CİNSEL ŞİDDET
Taciz ve tecavüze karşı 'ortak mücadele hattı'
Artan tecavüz ve şiddet olaylarını değerlendiren kadınlar, sistemin çocukları ve kadınları değil, erkekliği korumaya çalıştığını belirtti. Yaşananların ört bas edilmesi için emniyet ve basının devreye girdiğine dikkat çeken kadınlar, "ortak mücadele hattı" oluşturma çağrısında bulundu.
Son bir yıl içerisinde artan siyasi baskılara paralel olarak, toplumun her alanında kadına dönük baskı, taciz, tecavüz ve şiddet olayları da arttı. 8 ay önce Diyarbakır'da DÖHK üyesi S.B. polisler tarafından yapılan ev baskınında cinsel tacize maruz kaldı. 16 Nisan'da Diyarbakır'da BDP Kadın Meclisi üyesi bir kadına yönelik tecavüz girişiminde bulunuldu. Özellikle Kürt kadın siyasetçilerine yönelik artan cinsel içerikli saldırılarla birlikte İstanbul'da da EKD'li kadınlara yönelik taciz saldırıları yapıldı. BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'in Meclis'teki konuşması ise engellenmeye çalışıldı. En son Siirt'te 7 ilköğretim okulu öğrencisinin 100'ü aşan erkek tarafından 2 yıl boyunca tecavüze uğradığı basına yansıdı. Artan olaylara tepki gösteren kadınlar ise
SDP'Lİ ERGÜN: KADINLAR ORTAK BİR MÜCADELE HATTI OLUŞTURMALI
Son günlerde yaygınlık kazanan bu tür saldırılara kadınlardan ortak tepki geldi. Tüm bu şiddet olaylarının birbiriyle bağlantılı olduğuna dikkat çeken SDP Genel Başkan Yardımcısı Yeşim Ergün, Siirt olayında ismi geçen tecavüzcülerin içinde polis, asker, esnaf, müdür yardımcılarının bulunmasının bunun bir kanıtı olduğunu belirterek olayı bilen herkesin de suç ortağı olduğunu ve devletin bunları korumak için harekete geçtiğine bildirdi. Son dönemlerde gelişen tecavüz olaylarının münferit olaylar olmadığına dikkat çeken Ergün, tecavüz olaylarının kalıplaşan erkek egemen kültürün bir sonucu olduğunu belirtti. Ergün, "Siirt'te yaşanan olay tam anlamıyla bir vahşettir. Gerçekten bunu sadece bir erkek egemen kültür olayıyla değerlendirmek mümkün değil. Bu bir vahşet" dedi. Çocuk istismarının bu olayda çok belirgin ortaya çıktığına vurgu yapan Ergün, toplumdaki ahlak anlayışının ikiyüzlülüğün de bu olayla ortaya çıktığını kaydetti.
Olayın devletle bağlantılı olduğunu ifade eden Ergün, "Tam bir erkek dayanışması görüyoruz. Ben sadece bu olaya yeltenen 100 kişiyi belirtmiyorum. Basın bunun içinde, Emniyet bunun içinde, okul yönetimi bunun içinde. Bu olayı bilen herkes bu olayın içinde. Basın yasağı konularak failler korunuyor" ifadesini kullandı. Ergün, hem politikleşmiş kadınlara hem de sıradan kadınlara yapılan bu ortak saldırıların üzerinde durulması gerektiğini belirterek, "BDP'lilere yapılan taciz girişimleri, Siirt olayı ve Sebahat Tuncel'e gösterilen şovenist, milliyetçi yaklaşımları iyi okumalıyız ve bunun karşısında durmalıyız" dedi. Taciz, tecavüz olaylarına karşı kadınların aktif bir muhalefet yapmasını isteyen Ergün, "Eylemliliklerimiz kazanımlar elde etmeye yönelik olmalı. Örneğin tecavüzle ilgili özel dayanışma hatları yok. Tecavüz mağdurlarını ancak basından takip ediyoruz. 2009'da 848 kadın cinayeti olmuş. Bunun veriler toplanmaya başladı. Aynı şey tecavüz olayları içinde geçerli olmalı" diye konuştu.
