13 Eylül 2009, Pazar

Kadınlar Pameks önündeydi

İstanbul İkitelli’de 10 Eylül günü yaşanan sel baskınında servis aracı olarak kullandırılan yük minibüsünde mahsur kalarak hayatını kaybeden yedi kadın işçi için bugün kadın örgütleri ve çeşitli kurumlardan kadınlar ortak bir eylem yaptı. Dün sabah saatlerinde İstanbul İkitelli’de bulunan Pameks Tekstil önünde gerçekleşen eyleme farklı kentlerdeki kadın örgütleri ve kurumlar da destek verdi.

Özlem Ünal, Naciye Karadeniz, Nuriye Can, Nebahat Salkım, Bircan Karakaş, Altun Yüksel ve Güldane Çiftçi’nin hayatını kaybettiği Pameks Tekstil önünde bir araya gelen yaklaşık 50 kadın “İş güvenliği sağlamayan devlet suçludur”,”Kadınlar boğuldu AKP seyretti”, “Kadınlar boğuldu, patronlar seyretti”, “Sel değil, patron felaketi” sloganları eşliğinde bir basın açıklaması yaptı. “Kızkardeşlerimizi sel değil kar hırsınız öldürdü” denilen basın açıklamasında kadın emekçilerin ölümlerinin kapitalizmin ve yıllardır uygulanmaya çalışılan neoliberal politikaların çirkin yüzünü bir kez daha ortaya çıkarttığı belirtildi.

Açıklamanın ardından eylem sona erdi. Eylemde dikkat çeken bir ayrıntı da son iki gündür emekçilerin öfkesinin adresi haline gelen Pameks Tekstil’in binasında firmaya ait tabelanın kaldırılmış olmasıydı.

Eylemde yapılan basın açıklamasının tam metni şöyle:

7 Kadın Doğal Ölmedi! Öfkeliyiz!
İstanbul’u sel aldı. Her türlü felakette olduğu gibi yoksullar, yoksulların dere yataklarındaki gecekonduları, onların üç kuruşa çalıştırıldıkları uluslararası tekstil devlerinin ve markaların tedarikçisi fabrikaların eşya taşıması gerekirken insan taşıyan araçları sel altında kaldı. Depremde olduğu gibi selde de evlerin içleri caddelere taştı.

Kadınlar plastik kovalarla boşattılar su basan evlerini, çamur deryasına dönmüş evlerinden kurtarabildikleri eşyaların temizliği, korunması onların sırtındaydı, çocuklarını onlar hastanelere taşıdılar, yaşlılara onlar pişirdiler sıcak çorbaları…

Yağmur gibi en sıradan doğa olayının, devletle sermayenin, rant ve kar hırsı nedeniyle büyük felakete dönüştüğü, kent denilen onlar için rant alanı bizim için dert olan İstanbul’da kadınların payına yine ölüm, çaresizlik, keder ve gözyaşı düştü…

Otto Kern, Frank Walder, Marc Aurel, Hucke, Jean Paul gibi uluslararası markalara üretim yapan Pameks Tekstil’de, 7 kadın işçi pencerenin, oturma yerinin olmadığı, kapının arkadan sürgüyle kapatıldığı, can değil mal taşımak için yapılmış bir minibüste boğularak yaşamlarını yitirdiler.

Aynı Bursa’da yangın çıkışları kilitli fabrikada yanarak, Ceylanpınar’da kamyon kasasında taşınırken devrildikleri ırmakta boğularak yaşamını yitiren kız kardeşleri gibi…

Naciye Karadeniz, Nebahat Salkım, Nuriye Taş, Bircan Karataş, Özlem Binal, Fikriye Özen Altın Yüksek, Mevhide Kırcı. Özlemleri, istekleri ayrı ama yaşam ve çalışma koşulları aynı olan yedi kadın, artık yoklar.

“Müşteri memnuniyetini en ön planda tutan, örmedeki gelişmeleri yakından takip edebilmek için teknolojiye yatırım yapmayı” ilke haline getirmekle övünen ama işçiye, mallarına gösterdikleri önemi bile esirgeyen Pameks Tekstil ve onlardan bu “kaliteli ürünü”leri alan Almanya, İngiltere, Fransa, İsviçre, Danimarkalı, insan haklarına saygıyı prensip edindikleri iddiasındaki uluslararası markalardır 7 kadının katilleri.

Kadın işçilerin ölümüyle kapitalizmin ve yıllardır uygulanmaya çalışılan neoliberal politikaların çirkin yüzü bir kez daha görüldü. Neoliberalizmin Türkiye’ye biçtiği rol, ucuz işgücü cenneti olmaktır. Sendikasız, güvencesiz çalıştırılmaktır. Kadın emeği ise ucuzun da ucuzudur.

Patronları taşıma masrafından kurtulsun diye, doğru düzgün bir servis aracına bindirilmediler. Kapalı bir yerde, mal gibi işyerine taşınmaktan başka bir olanağı layık görmüyordu,patronları ve patronları denetlemesi gereken devlet.
Bu ölümler hukuken iş kazasıdır. Sorumluları Pameks patronuyla birlikte tüm dünyaya insanlık dışı çalışma koşulları dayatan uluslararası tekellerdir.

Bu servis ilk kez kullanılmış bile olsa, fabrikanın bahçesinde gerçekleşen bu olay hem hukuksal anlamda hem de bizim vicdanımızda sadece bir iş kazası, bir iş cinayetidir.
Bu cinayetin sorumluları;
Pameks patronu ve onun adına bu işletmeyi yönetenlerdir.
Toplu taşımaya uygunluk belgesi güzergah düzenlemesi ve işçilerin insan taşımaya uygun olmayan bir araçla taşınması kararını verenler yargılanmalı ve neden oldukları ölümlerin hesabını vermelidir.

