21 Eylül 2010, Salı

Tecavüz rekor kırmış, bizim millet tecavüzcü çıkmış!

ASLI ALPER aslialper@gmail.com

Geçen sabah sıra ile takip ettiğim internet gazetelerine ek olarak Milliyet gazetesinin internet sayfasını açtım. Sayfanın sağ yanında şöyle bir başlık duruyordu "Fatmagül'e Tecavüz Rekor Kırdı". Başlığa konu olan; hepimizin bilmek zorunda bırakıldığı TV dizisinde geçen bir sahneydi. Genç bir kız, 4 erkeğin tecavüzüne uğruyor. Ve bu sahne reyting rekorları kırıyor! Reyting rekorları yetmemiş olacak ki, işte o sahne diyerek isteyenlere defalarca ve defalarca tecavüzü izleme imkânı veriliyor.

Tecavüz sahnesi ile reyting toplayan medya!

Defalarca bu sahneyi izlemekten zevk alan tecavüzcü bir millet!

Bu da yetmiyor; Facebook, twitter gibi "sosyal paylaşım" adı altındaki sitelerde gençler arasında; "gece sevgilisine gidiyor olmak, kırmızı elbise giyiyor olmak, düştüğü derede ıslanarak gençlere göz banyosu yaptırmak" gibi nedenlerle tecavüzcüler değil, kadın suçlanıyor. "Sabaha karşı ne işin var dışarıda?" diyerek kadından hesap soruyor gençliğimiz!

Neden şaşırıyorum ki; bu hükümet, cinayetleri, tecavüzleri, cinsiyet ayrımcılığını bir devlet politikası haline getirmedi mi? Medya yıllarca bu cinayetleri, tecavüzleri meşrulaştırarak suça ortak olmadı mı? Sistemin öğrettiklerini uyguluyor gençler de!!!

Mahallelerinde, evlerinde namus bekçiliği yapan erkekler tecavüzü defalarca seyrederek reyting rekorları kırdırıyor. Ülkemizin televizyonu tecavüz sahnesi ile kasasına yeni banknotlar koyuyor. Bu arada 6 ayda tecavüze uğrayan 114 kadın izliyor bu sahneleri. Tecavüzcüleri ile evlendirilen kadınlar da... Siirt'te tecavüze uğrayan çocuklar da...

Ve bazılarımız insan olmaktan vazgeçiyor!

"Çok acı var, dayanamıyorum" demişti Dicle Koğacıoğlu, giderken ardında bıraktığı notta. İncelediği töre cinayetlerine kurban gidenlerin acısına mı dayanamamıştı, kadın bedenleri üzerinden yapılan namus bekçiliğine mi? Yoksa defalarca ve defalarca bir tecavüz sahnesini izleyerek çekirdek çitleyen zihniyete mi?

Haziran ayında bir yazıma şöyle başlamıştım: "Son 7 yılda kadın cinayetleri yüzde bin 400 artmış. 6 ayda 135 kadın öldürülmüş. Yine 6 ayda 51 kadın gördüğü şiddet nedeniyle yaralanmış, 114 kadın tecavüze maruz kalmış. 15 kadın kaçırılmış, 36 kadın intihar etmiş...

Günler gecelere, geceler günlere devriliyor. Rakamlar değişiyor. Değişmeyen tek şey içimizdeki acı."

Rakamlar yine değişti. Bu acı da insan kalabilenlerin utancına dönüştü. Ama biz, yine de vazgeçmeyeceğiz kadın olmaktan. Biz, yine de vazgeçmeyeceğiz kadın olduğumuzu haykırmaktan.

Bizlere gösterilen şiddete rağmen, namuslarımızın bekçilerine rağmen, ayrımcılığa rağmen, bizleri okula göndermeyenlere rağmen, işsizliğimize rağmen, istemediğimiz çocukları doğurmak zorunda olmamıza rağmen, üzerimizde ki şiddete rağmen, ayrımcılığa rağmen, hastalıklı zihniyetlere rağmen vazgeçmeyeceğiz kadın olmaktan.

Ve inadına giyeceğiz kırmızı basma elbiselerimizi!

Bağlantılı Haberler