BDP'Lİ ÇELİK: BU OLAYLARI YAPANLAR SİSTEMİN SİVİL UZANTILARIDIR
BDP Ankara İl Eşbaşkanı Şengül Çelik de halkları, kimlikleri, cinsleri egemenliği altına almak isteyen ve bunun için her tür yöntemi kendine meşru gören bir sistemle karşı karşıya olduklarını ifade etti. Çelik, bu olayları gerçekleştirenlerle, taciz ve tecavüz yöntemlerinde bulunanlarla yargı ve basının dayanışma içinde olduğunu kaydetti. DÖKH ve BDP'li kadınlara yönelen cinsiyetçiliği de değerlendiren Çelik, "Özellikle politik bir güç haline gelen Kürt halkını sindirmek için bu yöntemlere başvuruyorlar. Ama Kürt halkı artık uyanıktır, haklarını savunmasını biliyor. Namusumuz özgürlüğümüzdür diyoruz bunu iyi anlamalılar" dedi. Siirt'teki olayı da çocuk istismarcılığının en vahşi boyutu olduğunu kaydeden Çelik, "Örgütlü bir şekilde tüm muhalif güçler bir araya gelerek bunun karşısında durmamız gerekiyor" dedi.
ÖZGÜRLÜKÇÜ SOSYALİST PLATFORMU'DAN ERCAN: KIZIMI OKULA GÖNDERMEKTEN KORKUYORUM
Özgürlükçü Sosyalist Platform üyesi Şükriye Ercan'da bu olayların sürpriz olmadığını ama son dönemlerde daha da yaygınlaştığını belirtti. Yıllarca kız çocuklarının okula gitmesi için mücadele yürüttüklerini belirten Ercan, " Ben bir anneyim ve kızımı okula gönderirken çok tedirgin oluyorum. Yıllarca kızlarımızın okula gitmesi için mücadele ettik. 'Haydi kızlar okula' dedik. Ama şimdi göndermekten çekiniyorum" ifadesini kullandı. Bunun sisteme, eğitimin cinsiyetçi yapısına duydukları güvensizliğin bir sonucu olduğunu ifade eden Ercan, eğitimin, sistemin cinsiyetçi karakteri değişmedikçe bunun aşılamayacağını belirtti. Cinsel tacizin bir boyutunun da kadınları sindirmek olduğuna dikkat çeken Ercan, Başbakan'ın 'Gidin evlerinizde oturun, üç çocuk doğurun" söyleminin de bunun en açık ifadesi olduğunu belirtti. Siirt'teki olayla birlikte hemşericilik olgusunun da ön plana çıktığını belirten Ercan, AKP Siirt Milletvekili'nin ısrarlı Siirt'in muhafazakâr bir kent olduğunu ve bu konuların konuşulmasında duyduğu rahatsızlığı ifade ettiğine işaret etti.
EĞİTİM SEN ÜYESİ ERDOĞAN: VAR OLAN SAVAŞ TECAVÜZ VE ŞİDDETİ BESLİYOR
Eğitim-Sen üyesi Güldane Erdoğan'da taciz ve tecavüz olaylarının Kürt sorunundan kaynaklı yaşanan ve gittikçe yaygınlaşan şiddet kültürünün sonucu olduğunu belirterek, son dönemlerde intihar adı altında artan kadın cinayetlerinin, tecavüzün, vahşet niteliğindeki olayların ve daha nice olayın arkasında yaşanan savaş olgusunun olduğunu ifade etti. Cinsiyetçi yaklaşımların kurumlaştığına dikkat çeken Erdoğan, eğitim sisteminin de bunun bir parçası olduğunu belirtti. Diyarbakır'da BDP Kadın Meclisi üyesine yapılan uygulamanın spontane bir olay olmadığına dikkat çeken Erdoğan, "Politikleşmiş kadında dahil olmak üzere kadınlar üzerinde hakimiyet alanının genişletmek isteyen erkek kendisine her şeyi hak görüyor. Nitekim sistemde onu koruyor" dedi.
Siirt'teki toplu tecavüz olayının sadece kadınların değil insanlığın onurunu zedeleyen bir olay olduğunu kaydeden Erdoğan, "Meclis'te bile Sayın Sebahat Tuncel'i konuşturmayan, milliyetçi, şovenist, intikamcı bir yaklaşımla üzerine yürüyen bir zihniyetten bahsediyoruz. Çocukta olsa kadında olsa gereken yapılacaktır diyen bir zihniyet. Bunun anlamı şiddettir ölümdür" ifadesini kullandı. Daha önce Akşam gazetesi yazarı Serdar Turgut'un da bazı söylemlerinin olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Bu söylemleri kullanan kesimlere ceza uygulanmadığı, sistem bunların hepsini koruduğu hatta teşvik ettiği için bu olaylar yaygınlaşıyor" dedi. Erdoğan, bunun değişmesinin de sadece kadınların mücadelesine bağlı olduğunu ifade etti.
Ankara - DİHA