24 Kasım 2009, Salı

Kadına yönelik şiddet tartışılıyor

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle Demokratik Özgür Kadın Hareketi "Kadına yönelik şiddetin boyutları" konulu panel düzenledi. Türk Tabipler Birliği de, yaptığı açıklamada, hukukun kadın cinayetlerine gerekçe üretmesinin son derece tehlikeli ve kabul edilemez olduğuna dikkat çekti.

Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) DTP Fatih İlçe binasında "Kadına yönelik şiddetin boyutları" konulu panel düzenledi. Panelde "Şiddetin kadın yaşamına yansıması" konusunda sunumda bulunan DÖKH Üyesi Yıldız Özer, Türkiye'deki kadına yönelik şiddete dikkat çekti. "Türkiye'de en çok Kürt kadınları olarak bizler devletin şiddetine maruz kalıyoruz" diyen Özer, kadınların ev içinde, dışarıda her yerde şiddete maruz kaldığını söyledi. Türkiye'de yaşanan göçlerin de şiddetin bir boyutunu ifade ettiğine dikkat çeken Özer, "Bizler topraklarımızdan, arkadaşlarımızdan, ülkemizden, dilimizden yoksun bırakılmışız. En büyük şiddet budur" diye konuştu. Gökkuşağı Kadın Derneği Üyesi Nazmiye Ülker ise kadına yönelik şiddetin boyutlarına ilişkin sunumda bulundu. Ülker, kadına uygulanan şiddetin sadece fiziki bir şiddet olmadığını belirterek, "Fiziki şiddet sadece, şiddetin görünen yüzüdür. Kadınlar, fiziki, ruhsal, cinsel ve sözlü şiddete maruz kalıyor. Onun için şiddetle mücadele çok boyutludur. Şiddetle mücadele uzun soluklu bir mücadeledir" dedi.

Ayrıca Türk Tabipler Birliği de (TTB) konuyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, evli, bekâr ya da eğitimli olup olmamanın kadına dönük olan şiddeti değiştirmediğine dikkat çekildi. Açıklamada, "Kadınlar yaş ve sosyo-ekonomik durum ayırt edilmeksizin ayrıldıkları ya da evli oldukları eşleri, sevgilileri, babaları, ağabeyleri tarafından 'boşanmak istedi, cilveli saati sordu, beyaz tayt giydi, sevişmek istemedi, izinsiz alışverişe çıktı' diye öldürülüyorlar, intihara zorlanıyorlar" denildi.

‘KADIN ÖLÜMLERİNİN SORUMLUSU KAPİTALİST SİSTEM’

Açıklamada, Adalet Bakanlığı verilerine göre töre ve namus cinayetlerinin de aralarında bulunduğu değişik nedenlerden dolayı öldürülen kadın sayısının her geçen yıl arttığına dikkat çekilerek, cezalandırılan faillerin tamamının haksız tahrik indiriminden yararlanarak hafif ceza aldığına vurgu yapıldı. Açıklamada, hukukun kendisinin cinayetlere gerekçe üretmesinin son derece tehlikeli ve kabul edilemez olduğu kaydedildi. Kadın ölümlerinden sorumlu olanların bizzat kapitalist sistemin patronları olduğuna vurgu yapılan açıklamada, "Yüz binlerce kadın işçi sel, yangın, ağır iş koşullarında meslek hastalıkları, kanser, solunum yolu hastalıkları, eklem ve romatizmal hastalıklara yakalanma tehlikesiyle yüz yüze yaşıyor" diye kaydedildi.

(diha)

Anahtar Sözcükler