08 Mart 2010, Pazartesi

Anayasa Kadın Platformu pozitif ayrımcılık istiyor (Anayasa Tartışmaları-3)

Hükümet - Yargı krizinin ardından yeniden alevlenen anayasa tartışmalarına temkinli yaklaşan kadın örgütleri, son üç yıldır oluşturdukları platformla ortak bir çalışma yürüttü. 90 kadın kurumunun bir araya gelmesiyle oluşan Anayasa Kadın Platformu, kadınların kanun önünde erkeklerle eşit gösterilmesinin yetmeyeceği, pozitif ayrımcılık içeren ibarelerin anayasaya eklenmesini ve Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'nin (CEDAW) referans alınmasını istiyor. Anayasa LGBTT Komisyonu ise eşcinsellerin yasal olarak tanınmasına engel olan 10. maddeye itiraz ediyor.

FATMA KOÇAK / ÖMER ÇELİK

2007 yılında 90 kadın örgütünün bir araya gelmesiyle oluşturulan Anayasa Kadın Platformu, anayasa maddeleri arasında kadına yönelik negatif ayrımcılık besleyen maddelere yönelik ortak bir çalışma yaptı. Hazırlıklarını kamuoyu ile paylaşanı temel itiraz noktalarını, kanun önünde eşitlenmenin yetmeyeceği ve 'pozitif ayrımcılığın' güçlendirilmesi oluşturuyor.

CEDAW REFERANS OLMALI

Anayasa'nın hazırlanış aşamasında da kadınları aktif rol almasını isteyen kadınlar yayınladıkları bildiride, "Türkiye'nin 'sivil' anayasa tartışmaları içinde olmasını önemsiyoruz. Ancak, yürütülen sürecin şeffaflık, katılımcılık ve daha özgürlükçü bir Anayasa hazırlanması üzerine örgütlenmesi, asla ve asla aceleye getirilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Sivil Anayasa hazırlanmasının öznelerinden biri olarak sivil toplum kuruluşlarının bu sürece katılımını, bütün sürecin de tartışmaya açılmasını talep ediyoruz. Yeni Anayasa Taslağının hazırlanmasına kadınların, eşit oranda ve aktif olarak katılımı sağlanmalı diyoruz" diye belirtmişti. Anayasa, sadece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi değil, Avrupa Sosyal Şartı, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve eki tavsiye kararları gibi Türkiye'nin taraf olduğu tüm ilgili sözleşme, direktif ve sözleşmeler referans alınarak hazırlanmasını isteyen kadınlar, eşit özgürlükçü ve pozitif ayrımcılık içerin bir anayasa taleplerini ortaya koyuyor.

KADINLARIN DEĞİŞİKLİK İSTEDİĞİ MADDELER

Eşitlik ilkesine vurgu yapan kadınlar; "Devletin temel amaç ve görevi, demokrasiyi, insan onurunu korumak; kadın-erkek eşitliğini fiilen sağlamak; kişilerin hak ve özgürlüklerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkelerine aykırı olarak sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal bütün engelleri kaldırmak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak suretiyle insanların maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaktır. Herkes dil, ırk, etnik köken, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep, medeni hal, yaş, engellilik ve benzeri nedenlerle ayırım gözetilmek-sizin yasa önünde eşittir. Doğrudan, dolaylı veya sonuçlardaki her türlü ayrımcılık yasaktır. Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak engelliler, çocuklar ve yaşlılar lehine alınacak özel önlemler eşitlik ilkesine aykırı sayılamaz" diyor.

'SOYUT KAVRAMLAR YERİNE NET TANIMLAMALAR OLMALI'

Anayasa'nın soyut kavramlar yerine net ve anlaşılır tanımlardan oluşmasını talep eden platform; "Temel hak ve özgürlükler 'genel ahlak', 'milli güvenlik', 'kamu düzeni' ve 'genel sağlık' gibi soyut ve keyfi, içeriği kişiden kişiye, zamandan zamana değişen gerekçelerle sınırlandırılmamalıdır. Dolayısıyla, taslağın bu maddelerindeki bu ifadeler çıkarılmalıdır. Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma, bunlara üye olma ve üyelikten ayrılma özgürlüğüne sahiptir. Devlet, vatandaşların her düzeyde alınan kararlara ve uygulamanın denetimine demokratik katılımını sağlamak amacıyla sivil toplum örgütlenmesini ve örgütlerini destekler" dedi. Ekonomik ve sosyal alanda pozitif desteğin olmazsa olmaz olduğunu dile getiren kadın örgütleri, "Ekonomik ve sosyal yaşamda yüzyıllardır süren negatif ayrımcılık nedeniyle eğitim, iş ve benzeri alanlarda her türlü yarışa dezavantajlı olarak başlayan kadınların bir de zorunlu vatan hizmeti uygulamasıyla yükümlü tutulması ihtimalini içermesinden dolayı, günümüz koşullarında kadınlar açısından ek sorunlar doğuracağı için bu maddenin değiştirilmesini talep ediyoruz" diye belirtti.

