19 Mayıs 2009, Salı

‘Çalışan kadınlara yönelik ayrımcılık ortadan kalkmalı'

İş Kanunu’nda AB’ye uyum çerçevesinde kadın-erkek eşitliği konusunda yapılmak istenen değişiklikler, farklı tepkileri de beraberinde getirdi. Av. Yasemin Öz “Keşke AB sopasıyla olmasaydı” diye konuştu. Doç. Dr. Kadriye Bakırcı “Taleplerimizi dikkate almışlar” dedi.Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanan eylem planında, AB’ye uyum sürecinde İş Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklere yer verildi. Bu değişiklik önerilerine kadın hareketinde yer alan isimlerin tepkileri farklı oldu. Bazı kadın hakları savunucuları yasayı samimiyetsiz bulurken, bazıları da “Olumlu bir adım, destekliyoruz” diye konuştu.

Bu değişiklik önerilerinden bazıları şunlardı: İş Kanunu’da kadınların maden ocakları, kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi işlerde çalışması yasak. Bu yasakların kaldırılması için girişimler başlatılacak. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartların oluşturulmasında ve sona erdirilmesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle farklı işlem yapamayacak. İş Kanunu’nda taciz ve cinsel tacize karşı koruyucu açık hükümler bulunacak. Doğrudan ayrımcılık, dolaylı ayrımcılık, taciz ve cinsel tacize ilişkin tanımlar yer alacak. Ebeveyn izni konusunda AB direktifine uyum sağlanacak. Kadınlara doğumdan önce ve sonra en az 14 hafta izin sağlanacak. Bir kadının işverenine hamile olduğunu bildirmesi ile doğum iznine ayrılması arasındaki dönemde işten çıkarılması yasa dışı sayılacak. Emzirme döneminde annelere yeterli bir süre işe ara verme hakkı verilecek. Hamile, yeni doğum yapmış ve çocuklarını emzirme dönemindeki kadınların tehlikeli, sağlığa zararlı işlerde çalıştırılmaları yasaklanacak.

‘AB sopasıyla olsa da destekliyoruz'

Amargi Kadın Kooperatifi’nden Avukat Yasemin Öz, bu önerileri olumlu bulduğunu söyleyerek “Kadına yönelik ayrımcılığı ortadan kaldıracak her türlü hükmü, her türlü yasal değişikliği destekleriz” dedi. Öz, kadınlara bazı iş kollarının yasaklanmasının anlamsız olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bir kadın bir işi yapamayacağını düşünüyorsa zaten yapmaz. O işe başvurmaz ya da 2 gün çalışır bırakır. Ama hangi işi seçeceğinin kararı kadına ait olmalı. Birileri onun adına karar vermemeli.”
Avukat Öz, yasa değişikliğinin “AB’ye uyum” çerçevesinde gündeme gelmesini ise samimiyetsizlik olarak yorumladı: “İşçiler yıllardır talepleri için mücadele veriyor. İşçilerin, toplum dinamiklerinin sesine kulak vermeyip, bunu AB sopasını gösterince yapmaları, aslında ne kadar samimiyetsiz olduklarını gösteriyor. AB süreci kopsa geriye mi gideceğiz, en başa mı döneceğiz, bilmiyoruz.”

‘AB umrumda değil, önemli bir adım'

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadriye Bakırcı ise “Kimin isteğiyle bu düzenlemelerin yapıldığı umurumda değil, bence bunlar önemli adımlar” diye konuştu.
Bakırcı, bu değişikleri çok olumlu bulduğunu belirterek “Zaten taleplerimiz bu yöndeydi. Bakanlığa bu talepleri bir rapor halinde sunmuştum, demek ki dikkate aldılar” dedi. Kadınların bazı işlerde çalışmaları önündeki yasakların kaldırılması önerisini ilk olarak kendisinin ortaya attığını anımsatan Bakırcı, şöyle devam etti: “Kadınlar, bu tür işlerin dışında bırakılarak daha düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalıyorlar. Ağır ve tehlikeli işlerde işveren işe aldığı bütün çalışanları sağlık kontrolünden geçirmek durumunda. Dolayısıyla bir kadının sağlığı teknik olarak o iş için uygun değilse zaten çalışamaz. Ama bu iş için bir engeli yoksa, çalışıp çalışmayacağının tercihi ona bırakılmalı.”

İşe alımda kota ve kreş

Bakırcı, bu değişiklikler arasında kadınlara işe alımda kota ayrılması ve kreş sayısının fazlalaştırılması gibi kadın istihdamını arttıracak “pozitif ayrımcılığa” dayalı önlemlerin de mutlaka yer alması gerektiğini dile getirdi.