Hayatını kaybeden 7 kız kardeşimiz için yapacak bir şey kalmadığı ortadadır ancak yeni ölümlerin Pameks patronunun derhal yükümlülüklerini yerine getirmesi sağlanmalıdır.

Biz kadınlar, kızkardeşlerimizin ölü bedenlerinin görüntüsünün gözümüzden silinmeyeceğini biliyoruz. Ve bu görüntünün bir benzerine bir daha tanık olmamak için kararlılıkla sorumluların peşini bırakmayacağımızı ve hukuksal süreçlerden sıyrılmalarına izin vermeyeceğimizi ilan ediyoruz.

İşçilere konuşma yasağı
İkitelli bölgesinde ölen 7 kadın işçinin çalıştığı fabrikada işçilere konuşma yasağı uygulanıyor. Fabrika patronu ve şoför gözaltında. İşçilerin cenazeleri dün kaldırıldı
İkitelli bölgesinde sol portalın yaptığı araştırmada, ölen 7 kadın işçinin çalıştığı fabrikada konuşma yasağı uygulandığı ortaya çıktı.
Görüşleri alınan selzedeler büyük bir felaketle karşılaştıklarını, yardım da ise geç kalındığını anlattılar. Yedi kadın işçinin boğularak öldüğü Halkalı Pameks Tekstil Fabrikası'nda ölümlerle ilgili çalışanlarına konuşma yasağı getirildi. Nebahat Salkım, Nuriye Taş, Bircan Karataş, Özden Binal, Fikriye Özen, Altın Yüksek ve Mevide Kırcı isimli işçilerin servislerinden çıkamayarak boğularak öldüğü olayla ilgili sorularımızı yönelttiğimiz fabrika yetkilileri açıklama yapılmayacağını söyleyerek büyük tepki gösterdi. Yetkililer “Sizinle ne konuşalım. Acımız büyük anlayış gösterin. Muammer Güler zaten yargısız infaz yaptı“ dedi. Sorularımızı cevaplayan fakat adını açıklamak istemeyen bir fabrika yetkilisi, "suların çekilmesi için İSKİ’yi aradıklarını ancak İSKİ’nin bu işi taşeron firmalara verdiğini, onları aramamız gerektiğini onları da aradıklarında ilgilenmediğini" söylerken, işçilerin neden açıklama yapmalarına izin verilmemesiyle ilgili sorduğumuz soru yanıtsız bıraktı.

Cenazeler kaldırıldı
Öte yandan önceki gün yaşanan sel felaketinde servis olarak bindikleri nakliye aracında hayatını kaybeden Halkalı Pameks Tekstil işçisi yedi kadından dördünün cenazesi dün öğle namazını müteakip kaldırıldı. Sel felaketinde yaşamını yitiren yedi kadın işçiden dördünün cenazesinin İstanbul Küçükçekmece İnönü Mahallesi Akşemsettin Camii’nden kaldırdığı bildirildi. Edinilen bilgiye göre, öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazına 400’den fazla kişi katıldı. Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay’ın ve Küçükçekmece Kaymakamı’nın da cenazede hazır bulunduğu belirtilirken, Belediye Başkanı ve Kaymakam’ın camiye arka kapıdan giriş yaptığı ifade edildi. Cenazeye Sefaköy Halkevi üyelerinin yanı sıra, ÖDP, TKP ve EMEP temsilcilerinin de katıldığı bildirildi. Sefaköy Halkevi üyeleri yaşamını yitiren işçilerin ailelerine daha sonra taziye ziyaretinde bulunacaklarını belirttiler. Diğer yandan, Pameks Tekstil işçisi yedi kadından diğer ikisinin cenazesinin Halkalı Camii’nden kaldırıldığı ifade edilirken, diğer kadın işçinin cenazesinin ise memleketine gönderildiği bildirildi. Yaşanan sel felaketinde yaşamını yitiren bir diğer tekstil işçisi Yüksel Aktürk’ün cenazesinin ise ikindi namazını müteakip İnönü Mahallesi Ulu Cami’den kaldırılacağı ifade edildi. Fame Tekstil işçisi Aktürk’ün cenazesi Kanarya Mezarlığı’na defnedilecek.

Tekstil-Sen:Kaza değil, cinayet!
Tekstİl-Sen Genel Sekreteri Beycan Taşkıran, Halkalı'da bir tekstil firmasının işçilerini taşıyan servis aracının camları olmadığı için 7 kadının yaşamını yitirdiği olaya ve iki tekstil işçisinin çalıştıkları fabrikanın bodrum katını sel sularının basması sonucu ölümlerine dikkat çekti. Yaşanan ölümlerin fabrika işçisinin can güvenliğinin olmadığını bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade eden Taşkıran, ''Hepimiz yıllarca, fabrikalarda, atölyelerde işçilik yaptık. Camları olmayan o ölüm servislerine binerek işe gidip geldik. Bu örnek, tablonun sadece bir yüzü. Sel felaketiyle açığa çıkan bu skandalı hemen hemen tüm işçiler her gün yaşıyor'' dedi.
Felakette yaşamlarını yitiren işçilerin büyük çoğunluğunun kayıt dışı çalıştırılma olasılığının yüksek olduğunu ifade eden Taşkıran, ''Tekstil patronları yetkililerden aldığı güçle bu cesareti kendilerinde buluyor. Yaşanan ölümler kaza değil, açık cinayettir. Bu ölümlerin sorumlusu devlettir. Sermaye patronlarıdır''diye konuştu. Taşkıran, sel felaketinin ilk vurduğu yerler olan fabrika ve atölyelerde incelemelerde bulunacaklarını söyledi./sendika.org-birgün