'SİYASET VE YÜKSEK ÖĞRENİMDE TEMSİL İÇİN POZİTİF AYRIMCI UYGULAMALAR GEREKİYOR'

Siyasette temsil eşitliğine yönelik, Yüksek Seçim Kurulu, seçim sonucunda her bir cinsiyetin artı/eksi 5 tolerans payıyla en az yüzde 50 temsil ve katılımını sağlama ilkesine uymayan aday listelerini reddetme ve listelerini bu ilkeye uygun olarak düzeltmeyenlerin seçim dışı bırakılmasına karar vermesini öneren Anayasa Kadın Platformu, "Başkanlık Divanı, Meclisteki siyasî parti gruplarının milletvekili sayısı oranında katılmalarını ve cinsiyetler arası eşit temsili sağlayacak şekilde kurulur. Siyasî parti grupları Meclis Başkanlığı için aday gösteremezler. Başkanvekillerinin, kâtip üyelerin ve idare amirlerinin sayısı ve seçim usulleri Meclis İçtüzüğünde cinsiyetler arası eşit temsil ilkesi gözetilecek şekilde belirlenir. İçtüzük hükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclisin bütün faaliyetlerine milletvekili sayısı oranında ve cinsiyetler arası eşit temsil ilkesi çerçevesinde katılmalarını sağlayacak şekilde düzenlenir. Bakanlar, milletvekilleri veya milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlar arasından, cinsiyetler arası eşit temsil esasına uygun olarak Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır; gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir.
Yeni fıkra (.) Başbakan, Başbakan yardımcıları ve Bakanların seçim ve atamalarında cinsiyetler arası eşit temsil ilkesi gözetilir" önerisinde bulundu.

Kadınlar ayrıca, "Yükseköğretim Kurulu, üniversite ve yükseköğretim kurumlarında görevli profesörlerin kendi aralarından seçeceği on bir üyeden oluşur. Üyeler, cinsiyetler arası eşit temsil ilkesine uygun olarak seçilir" önerisinde bulunarak, anayasada, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamanın bir aracı olarak, ulusal eylem planları hazırlayacak ve uygulanmasını denetleyecek, kendine ait bir bütçesi olan, bağımsız bir Kadın-Erkek Eşitliği Ulusal Mekanizmasına yer verilmesini istedi.

ANAYASA LGBTT KOMİSYONU; 10. MADDEYE 'CİNSEL YÖNELİM'İN EKLENMESİNİ İSTİYOR

Eşcinsel örgütleri de Anayasa LGBTT Komisyonu'nu oluşturarak, taleplerini dile getirdi. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne vurgu yapan eşcinsel örgütler, 1982 Tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda, görünmez kılındığını belirtti. Örgütler, özellikle 10. Maddesine göre: "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" şeklindeki düzenlemeye cinsel yönelimin eklenmemesinin eşcinselleri hukuk önünde görünmez hale getirdiğini vurguladı. Eşcinselleri talepler arasında şunlar bulunuyor; '10. Madde metnine bakıldığında, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep' gibi ayırımcılık sebeplerine açıkça yer verildiği halde 'cinsel yönelim' ve 'cinsiyet kimliği' olgusuna yer verilmemektedir. Ancak madde metninde belirtilen '…ve benzeri sebeplerle' ibaresi geniş yorumlanarak cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayırımcılığı da bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi gerekirken bugüne kadar bu madde eşcinsellerin maruz kaldıkları ayrımcılıklar için hiçbir zaman uygulanmamıştır. Anayasa LGBTT Komisyonu olarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tüm vatandaşların haklarını koruyan ve tüm ayrımcılıkları önleyici maddeleri içerecek şekilde Anayasa'nın 'kanunlar önünde eşitlik'i düzenleyen 10. maddesine 'cinsel yönelim' ve 'cinsiyet kimliği' ibarelerinin eklenmesini talep ediyoruz."

(diha)