam veriyorsak. Akşam kadının çığlıklarını duya duya başımızı yastığa koyuyorsak, koyabiliyorsak. O kapıyı çalıp belki de o kapıyı kırıp kardeşimizi elinden almıyorsak ne erkek olarak ne de kadın olarak şiddetin karşısında olduğumuzu söyleyemeyiz. Biz o sesleri duymazken o kadın bizim sesimizi niye duysun. O adam bizim sesimizden neden korksun.

Karısına şiddet uyguladığı için işten atılan bir adam var mı hiç tanıdığınız? Bu işe geç gelmekten, bir işi zamanında yetiştirememekten daha masum bir şey mi? Yolda selam verilmeyen, görüldüğü zaman yüz çevrilen bir adam var mı? Yok... Çünkü biz onları içimizde yaşatmaya devam ediyoruz. Hiçbir şey olmamış gibi...

Bedel ödetmeyi düşünmediğinizde bedel ödemeye devam edersiniz. Ya da sizin yerinize başkaları öder. Bu şiddetin bedeli bu adamlara ödetilmediği sürece onlar da korkmadan devam edecekler. İş arkadaşımız olarak, komşumuz olarak yaşamaya devam edecekler hiçbir şey olmamış gibi. Biz hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ettiğimiz sürece kadın hiç bir şey olmamış gibi saklamaya devam edecek yaralarını. Adam hiç bir şey olmamış gibi nazikçe selam verecek bize. Biz onu utandıracak bir şey söylemediğimiz sürece kendimizden utanarak yaşamaya devam edeceğiz.

Ve kadınlar öldürülürken birileri kadın cinayetlerindeki artışın 'abartıldığını' söylemeye devam edecek. Biz de sayıların çetelesini tutacağız. Sıranın ne zaman bize geleceğini beklemeye devam ederek...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI